Batı’da değişen bir şey yok. Her şey eskisi gibi! Batı; gene ikiyüzlü, gene sahtekâr, gene cahiliye döneminde olduğu gibi helvadan yaptığı putlarını yemekle meşgul!
Bizimkiler, demokrasi nöbetleri (!) tutmaya devam etsinler.
Bizimkiler, demokrasi şehitlerini (!) ana dursunlar.
Bizim hocalar, hâkimiyet milletindir (!) yazılı afişlerin önünde dua etmeye devam etsinler.
Halbuki ne demokrasi Batılının umurunda, ne insan hakları, ne de hâkimiyetin kime ait olduğu.
Batı, darbeyi destekler mi?
Destekler.
Batı’nın çoğulculuk diye bir derdi var mı?
Hayır.
Batı için hâkimiyetin kime ait olduğunun bir önemi var mı?
Yok.
Yok derken sembolik anlamda yok.
Her şeye Batı sisteminin hâkim olmasını istediği bilinen bir gerçek.
Peki, o halde kim uyduruyor bu sloganik şeyleri?
Bir de, tabi millet soruyor: Uykusu gelince göz kapaklarının kapanmasına hâkim olamayanlar nasıl hakimiyet sahibi olacak?
Bakın ilaveten şunlar da söyleniyor.
İnsanoğlu uyumaya mahkûm.
Acıkmaya, susamaya mahkûm. Ölmeye mahkûm. O halde hâkim olma, hâkimiyet işi nerden çıktı?
Batı’dan.
Batı bunu nerden uydurdu?
İşine öyle geliyor hınzırın.
Yani, yığınları bu tılsımlı sözlerle avutabileceğine inanıyor.
Peki, Batının bazı uygulamalarına itiraz ederken bazılarını alıp bayraklaştırmak da neyin nesi?
Bir sürü cevapsız sorular...
At izi it izine karışmış durumda. Ortada bir ton bilgi var, soru var. Bir o kadar da senaryo. Hangisi doğru, gerçek nedir, bilen yok. Gerçi gerçeği arayan var mı, ondan da emin değiliz.
Birçoğu alıcılarını kapatmış maalesef.
Her şeye mi?
Her şeye kapalı değil elbet.
Dilerseniz bir örnek verebiliriz.
Hani, geçmişte Ergenekon meselesi vardı. Şimdilerde nasıl ki “FETÖ” varsa, o Zaman da “ETÖ” vardı. ETÖ aşağı, ETÖ yukarı. Tıpkı şimdi olduğu gibi; o zaman da iktidar kadrosu ETÖ’yle yatıyor, ETÖ’yle kalkıyordu. Farklı sese kendilerini kapatmışlardı. Şimdi de benzer bir durumla karşı karşıya değil miyiz?
Bu sıralar bir de Başbakan Erbakan ağızlarda. Maşallah herkesin bir Erbakan’ı var! İhtiyaçlarına göre ileri sürdükleri o asrın lideri ERBAKAN...
Yeri geldiğinde “bunlar da Hoca’nın talebeleridir” diyenlere, Hocamızın uygulamalı olarak orta yolu önerdiğini söylesek acaba bir faydası olur mu?
Hocamız içeride orta yoldan bahsederken bahçede top oynamayı tercih edenden Nasıl bir anlayış beklenir ki?
Evet, asrın lideri darbeci değildi. O darbelerin karşısında idi. Darbelerden en çok çekenlerden biriydi o. O, aynı Zaman’da kimseyi darbecilere ezdirmeyen bir liderdi. O, asla işbirlikçi olmadı. Yerliydi ve milli’ydi.
Kötülüklerin farkındaydı. Ama kimseyi yok etmeden yana değildi. O, düzeltmeden yanaydı. Onun gözünde herkes insanlığın kurtuluşu yolunda hizmet etme potansiyeline sahiptir. Yeri ve zamanı geldiğinde herkes gerçeği fark eder ve doğrunun yanında yerini alır. Tabi, kuru bir beklenti içerisinde değildi. Hakikatin anlaşılması için gecesini gündüzüne katarak çalışırdı. Onun tek bir gayesi vardı. O da; Hakkın hâkim olması idi.
Şu da iyi bilinmelidir ki:
Darbecilik çapsızların işidir.
Çapsızlar da, hiçbir zaman kime hizmet ettiklerinin farkında olacak çapta olamazlar.
Asıl darbecinin başı Batıdır. Batının öldürücü darbesi ise, kendi üretimi olan ve hiçbir işe yaramayan kripto virüslü klişe sözlerdir.