Darbeci ABD ve Kuklaları

Abone Ol

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

DARBELERİN arkasında ABD’nin olduğu kimsenin meçhulü değil! Her darbe sonrası ABD’nin, “Bizim çocuklar darbe yaptı” diyerek kibirlendiğini biliyoruz. Bu sefer iş tersine döndü. Türkiye halkı, “Dur bakalım, bu ülke sahipsiz değil” diyerek tarihi feraset ve kahramanlığıyla darbecilere en güzel dersi verdi.

ABD’nin darbeyi koordine ettiğinden şüphe yok! Pentegon’a; Türkiye, Irak, İran konularında danışmanlık yapmış analist Michael Rubin, “ABD, Türkiye’de Darbe Planlıyor” başlıklı bir makale yazdı. Rubin, makalesindeki bilgileri tamamen Newsweek’te yayınlanan haberlere dayandırdı. (15.7.2016)

Darbe günü CIA’nın Türkiye’yle ilgili en önemli isimleri Graham Fuller ve Henry Berker’in ülkemizde olması tesadüf mü? Darbe başarılı olmayınca, GrahamFuller’in darbeci 8 askerle Yunanistan’a kaçtığı, askerlerin bu yüzden iade edilmediği haberleri yalanlanılamadı. Dahası, darbeyi Fuller’in organize ettiği haberleri yayıldı.

Darbe ertesinde ABD adına açıklama yapan Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Joseph Votel, “Darbenin arkasındayız” diyordu. Bu sözler ABD’yi telaşlandırdı. Durumu kurtarmak adına Beyaz Saray Sözcüsü EricSchultz, “spekülasyon ve asılsız” diyerek açıklamayı yalanladı.

Dünya, “Başarısız darbeyi CIA Başkanı John Brennan yönetti” (22.7.2016) haberleriyle çalkalandı. CIA Başkanı’nın, “Darbe girişimi sonrası Türkiye’de gerilmeler yaşanacak” sözü, ABD’nin darbenin tam içinde olduğunun delili. Bu yüzden Batılılar Türkiye’ye “geçmiş olsun” diyemediler.  

İncirlik Üssü darbede tatbikat ve komuta merkezi olarak kullanıldı. ABD’li yöneticiler İncirlik’te cuntacılarla defalarca görüştü.

İKİYÜZLÜ BATI

DARBE girişiminin içinde ABD’nin; ona bağlı olarak CIA, AB, NATO’nun bulunması, Batı’nın Türkiye’ye karşı topyekûn saldırıya geçtiğini gösteriyor. FETÖ bu işte işbirlikçi, taşeron, kukla olarak kullanıldı. Bütün oklar kuklaya çevrilir, onunla ilgili her şey konuşulup yazılırken; “üst akıl” durumundaki ABD itinayla gözden kaçırılmaya çalışılıyor.

Cumhurbaşkanı defalarca “darbenin kökünün dışarıda olduğunu” söyledi. Darbecinin senelerdir ABD’de ısrarla himaye ediliyor olması düşündürücü. ABD’nin, Pensilvanya ve İncirlik üzerinden Türkiye’yi kontrol ettiğinin gizli, saklı tarafı kalmadı.

Darbe girişimine öncülük eden cuntacı askerlerin birbirini tanıması için 1 Dolar’ın seri harflerinin şifre olarak kullanılması olayın Siyonizm boyutunu açık ediyor. Erbakan Hoca, “Dolar Amerikan para birimi değil; Siyonizm’in para birimi ve kimlik kartıdır” derdi. Siyonizm’in dünya hâkimiyeti ideali için gerekli çalışma şifresi, 1 Dolar üzerinde yer alan 13 katlı piramitte gizliydi.

Darbe girişiminde, CIA ve Pentagon başrolü oynamışsa ortada ciddi bir tehlike var demekti. O tehlike Türkiye’nin iç savaşla bölünmesiydi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, tehlikeyi açıkladı: “15 Temmuz sadece bir darbe değil; aynı zamanda tıpkı Suriye, Irak, Libya gibi Türkiye’de iç savaş çıkarma girişimidir.”

PKK ve Barzani’nin darbeye destek vermesi bu gerçeği ortaya koymaktadır. Türkiye, bundan sonraki yol haritasını bu gerçekler ışığında çizmek zorundadır. Varlığımızın devamı buna bağlıdır.

GERÇEK HALK HAREKETİ

KÜRESEL güçlerin FETÖ’yle gerçekleştirdikleri darbe girişiminin başarısızlığı Allah’ın milletimize yardım ve merhametidir. Cumhurbaşkanı ve siyasi partilerin gayretleri inkâr edilemez. Ama darbenin önlenmesinin asıl kahramanı aziz milletimizdir.

Halk, daha işin başında, TSK ve FETÖ cuntası olarak ordunun ikiye bölüneceğini anladı. Bu çatışmanın faturasının çok ağır olacağını gördü. Kardeş kanı dökülmemesi, Türkiye’nin parçalanmaması adına, işin başa düştüğünü fark etti. Hiç düşünmeden vücudunu tanklara siper etti; ölüm pahasına tankların üzerine atladı. Darbecileri perişan etti. Kimisi şehit oldu, kimisinin kolları, bacakları koptu. Bu basiret ve duyarlılık iyi kavranmalıdır. Yöneticiler zaaf gösterse de, halk kararlıydı. Yıllardan beri özlediğimiz muazzam birlikteliği oluşturdu. Bu atmosfer korunmalıdır.

Kenetlenme adına, Pazar günü Yenikapı’da yapılan “Büyük Buluşma”ya 2 partinin davet edilmesi bir zaaf göstergesidir. Mitingde 80 milyonun tamamı temsil edilmeliydi. Özellikle Saadet Partisi… 47 yıllık Milli Görüş tarihinde FETÖ’cülere hiç yüz vermedi. Sağlam duruşuyla ülke menfaatleri konusunda tavizsiz oldu. Hep milli kaldı. 24 ayar altın olma meziyetini gösterdi. Pazar günkü mitinge FETÖ ve diğer darbecilerle bir an olsun barışık olmayan Saadet Partisi programa “şeref misafiri” olarak davet edilmeliydi. Bu örnek tavır ödüllendirilmeliydi. Lütfen, hâlâ ayrımcılık yapmayın! Bu tavır, yıllardır özlediğimiz harikulade kenetlenmeyi zedeleyecek; bunun sorumlusu da ötekileştirici zihniyet olacaktır.