Darbe tehlikesi geçti mi?

Abone Ol

Birinci darbeyi Cenab-ı Hakk’ın yardımı ve Cenab-ı Halk’ın destansı mukavemetiyle püskürttük Elhamdülillah.

Tehlike geçti mi geçmedi mi? Şimdi herkes bunu soruyor.

Darbe fay hattı üzerinde yer alan bütün stratejik, bürokratik ve insani unsurlar tahliye edildi.

Devletin bütün kurumlarıyla fay hattına, kaypak zemine çekildiğini bu musibetle anlamış olduk.

Evini kayalıklar üzerine kuran akıl selamettedir düsturundan devleti yönetenlerin de alacakları çok şeyler varmış meğer.

Sivrisinek öldürmeye gösterdiğimiz gayreti keşke bataklığı kurutmaya gösterseymişiz. İlk ders alacağımız husus budur.

Hiçbir darbe kendini ilan ve ifşa ederek gelmez. Önce zemini hazırlar, şartlarını ve bahanesini oluşturur, ondan sonra milletin kafasına ve gönlüne çöreklenmeye çalışır.

Ders kendisinden istifade edilmezse ders değildir.

Bu başarısız kalkışma toplum olarak hepimize ders alma fırsatı tanımıştır.

Bir daha aynı zemini bu hasta ruhlu darbecilere bahşetmemek gerektiğini sanırım anlamışızdır.

Darbe gerçekleşmese de millet ve memleket darp edilmiştir.

Sokağa ayna tutmak, sokağın sesini, heyecanını ve tepkisine iyi kulak vermek lazımdır.

Ekrandaki analizcilerin değil, sokaktaki halkın değerlendirmeleri ve feraseti emin olun çok daha yol göstericidir.

İkinci darbe kalkışması olur mu?

Bu soru endişenin hâlâ devam ettiğini gösteriyor.

Peki, neden, halkın bir bildiği mi var?

Bir değil, birden fazla bildiği var halkın.

Bunu darbecilere karşı gece nöbetlerinde halkın konuşmalarına kulak kesildiğinizde anlayabilirsiniz.

İşte darbeyi tankların önüne kendini atarak püskürten halkın sezgi ve öngörülerinden bazıları:

*Fetö orduda kamuflaj değiştirdiği gibi sivil bürokraside strateji değiştiriyor. Düşman askerinin önüne masum halkı siper eden işgal güçlerini andırırcasına şimdi de kendilerini korumak için işçi, memur, hizmetli gibi sıradan insanları öne sürüyor.

*’Aldatıldık’, ‘ bana ahmak diyebilirsiniz’, ‘koynumuzda yılan beslemişiz’ tarzı söylemler artık bitmeli. Bir delikten iki kez ısırılmayacak devlet feraset ve basireti geliştirilmelidir. Devlet aklın yoluna geri dönmeli, emanet-ehliyet çizgisine güvenmelidir.

*Fetö devletin aciz kaldığı kamu hizmetine dair boşlukları kullanmıştır. Eğitim sistemindeki aksaklıklar, öğrencilerin büyükşehirlerdeki barınma beslenme sorunu gibi problemleri kendi lehine çevirmiş ve bu alanlarda devletin üçüncü kolu gibi hareket etmiştir. Devlet bu boşlukları acilen doldurmalı ve asla başkalarına ihale etmemelidir.

* Doğru insanı bulmak her zaman yanlış insanı ayıklamaktan daha kolaydır. Fırsatçı, renksiz, kimliksiz, goygoycu adamların ahlaklı, işinin ehli, dürüst kişilerin önünü kesmesine mani olunmalıdır.

* Fetö’nün insana ve devlete sızdığı en kullanışlı alan şüphesiz din alanıdır. Merdiven altı din anlatıcılarından memleket bir an önce kurtarılmalıdır. Gülenizm sadece paralel devlet değil aynı zamanda paralel din cereyanıdır. Kendine müsait zihinler oluşturarak bu aşamaya gelmiştir. Şimdi soralım: Memleket insanını, başta gençler olmak üzere Gülenist zihin yapısına müsait hale kim getirdi?

* İyilik, hizmet,himmet,şefaat,mehdilik..gibi kolay manipüle edilebilir ıstılahlar aslına uygun olarak yeniden tanımlanıp doğru anlatıcılar tarafından anlatılmalıdır.

* Bu sisli havada Fetö kalkışmasını şahsi hesaplaşmalarına alet eden kötü niyetli kişilere dikkat edilmeli. İtham ve iftira ile kişisel meselesini halletmeye çalışanlara karşı uyanık olunmalıdır.

*Bu darbeyi bertaraf ederek devrime dönüştüren halktır. Tehlike geçtikten sonra devletin yanındayız, hükümeti destekliyoruz, halkımızla birlikteyiz diyerek sahnelerde boy gösteren ünlü ünsüz takımını daha fazla sahneye sürmekten vazgeçilmeli ve bu destana halel getirmeye çalışanlara karşı dikkatli olunmalıdır.