Darbe, karşı darbe ve adil siyaset

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Darbe girişiminden üç gün sonra 18. 07. 2016 Pazartesi gecesi saat 22,31’de bir mesaj aldım ve şaşırdım. Bir zat mesajında “Sa muhterem hocam TV 5’i yayınlarından dolayı tüm teşkilat dâhil olmak üzere hepinizi kınıyorum” diyor. TV 5 bahane… Bu sıradan birisi olmayan zat, biz Saadet Partilileri, samimi Milli Görüşçüleri kınıyor. Niçin kınıyor biliyor musunuz? Bu önemli zata göre biz “Saadet Partililer” paralelciymişiz, Esat’çıymışız, AK Parti, dolayısıyla Erdoğan düşmanıymışız, CHP’liler gibi konuşuyormuşuz. El insaf…  Bu zat ve benzeri zatlar nerede bir Saadet Partili görse “yanlış yapıyorsunuz, genel başkanınız yanlış yapıyor” sözüyle işe başlıyor, edep ve nezaket kurallarını da aşarak bize had bildiriyorlar. Bu zat bir zattır, ama çok zattır. Bu zat ve benzerleri, emri altındaki görevlilerle birlikte “toplumu tehdit eden içki, kumar, faiz, zina, materyalist eğitim gibi kötülükler” ile mücadele edecekleri yerde “Saadet Partisi ve inançlı kadrolarına” had bildirmeyi bir kamu ve Müslümanlık görevi sayıyorlar. Milli Görüş, Saadet Partisi aleyhinde toplumda kin ve nefret oluşturuyorlar. Milli Görüş ve Saadet Partilileri paralel yapıyla birlikte anıyor, Erdoğan düşmanı olarak tanımlıyor ve son olarak da darbe yanlısı gibi göstermeye çalışıyorlar, yazıktır, günahtır. Camia olarak çok sevdiğimiz Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamızın şahsında farklı bir etkinlik ortaya koyan Diyanet İşleri Başkanlığımızın temsil ettiği manaya bu zat ve benzeri zatlar zarar veriyorlar. Gerçek şudur. Saadet Partisi her zaman zalimin karşısında, mazlumun yanında olmuştur. Hakkın hâkim, batılın zail olması için çalışmaktadır. 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimine en anlamlı tepkiyi yine Saadet Partisi vermiştir. Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün 16.07.2016 Tarihli TV 5 Konuşmasını bir kez daha özet olarak okuyalım: “…Akıl almaz ölçüde bir eşkıyalık. Geçmişte de darbeler çok olmuştur. Silahlı Kuvvetler bir ölçü içerisinde hareket ederek neticede hükümeti düşürüp idareye el koymak gibi bir tavır içerisinde hareket etmişlerdir. Ama bu darbede sadece hükümete değil milletin kendisine yönelik bir tavır alınmıştır. Toplumu bombalıyorlar, Meclis’e bomba atıyorlar, çok önemli yerleri bombalıyorlar, bu akıl almaz bir şey… Bu darbenin arkasında dış güçler var. Başında da Amerika var… Yapanlar da yaptıranlar da zaten Amerika’da. Özellikle ABD’den destek alan bir kişinin etrafındakilerden, silahlı kuvvetlerin içerisinde bulunanların akıl almaz ve terörizmden öte bir darbe girişimidir bu olay. Dolayısıyla gerek Cumhurbaşkanının tam kararlı tavrı, gerek iktidarın ona uyarak aldığı önlemler, halkın da tabii olarak böyle bir eşkıyalığa karşı çıkması büyük tahribat olmadan durumu önlemiş oldu… Bütün Milletimize geçmiş olsun diyorum. Silahlı kuvvetlerimiz de gerçekten o terör örgütü şeklinde aralarında bulunan insanlara karşı çok kararlı ve gereken davranışı gösterdiler onları da tebrik ediyorum… Bu darbe teşebbüsünün arkasında ABD, AB ve İsrail vardır. Bunları destekleyen, örgütün başında olanı tutup ta, savunan ve ona destek olan ABD’dir… Bundan sonra yapılması gerekenleri parti olarak konuşacağız. Gerek iktidar, gerekse diğer partiler Türkiye’de birlik meydana getirdiler. Bu takdir edilecek bir şeydir… Bundan sonra ne yapılması lazım bunların konuşulması gerek. Çözüm olarak görünen temel kural şu ki AB ile bu işin yürümesi mümkün değil. AB’ye gireceğiz diye iyi niyetli de olsa bir takım şeyler söylendi. Ancak gerçekler öyle değil. Millet kendi güçleriyle bu değerlere sahip çıkıp koruyabilir. AB süreci bu darbeyle bitmiştir.” Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak ise şu açıklamada bulunmuştur: “Demokrasi vazgeçilemez bir unsurdur. Gerekçesi ne olursa olsun hiç bir darbe girişimi kabul edilemez. Bu milletin demokrasi, aklıselim ve sağduyu ile çözülemeyecek hiç bir problemi yoktur. Bu ülke darbelerden çok çekmiştir. Milli iradenin, milletin iradesinin üzerinde hiç bir güç yoktur. Kabul edilemez”  Bu açıklamalar darbeye karşı net bir tavır değil midir? Tavırdır ama gözü kör, kulağı sağır, okuma özürlü ve fanatik olan bu zat ve benzerler bunu görmek istemiyorlar.

BİR OKUMA

Yaşadığımız darbe girişimi olayını doğru okuyabilmek için, hak-batıl mücadelesinin tarihi seyrini ve bu mücadelenin günümüzde nasıl ve kimler tarafından yürütüldüğünü bilmemiz gerekir. Bu okuma, mutlaka Kur’an rehberliğinde yapılmalıdır. Geçmişte hak-batıl mücadelesi peygamberler ile inkârcı, zalim önderler ve taraftarları arasında olmuştur. Günümüzde ise hak-batıl mücadelesi Milli Görüş ile haçlı Batı ve Siyonizm arasında olmaktadır. Yaşadığımız darbe girişimi bir hak-batıl mücadelesi olayıdır ve bu, önceki darbeler gibi Siyonizm’in ve haçlı batının Türkiye’yi yumuşak lokma yapmak, bölüp parçalamak, kurmayı hedefledikleri Büyük İsrail’e vilayet yapmak için yürüttüğü kapsamlı çalışmalardandır. Müslüman Türkiye, büyük bir tehlikeden Allah’ın yardımı ile kurtulmuştur. Darbe girişimine karşı, karşı darbeyi yapan Allah’tır. NEML 50: “Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını altüst ettik.” Allah’ın yardımı olmasa idi kulun tedbirinin bir faydası olabilir miydi? Elbette olamazdı. Bu şükredilmesi gereken bir olaydır. ENFAL 17: “(Harpte) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için yaptı. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.” Şımarmak haddi aşmaktır. Bundan sonra yapılması gereken Milli Görüş’ün adil siyasetini esas alıp “Adil Düzene” geçmektir. Selam hidayete tabi olanlara…