Darbe girişiminin küresel boyutu

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim; sömürgeci güçlerin plan ve amaçlarını bilmeden 15 Temmuz darbe girişimini sağlıklı olarak değerlendirebilmek mümkün değildir. Gerçekte zayıf olan bu odaklar, karşılarında olup bitenin farkında şuurlu insanlar görmek istemiyorlar. Ülkeleri küçük lokmalar haline getirerek yutmaya çalışıyorlar. 1. Dünya Savaşı öncesi, dünyadaki ülke sayısı 100’ün altındayken; bugün yüzde 60 artarak 206’ya ulaştı. 15 Temmuz darbe girişimi de yeni ülkecikler oluşturma projesinin sonucu.

Türkiye 1 senedir darbeyle yatıp darbeyle kalkıyor. Kukla durumundaki FETÖ ağızlara sakız edilirken; kuklacı, sömürgeci güçler dikkatle gözlerden kaçırılıyor. FETÖ yalnız değil ki! Çıkarları gereği onu himaye edip uluslararası güç haline getiren sömürgeci güçler var. Asıl, perde arkasındaki küresel güçlere karşı uyanık olmamız gerekmez mi?

Darbe planının arkasında sömürgeci güçlerin Türkiye’yi parçalayıp bölme amacı yatmaktadır. 1993’ün Şubat’ında yayınlanan, “İsrail, ABD ve Türkiye’nin Ortak Çıkarları” başlıklı belgeyle Türkiye’yle İran’ın karşı karşıya getirilmesi planlanmıştır.

Erbakan Hoca sinsi planı gördü. Başbakan olunca derhal İran’ı ziyaret ederek projeyi akamete uğrattı. Çünkü ABD, Türkiye’nin İran’la ticari ilişkilerini kesmesini istiyordu. Dönemin ABD Büyükelçisi Marc Grossman Refah Partisi iktidarına karşı Dinlerarası Diyalog kapsamında Gülen kartını oynadı. Gülen’in küresel güçlerin piyonu olduğu açık.

Yalnız kuklayla uğraşmak Türkiye’yi oyalar; kuklacıyı da görmek gerekir. Değilse yeni piyonlarla karşılaşırsınız. Malcolm X, “Kuklayla değil, kuklacıyla uğraş” der.

KÜRESEL ÇAPTA HAREKET

GÜLEN’İN çalışmalarının küresel düzeyde olduğunu herkes biliyor. Filipinlerden Maina, Zambuanga’ya; Kenya’dan, Nairobi, Mombasa’ya kadar dünyanın yarıya yakınını kapsayan geniş bir faaliyet ağı oluşturdu. Bunu, yalnız kişisel marifetine bağlamak kargaları bile güldürür. Türkiye küresel güçlerle mücadele ettiğini bilmelidir.

ABD fiilen darbenin içindeydi. Darbeden günler önce; Pentagon’a Türkiye, İran, Irak konularında danışmanlık yapan Analist Michael Rubin, Newsweek’e dayandırdığı makalesinde, “ABD’nin Graham Fuller eliyle Türkiye’ye darbe planladığını” yazmıştı. Darbeyi takip eden günlerde New York Times,” “Türkiye halkı darbeyi ABD’nin yaptığında hemfikir” başlığını kullandı. “Başarısız darbeyi CİA Başkanı John Brennan yönetti” haberleriyse açık adres gösteriyordu.

Afganistan’da konuşlanan Uluslararası Destek Gücü’nün (İSAF) komutanı General John F. Campbell, 2014’ten darbe gününe kadar 2 kez gizlice Türkiye’ye gelmişti. ABD’nin Ortadoğu operasyonlarını yürütenler de 14 Temmuz’da Türkiye’deydiler.

CIA’nın üst düzey yetkililerinden Henry Berkey başkanlığındaki 17 kişilik gizemli ekip İstanbul Büyükada’daki Spelendid Otel’den darbeyi koordine etmişti. 17 - 18 Temmuz’da Türkiye’den ayrıldılar.

CIA’nın Türkiye’yle ilgili 2 önemli görevlisinden Graham Fuller ve Henry Berker’in Türkiye’de olması tesadüf (!) olabilir mi? Graham Fuller’in, Türkiye’den kaçan 8 darbeci askerle Yunanistan’a gittiği basına yansıdı. CIA’nın üst düzey yetkililerinin darbede görev alması darbenin küresel ayağını ortaya koyuyor.

KÜRESEL GÜÇLERE DİKKAT

YAŞANANLAR, Türkiye’nin 15 Temmuz’da atlattığı tehlikenin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Bunda, önce Allah’ın yardımının; sonra, vatan savunması hassasiyetine sahip milletimizin her şeyini feda edercesine tankların karşısına dikilmesinin rolü büyüktür. Halkımız 15 Temmuz’da, CIA ve Pentagon’un planladığı küresel güce karşı destanlık bir zafer kazandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, “Darbe senaryosu dışarıda yazıldı” (2. 8. 2016) demişti.

15 Temmuz’un kuklacıları araştırıldığında bütün deliller ABD’ye çıkmaktadır. İncirlik’in “Darbe komuta merkezi” haline gelmesi, 1 Dolar’ın darbecilerin “parola”sı olarak kullanılması, CIA’nın darbecilere para transferi yapması, darbeciler tutuklandıkça telaşlanan ABD’li Komutan Orgeneral Joseph Votel’in “Müttefiklerimiz tutuklanıyor” demesi darbecinin adresini netleştirdi.

1966’da “BM Sözleşmesi” olarak hazırlanan bir metin var. Hıyanet yasaları olarak da nitelenen İkiz Yasalar’ın TBMM’den geçmesi oldukça düşündürücü! Türkiye’deki farklı etnik kökenli halkların özerkliğini sağlamayı amaçlayan yasayla Türkiye’nin 30 - 40 parçaya bölünmesi amaçlanıyor.

15 Temmuz’da yapılan sadece darbe değil; aynı zamanda, Türkiye’de, Suriye’deki gibi iç çatışma çıkarma girişimidir. Allah korusun, darbe başarılı olsaydı, Güneydoğu elden gider, darbeci zihniyet terör estirirdi.

Türkiye dost ve müttefikleri konusunda çok dikkatli olmalı. ABD ve Batılılardan dost ve müttefik olmayacağı anlaşılmıştır. Türkiye’nin yeri, ortak inanç ve değerleri paylaştığı Müslümanların yanıdır. 1959’dan beri küçümsendiğimiz AB için harcanan emeklerin onda biri, tabii yerimiz için harcansaydı, çoktan Türkiye’nin öncülüğünde “İslam Birliği” kurulur; Türkiye “lider ülke” olurdu.