Bilindiği üzere, 15 Temmuz 2016’da Türkiye’de askeri görüntü içinde kanlı darbe girişimi oldu. FETÖ mensubu darbeci askerler, askeri helikopterlerle TBMM başta olmak üzere devletin önemli kurumlarını bombaladılar. Halkın üzerine bomba yağdırdılar, silahlarla ateş ederek taradılar, tanklarla ezdiler. Müslüman Türk halkı kanlı darbe girişimini tanksız tüfeksiz ama çelik gibi imanıyla karşı gelerek durdurdu. Peki, bundan önceki askeri darbeler durdurulamamışken bu darbe girişimi nasıl oldu da durduruldu?
Türkiye’de her on yılda bir askeri darbe olmuştur. Tam teşekküllü askeri darbe en son 12 Eylül 1980’de yapılmıştır. Dönemin Genelkurmay Başkanı bizzat TRT’de ‘darbe bildirisi’ni okumuştur. Seksenden sonraki askeri müdahaleler kanlı darbe şeklinde değil. 12 Eylül 1980 askeri darbesini özellikle anıyorum çünkü 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde, 12 Eylül darbesi taklit edilmiştir. FETÖ mensubu darbeci askerler silah zoruyla TRT’de bildiri okuttu. Korsan bildiri, direkt Cumhurbaşkanı’nı hedef alıyordu. Çünkü bütün dünyada böyle; darbeciler, devletin başı olarak cumhurbaşkanını (devlet başkanını) düşürdükleri zaman darbenin başarıya ulaşacağını bilirler. Sivil idarenin başı alındığı zaman idare çöker. Sorumuza dönersek; 15 Temmuz darbe girişimi nasıl durduruldu?
Birincisi; 15 Temmuz darbe girişimini hiç kuşkusuz ezan durdurdu. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in yerinde kararıyla ezan vakti olmadığı halde camilerden ezan okutması; Müslüman Türk halkının güçlü din duygusunu, mükemmel vatan sevgisini, büyük vicdanını harekete geçirdi. Kim ne derse desin bu millet Müslüman’dır, bu millet Müslüman Türk milletidir. Dindarıyla, beynamazıyla, içki içmiş sarhoşuyla bu millet Müslüman Türk milletidir. Bu milleti bireysel ve sosyal olarak en fazla etkileyen saik ezandır. Ezan, ezana inanmayanları bile etkilemektedir. Bu olayda ezan, bütün halkı etkilemiştir.
İkincisi; 15 Temmuz darbe girişimini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan durdurdu. Ezanla harekete geçen milyonlarca vicdan, sivil idarenin ne diyeceğine kulak kesilmişti. Bundan önceki askeri darbelerde şapkasını kapıp kaçan cumhurbaşkanlarına karşılık, 15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kaçmadı ve kaçmadığı gibi tüm halkı meydanlara çağırdı. Bu duruş, canı pahasına da olsa kendisini halkın yöneticisi olarak halkın önüne atması, halkta büyük karşılık buldu. Ki halk zaten bir işaret bekliyordu. Devleti yönetenlerden biri çıksın bir şey desin, gerisi kolay. Öyle de oldu. Cumhurbaşkanı’nın çağrısı Türkiye halkını harekete geçirdi. Müslüman Türk halkı 15 Temmuz darbe girişimini durdurdu. Peki, bu halk daha önceki askeri darbeleri niçin durduramamıştı…
Cumhuriyetin ilk yıllarıyla birlikte askeri baskıyla halk öyle korkutulmuştu ki darbelere karşı gelmeyi bırakın asker elbiseli biri göründüğü zaman herkes evine kaçardı. Oysa 2000’li yıllarla birlikte Türkiye’de büyük değişim yaşandı. Bu değişimin olumlu ve olumsuz birçok sonucu vardır. 2000 yılından sonra bilişim ve iletişim teknolojisi neredeyse gün farkıyla ülkemize girdi. Aynı zamanda alt ve orta sınıf eğitime katılımı artırdı. Çoğunluğu, devlet kademesinde yer almasa bile, üniversite mezunudur. Dolayısıyla günümüz nesli, neyin doğru neyin yanlış olduğunu üç aşağı beş yukarı biliyor. Din, vatan ve millet duygusunu ailelerinden edinmişlerdir. Aile terbiyesiyle birlikte aldıkları eğitim sonucu kimin sahte dindar kimin gerçek dindar, kimin sahte vatansever kimin gerçek vatansever olduğunu biliyorlar. Bu neslin bir başka en önemli özelliği, özgürlüğüne düşkün olmasıdır. Hürriyetine düşkünlüğüdür.
Sonuç olarak, halkın oylarıyla seçilmiş bir sivil idareye askeri görüntü içinde yapılan darbe girişimi, aklı ve vicdanı olan hiç kimse tarafından kabul edilemez. Bu, böyle!