Farklı kulisler olsa da Saray ve iktidar cenahında üç temel konuda farklılık var. Seçim beyannamesi, milletvekili listesi, seçim mitingleri/seçim propagandası. Saray; seçim beyannamesinde başkanlık sisteminin parti olarak taahhüt altına alınmasını, listelerde belirleyici olmasını istiyor.
Parti mitinglerinin de Erdoğan’ın mitinglerini arkadan takip edecek ve söylemi kuvvetlendirecek şekilde olmasını istiyor.
Peki ya seçim sonuçları anayasa değişikliği ve başkanlık sistemine geçit vermezse...
O zaman, “Partili cumhurbaşkanlığı sistemine” geçilmesi. Erdoğan seçim propagandasının milliyetçi muhafazakâr oylara yönelik olmasını istiyor.
Başbakan Davutoğlu ve partisindeki ekibi ise… Beşir Atalay’la birlikte Başbakan Davutoğlu, seçim beyannamesine başkanlık sisteminin daraltılarak konulmasını kabul etti. Buna göre başkan yargılanabilir maddesi eklenecek. Yüksek yargıya, üniversitelere ve önemli kamu kuruluşlarına başkanın atamaları sınırlı olacak. Yine veto yetkisi de sınırlı tutulacak. Anlayacağınız Saray’ı kızdırmamak için başkanlık konulacak ama daraltılmış bir şekilde...
Vekil listesi görünürde Saray’ın onay vereceği şekilde olacak. Ancak milletvekillerinin büyük çoğunluğunun Saray’a bağlılığı değil AK Parti Genel Merkezi’ne bağlılığı esas alınacak. İllerin birinci sıralarına Erdoğan’ın istediği, sevdiği isimler konulacak. Ancak diğer sıralamaya hocanın istediği isimler olacak. Mitingler ise… Saray’ın gölgesinden çıkılırsa demokratik söylem üzerine oturtulacak. Güneydoğu’dan başlayacak. Hoca ve ekibi, milliyetçi söylemi istemiyor. Durum böyle.
TEK BAŞINA İKTİDAR MI, KOALİSYON MU
İktidar partisi ve ve CHP’nin durumu beş aşağı, üç yukarı. Meçhul olan HDP’nin barajla imtihanı ve sağır sultanın bile duyduğu MHP+SAADET+BBP işbirliği! Bizim Adnan Öksüz Ağabey’in sık vurgusuyla Milli İttifak!
Bu hafta son viraja girdik. Üç partinin tabanı da, teşkilatı da istiyor. Herkes sıcak. Kilit adam Devlet Bahçeli. Henüz renk vermiş değil. Evet mi der, hayır mı Çok ketum.
Bize göre bunun yanıtını tahmin etmek çok da zor değil. Burada devletin hedefi, planı, tavrı çok önemli. İktidara gelen partinin bile “10 yılda tanıyamayacağı” o devlet dediğimiz her kimse, ne ise işte yapı, heyet, ne derseniz deyin. “Tek başına bir iktidarla mı ülke yönetilsin ” istiyor. Yoksa “Yolsuzluklar toplumu dejenere ediyor, iktidar yıprandı, koalisyon da olabilir. Ak Parti nadasa bırakılsın” mı diye düşünüyor. Buna bakmak lazım. Eğer ikinci şıkka karar verilmişse, ittifak da nazlanmalara karşın gerçekleşecektir. Yok eğer Devlet, “Çözüm süreci neticelensin, Türkiye parlamenter demokrasiden, Başkanlık sistemine geçsin, anayasa buna göre şekillensin istiyorsa… Alternatif oluşmasına izin verilmez. Ne MHP ciddi bir sıçramayı yakalayabilir, ne de ittifak kurulur. HDP’ye de baraj üstüne baraj konur, ölümlerden ölüm beğendirilir! Ama MHP kulislerinden bizzat duyduğum şu yorumu kesinlikle dikkate alın derim. Kimileri; “Çözüm süreci, Güneydoğu, bölünme kapıda. Ekonomik kriz dolu dizgin geliyor. Bu şartlarda ülke yönetimini devralmak acaba doğru mu ” diye düşüneniymiş. Ne dersiniz, ittifak olur mu, olmaz mı
TEZGÂHTA NE GÖRDÜM
Geçen gün çocuklarla alışverişe çıkalım dedik. Marketin raflarındaki ürünlerin markalarını görünce donakaldım. Meksika sosu, Alman nutellası, İtalyan makarnası, Fransız peyniri… Calve, Danone, Dr. Oetker, Nestle, Pepsi, Lipton, Nestcafe… Liste çok uzun. Colgate, Marlbora… Pril, Ariel, Loreal, Pantene… “12 yıllık AVM cumhuriyetinde”, marketler Avrupa ürünleriyle dolup taşıyor. Maşallah! Tam da raflara bakarken aklıma, Necmettin Erbakan Hocamızın DAVAM kitabında okuduğum şu fikirleri geldi: “Şimdi gidin süpermarketlere bakın. Başkent Ankara’daki markette Yunan mısırından yapılmış cipsler satılıyor. Bütün raflar Amerika’dan, Fransa’dan, İtalya’dan ithal edilmiş ıvır zıvırla dolu. Çünkü onlar ortak, biz pazarız. Hem de daha Avrupa Birliği’ne girmeden böyle. “Girdik” dedin mi her tarafta bunların malı gelip dolacak. Biz ne olacağız Kendi fabrikamızda, kendi vatanımızda tezgâhtar olacağız.” Aynen de böyle. Onlar ortak, biz pazar! Fabrikanın sahibi onlar, bizler olmuşuz tüketen ve tezgâhtar! İşte AB maceramızın tezgâha yansımış hali.
REİS, 50 VEKİLE RAZI MI OLDU
Recep Tayyip Erdoğan. AK Parti’nin kurucusu ve 12 yıllık Başbakanı. Cumhurbaşkanı. Milletvekili listelerine damgasını vurmak istiyor. Ancak… Saray, Hükümet, Bülent Arınç, Melih Gökçek, parsel parsel paralel arsalar kavgası dengeleri değiştirdi. 7.4 şiddetinde yaşanan deprem, uyuyan fayları harekete geçirdi. Kriz derinleşebilirdi. Emir demiri kesti! Kavga 8 Haziran’a ertelendi. İşte bu nedenle… Meselenin sıcaklığını gören Reis de, “Ben 50 isim vereceğim, gerisine karışmayacağım” diyormuş. Tabi ki bu 50 isim, yılların eskitemediği danışmanlarından Mücahit Arslan, Aydın Ünal vb. etkin isimler olacakmış. Bu farklı kulis beni de şaşırttı. Ama kaydedemeden geçemedim. Kalan 500 isim için de Genel Başkan Ahmet Davutoğlu ve yakın ekibi, Parti Genel Merkezi’ne adeta kamp kurdu. Sizce listelerin rengi nasıl olur Saray-Başbakanlık-Abdullah Gül-Bülent Arınç ve Başkanlık Sistemi fay hattında listeler gidip gidip gelecek gibi. Sizce listeler binanın demiri mi yoksa duvarın zamanla dökülecek sıvası mı olur
iPhone – Wife-on!
Bir mühendis arkadaşım anlattı.
Bilgisayar firmasında çalışıyor.
İki tane cep telefonu kullanıyor kendisi.
Şirkette çalışan Alman mühendis merakla sorar.
Neden İki telefon kullanıyorsun diye.
Cevap tam Türk işidir!
Bu iPhone bu da Wife-on! (Hanım için)
Bizim ki mi Tek cihaz tabi ki. Okunuşu gibi yazayım.
Hem ay-fon, hem vay-fon!