Adem Aleyhisselamdan beridir yaşanan Hak-Batıl mücadelesi
hiçbir zaman bitmemiş, hiçbir çağda durulmamış ve kıyamete kadar da hızını
kesmeden varlığını sürdürmeye devam edecektir. Hakka öncülük edenlerin her bir
halkasını oluşturduğu İslam zinciri; kopmadan, çürümeden, batıl gücünü
artırdıkça daha da kuvvetlenerek var olacak ve Hakkı üstün tutma yolunda nice
İblislerle mücadele edecektir. Elbette Allah ın ipine sımsıkı sarılanlar her
çağda var oldukça, anneler yeryüzünü ıslah edicileri kucaklarında taşıdıkça,
İblis de boş durmayacak ve batıl tarafını güçlendirmeye, taraftarlarını artırmaya
devam edecektir... Her İbrahim e bir Nemrut, her Musa ya bir Firavun hep
olmuştur ve olacaktır. Tıpkı her Siyonist tankına taş atan bir Filistinli
çocuğun olduğu/olacağı gibi...
Mısır ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi nin idamı
isteniyor haberlerini duyduğumuz anda hem bir kez daha yüreğimiz sızladı hem
de tüm Hak batıl mücadelesi serüveni gözümüzün önüne bir bir geldi.
Çok da şaşırmadık aslında çünkü alıştırılmıştık böylesi
haberlere. Kimimiz olanca öfkesiyle, kimimiz Bunu bari yapalım diye, kimimiz
de vicdanını rahatlatmak için döküldük meydanlara ve verilen karara tepki
gösterdik. Her protesto yapılacağında milyonluk şehirlerin büyük alanlarında
sadece üç beş kişinin sesini duyurmaya çalışmasından bir kez daha nefret ettik.
Körelen vicdanlardan, sessiz kalan İslam âlimlerinden, sadece kınamayla üstelik
facebook, twitter gibi sosyal medya üzerinden yayınlanan birkaç cümleden ibaret
olan kınamalarla yetinen Müslüman yöneticileri kınadık... Birilerine kızmaya,
kınamaya gelince kimse elimize su dökemezdi zaten. Fakat hiç şu soruyu sormadık
kendimize; idam neydi Darağacına gönderilen kimdi
Milli Gazetemizin konuyla ilgili haberi sorulması gereken
bu soruya cevap niteliğindeydi: İnsanlık darağacında Evet darağacına
gönderilen, günden güne kaybolan insanlığımızdı. Darağacına yollanan
bıraktığımız, bırakmayı düşündüğümüz ya da sımsıkı sarılmadığımız cihadımızdı.
İdam edilen, her meydanı her alanı Hakkı haykırmak için
dolduran ruhlarımız, arşa çıkan haykırışlarımızdı. İdam edilen her coğrafyada
batıl kan kustururken Senin dinin için çalışacağım diye verdiğimiz
sözlerimizdi. Allah için şehadete eren insanlar varken ölen bizdik aslında.
Günden güne eriyen, biten, bitirilen bizdik!
Dün Hasan el Benna oldu, Seyyid Kutub oldu aynı
topraklara kızıl kanıyla düşen, bugün Mursi olacak fark eder mi Onlar ki Hak
uğruna toprağa düşen fidanlar olduğu müddetçe hiç kaybederler mi Kaybetmezler
elbet. Çünkü onlar öncüler, onlar öndeler ve onlar şeytanın en başta yolundan
saptırmak isteyeceği İslam ı omuzlarına sırtlanan yiğitler. Onlar bilindik bir
mücadelenin olunması gereken tarafında mücadele verenler. Onlar okunması
gereken bir destanda altı çizili satırlar, cümleler...
Peki ya biz Oturduğumuz yerden kalkıp, ellerimizi semaya
kaldırarak haykırabildik mi öfkemizi Elimizle, dilimizle düzeltmeye çalıştık
mı yanlışlıkları Kalben buğz ettik mi şeytanın oyunlarına karşı Ey İblis sen
ne kadar uğraşırsan uğraş, bu dava asla sahipsiz kalmayacaktır diyebildik
mi ... Ya yöneticilerimiz Kendi şahsi çıkarları uğruna milyonluk mitingler
yaptığı gibi zalime gözdağı verecek bir hamlede bulunabildi mi Tüm Nemrutları
devirecek, tüm Firavunları denize gömecek İslam Birliği ni kurmak için bir
çalışma başlatabildi mi Ya âlimlerimiz, hocalarımız Kâfirler tek millet olup
birbirlerinin acılarını da sevinçlerini de paylaşıp gerekeni yapmaktan geri
durmazken, kafasını kumdan çıkarıp olanları İslam gözlüğüyle izleyebildi mi
Allah ın dinine sahip çıkanlara sahip çıkabildi mi ...
Evet, Muhammed Mursi ve Müslüman kardeşlerin akıbetini
bilmiyoruz ama birileri bizi çoktan idam etmiş maalesef. Dün Ümmetin
suskunluğunu sana şikâyet ediyorum diyen Şeyh Ahmet Yasin in göz bebeklerine
kurulan bir darağacında, bugün Mursi nin Hapis edilmem halvet, sürgün edilmem
hicret, öldürülmem şehadettir sözünde idam edildik biz. Bu kadar umursamaz
olduğumuz gün, rahatımızdan, konforumuzdan taviz veremediğimiz, çıkarlarımızı
dinimizin önüne geçirdiğimiz, Müslüman coğrafyalara bu kadar uzak kalıp da her
secdemizde Mısırlı, Filistinli, Çeçenyalı kardeşlerimizle kucaklaşamadığımız,
geceleri onları dualarımıza alamadığımız ve böylesine realist olup da İslam
Birliği hayallerimizden, umudumuzdan vazgeçtiğimiz gün... Biz kaybettik, biz
idam edildik, biz batıl tarafından yok edildik!..