Yüz yılın konut projesi üzerinde sanıyorum uzun yıllar konuşulacak. Yani en azından seçimlere kadar iktidarın gündeminde bu proje olacak. Çünkü konut almak için müracaat edenlerin sayısının iki günde 2 milyona yaklaşmış olması da böyle bir projeye ülkemiz insanının ciddi bir talebi olduğunu gösteriyor. Bu bakımdan böyle bir projeye sadece muhalefet yapmak için karşı çıkmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Ancak ilan edilen projenin gerçekten dar ve sabit gelirlileri ne ölçüde ev sahibi yapacağının iyi düşünülmesi ve ona göre insanlara sunulması gerekiyor. Hayali bir dünya oluşturup insanları yönlendirmenin iyilikten ziyade hayal kırıklığına zemin hazırlamaması gerekiyor.
Söz gelimi Şehircilik Bakanı Sayın Kurum’un yaklaşımı işin ciddiyetini azaltıyor. Çünkü dar ve sabit gelirliler için bu konutlara girmek demek 20 yıl diş sıkmak, maddi sıkıntıya katlanmak anlamına geliyor. Elbette, müracaat edenlerin hak sahibi olabilmesi için ödenmesi gereken bir de yüzde 10’luk peşinat var. Bu para da 60 ile 70 bin lira arasında değişiyor. Yıllar öncesinden biriktirip bir köşeye konmuş böyle bir para yok ise etraftan toplanması söylendiği kadar kolay olmayacaktır. Çünkü özellikle dar ve sabit gelirliler aldıkları ile zor geçiniyorlar. Sözün özü toplumu dolduruşa getirip hayal dünyasına itmek siyasi olarak kısa süreliğine bir kâr sağlayabilir ama uzun sürede yüz binlerce insan ciddi sıkıntılar çekecektir. Yani biraz diş sıkarak altından kalkılabilecek bir iş değil, yüzyılın konut projesi.
Sayın Bakan, sorulan bir soru karşısında fazlaca düşünüp ona göre cevap verme imkânı bulamamış olacak ki, “Biraz fazla mesai yapın, biraz etraftan borç alın, biraz da dişinizi sıkın” diyerek, bir formül sunmuş ama bu formül görüldüğü kadar derde derman olacak bir çözüm değil. Çünkü anladığım kadarıyla bu konutlara hak sahibi olarak girme hakkını elde edenlerin en azından belli bir süre satmaları mümkün değil. Çünkü adı üzerinde sosyal konut projesi. Denebilir ki benim insanım bu yasağı da delmenin bir yolunu bulur. Çünkü TOKİ hemen her yıl borcu toptan ödeyeceklere belli bir indirim sağlıyor. Söz gelimi bu indirim yüzde 20-25 civarında oluyor. Böyle durumlarda parası olanlar devreye girecek, kalan borcu toptan ödeyip hak sahibinin tapuyu alması sağlanacak, ondan sonrada bir devir (satış) işlemi yapılabilecektir. Böylece hep olduğu gibi dar ve sabit gelirliler değil, uzun vadede yine parası olanlar bu işten yararlanmış olacaktır.
Bu konut tiplerinin içinde 1+1 konutlar da bulunsaydı, fiyatları ve aylık taksitleri söz gelimi yarı yarıya düşürülmüş olsaydı belki ev özlemi ile yıllarını geçirmiş olan bir kitle de ev sahibi olabilirdi. Bu arada peşinat olmasaydı konut sahibi olmak biraz daha kolaylaşmış olabilirdi. Belki evleri şimdilerde alanlar bu konutlardan fazlaca yararlanamasa bile evlatları hayatlarının başlangıcını kendi evlerinde geçirebilirlerdi.
Bu konuda daha önceki yazımda da özellikle belirttiğim gibi maksadım projeye karşı çıkmak değil. Bu tür kararlar ayak üstü verildiğinde maksadına hizmet etmiyor. Hâlbuki, sıkıntıyı çeken, evi olmayan kirada oturanlar, onların bu çileden kurtulması gerekiyordu. Böyle bir adım atıldı. Ancak eksik atıldığını düşünüyorum. Özellikle de konut fiyatları peşin fiyatına ilan edilmiş gibi bir görüntü verirken, senede iki kere taksitlere zam yapılacağının açıklanmış olması hemen belirteyim ki, çok uzun süremeyecek, bir zamanın ardından projeye katılanlar arasında dökülmeler başlayacaktır. O zaman bu projeyi uygulamaya geçirenlere bugün dua edenler o zaman beddua edebilirler.