Damat ile geline bakarken

Abone Ol

365 günün her günüde evlenme olur ama ilkbahar, çoğunlukla nişan mevsimidir, sonbahar da evlenme mevsimidir.

Anneler ve babalar, çocuklarınızın mürüvvetini görme zamanlarında şöyle geçmişinize bir göz atın.

Sizin evliliğinizde hoşunuza giden meşru şeyleri siz de devam ettirin.

Sizin hoşunuza gitmeyen, gitmediğini de belli etmediğiniz ama hem dinimize, hem örf, adet ve geleneklerimize, hem hoşumuza gitmeyen şeyleri, siz de yapmamaya dikkat ediniz.

Hani Sevgili Peygamberimiz:

“Sizden biri, kendisi için arzu ettiğini, kardeşi için de arzu etmedikçe (gerçekten) iman etmiş olmaz” buyurmuş. (Buhari, Sahih, İman, Müslim, İman, Ahmet, Müsned, 3/176, 272, 278)

Kendimiz için istediğimiz ve meşru olan her şeyi herkes için isteyelim.

Evlendikten sonra kayınvalide ve kayınbabanızda gördüğünüz, duyduğunuz ve de hoşunuza giden şeyleri siz de devam ettiriniz.

Hoşunuza gitmeyeni devam ettirmeyiniz.

Karnınızda taşıdığınız çocuğun zahmetini yalnız anneler bilir.

Doğum sancısını, doğum acısını, anneler bilir.

Hassas babalar da, eşinin çektiği ızdırabı, ta hücrelerinde hisseder de, sesi çıkmadığından hissiz zannedilir.

Çocuğun doğması, büyümesi, gecelerde uykusuz kalması ve uykusuz bırakması her ne kadar zahmetli ise de, rahmeti zahmetini bastırdığından hiçbir anne ve babalar şikâyetçi değildirler.

Şikâyetçi olanlar, on çocuk doğuran kadınlar değildirler.

Şikayetçi olanlar, genelde evliliği yük kabul eden, dünür olmanın, nişanın, nikahın, düğün yemeğinde dostların bir araya gelmesinin, gerdeğin… tadını, huzurunu, keyfini, zevkini tatmayanlara anlatmak, insanların elinde değildir.

Balı görmemiş bir adama, dünyanın en iyi edebiyatçısı, balı anlatsın bakalım ne anlayacak.

Fakir, “Ekmeğin arasına soğan sarmaktan da mı tatlı” diyebilir.

Balı hiç görmemiş bir dünya zengininin ne diyebileceğini ben de hayal edemediğimden yazamadım.

Anneler ve babalar, kapınız çalındı, kapıda bir kargo görevlisi size göz kamaştırıcı güzellikte bir paket gösterdi ve sizden adını sorup imza karşılığında teslim edip gitti.

İçinde ne olmasını isterdiniz?

Veya şöyle sorayım, isteyip de alamadığınız ve geldiği zaman en çok sevineceğiniz hediye nedir?

Herkese göre değişir ama çiçeklerle çok iyi süslenmiş arabadan inen, bembeyaz, nur renginde, melek gibi tertemiz bir gelini ya alıyorsunuzdur ya da bir yiğide gönderiyorsunuzdur.

İki halde de dünyada sancısını çekmediğiniz, acıyla doğurmadığınız, uykusuz geceler geçirmediğiniz, eline ekmek vermediğiniz, sırtına elbise almadığınız bir geline veya bir damada kavuşuyorsunuz.

Oğullarınıza bir oğul veya kızlarınıza bir kız daha katıyorsunuz.

Her birinin saçının teli, terazinin bir tarafına konulsa, öbür tarafına da insansız bir dünya ve  içindeki altın, gümüş, elmas, yakut, inci, TL, Dolar, Euro, topyekûn dünya konulsa, saçının teli ağır basan bir hediye gibi kabul edilse hiçbir zaman kırgınlık olmaz.

Biz, gönlümüzü yaratana kulak verelim:

“Mümin erkeklerle, mümin kadınlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar, namazı kılarlar, Zekâtı verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah, Aziz’dir, Hâkim’dir.” (Tevbe süresi ayet 9/71)

Anneler ve babalar, haydi, bugün, gelininizin veya damadınızın anne ve babasına  giderek veya görüntülü-görüntüsüz telefonla teşekkür ediniz.