Dalkavukluğun tarihi (2)

Abone Ol

İnsanoğlu dünyaya geldiğinde yaşamı acı ve haz ekseninde

tanır ve ilk tepkilerini buna göre verir. Kendisine acı veren şeylerden

kaçınır, haz veren şeylere yaklaşmaya çalışır. Çocuğun gelişimi ilerledikçe

anne baba ona haz veren şeylerin ölçüsünü öğretirler. Haram helal çerçevesinde

çocuğu yetiştirirler. Ailede bu noktada yeterli eğitimi alamayan ya da sosyal

ortamda çıkarcılığı öğrenen bireyler ise doğru olanı değil faydalı olanı tercih

etmeye başlarlar. Bu durumda yalakalık bir karakter haline gelir. Artık bu

kişiler neyin doğru olduğunu değil neyin fayda getirdiğini dikkate almaya

başlarlar. Bu kimseler için patronu razı etmek Allah ın rızasının kazanmaktan

daha önemlidir.

Yalaka kişi, yaşamını değerler ekseninde değil, çıkarları

doğrultusunda devam ettirir. Yalakalığı akıllı olmak, işinin yolunu bilmek,

başarılı iletişim kurmak gibi olumlu kavramlarla ilişkilendirir ve kendini

kamufle etmeye devam eder.

YALAKALA BİR İNSANI NASIL TANIRSINIZ

Yalaka bir kişi çıkarlarını koruyabilmek için kılıktan

kılığa girer, bir şeye aksa kara der kara ise ak der.

Maddi olarak yükselmeyi başarının göstergesi olarak görür

ve hayat standartlarının yükselmesi için her yolu dener.

Vefalı değildir, ortama göre yön değiştirir.

Yalana çok sık başvurur, onun için aslolan çıkarların

korunmasıdır.

Kendisini olağanüstü yetenekli zanneder sahip olduğu

şeyleri zekâsının ürünü olarak görür.

Bir olaya bir eyleme bir düşünceye inanmadığı halde çıkar

elde edebilmek için inanmış gibi görünür.

Sevmediği insanları menfaati uğruna seviyormuş gibi

görünür.

Yakınlarına sürekli akıl verir ve yalakalığın

savunuculuğunu yapar.

Kendisini başarılı bir kişi olarak tanımlar, insanların

bu başarıdan ders almaları gerektiğine inanır.

Doğru sözlü ve dürüst insanları pek sevmez, bu

kimselerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışır.

İktidar dalkavukluktan haz etmeye başladığı zaman şeref

daima ayaklar altında ezilmiştir (William SHAKESPEARE)