İnsanoğlu dünyaya geldiğinde yaşamı acı ve haz ekseninde
tanır ve ilk tepkilerini buna göre verir. Kendisine acı veren şeylerden
kaçınır, haz veren şeylere yaklaşmaya çalışır. Çocuğun gelişimi ilerledikçe
anne baba ona haz veren şeylerin ölçüsünü öğretirler. Haram helal çerçevesinde
çocuğu yetiştirirler. Ailede bu noktada yeterli eğitimi alamayan ya da sosyal
ortamda çıkarcılığı öğrenen bireyler ise doğru olanı değil faydalı olanı tercih
etmeye başlarlar. Bu durumda yalakalık bir karakter haline gelir. Artık bu
kişiler neyin doğru olduğunu değil neyin fayda getirdiğini dikkate almaya
başlarlar. Bu kimseler için patronu razı etmek Allah ın rızasının kazanmaktan
daha önemlidir.
Yalaka kişi, yaşamını değerler ekseninde değil, çıkarları
doğrultusunda devam ettirir. Yalakalığı akıllı olmak, işinin yolunu bilmek,
başarılı iletişim kurmak gibi olumlu kavramlarla ilişkilendirir ve kendini
kamufle etmeye devam eder.
YALAKALA BİR İNSANI NASIL TANIRSINIZ
Yalaka bir kişi çıkarlarını koruyabilmek için kılıktan
kılığa girer, bir şeye aksa kara der kara ise ak der.
Maddi olarak yükselmeyi başarının göstergesi olarak görür
ve hayat standartlarının yükselmesi için her yolu dener.
Vefalı değildir, ortama göre yön değiştirir.
Yalana çok sık başvurur, onun için aslolan çıkarların
korunmasıdır.
Kendisini olağanüstü yetenekli zanneder sahip olduğu
şeyleri zekâsının ürünü olarak görür.
Bir olaya bir eyleme bir düşünceye inanmadığı halde çıkar
elde edebilmek için inanmış gibi görünür.
Sevmediği insanları menfaati uğruna seviyormuş gibi
görünür.
Yakınlarına sürekli akıl verir ve yalakalığın
savunuculuğunu yapar.
Kendisini başarılı bir kişi olarak tanımlar, insanların
bu başarıdan ders almaları gerektiğine inanır.
Doğru sözlü ve dürüst insanları pek sevmez, bu
kimselerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışır.
İktidar dalkavukluktan haz etmeye başladığı zaman şeref
daima ayaklar altında ezilmiştir (William SHAKESPEARE)