Dalgalar dalgalar

Abone Ol

 Kendimizi bildik bileli sürekli dalgalarla boğuşup duruyoruz. Bizi ilgilendirmeyen ya da ilgilendirir gibi görünen bu savrulmalar bizden neler götürdü, götürmeye devam ediyor? Kendini bilenler mümkün olduğunca sakınmaya çalışılar. Fakat bunlar öylesine etkili oluyor ki, çevreniz ve sizi ilgilendiren her kesim bundan etkileniyor. İster istemez sizi de içine alıyor.

Dünyada hızlı değişimler var. Bunların büyük bölümü sizin dışınızda gelişiyor, bir bakıyorsunuz ki kendinizi içinde buluyorsunuz. İstemeseniz de etkiliyor. İletim araçları, bundan beslenen kesimler alabildiğine dalgaları köpürtüyor, insanları savurup duruyorlar.

Eskilere gitmeye gerek yok, şu yakın zamana, son çeyrek yüzyılda olup bitenlere bakmak yeterli. Bunlardan bize ne kaldı, nasıl bir iz bıraktı, ne gibi tahribatlar oluşturdu?

İnsanı tüketen bu oluşların ardı arkası kesilmiyor. Biri bitiyor bir başkası başlıyor. Kimi zaman ideolojiler dönemi bitti diyoruz, bir de bakıyoruz ki yenileri oluşuyor. Fakat bunların ne sosyolojik bir karşılığı ne de olacağı var.

Bu yapaylıklar insanları belli bir dönemde bunalımlara itiyor. İnsanların birbirlerinin yüzüne bakmaya tahammülleri bile olmuyor. Aradan geçen zamanla bir de bakıyorsunuz ki, olup bitenlerin hiçbir anlamı ve değerinin olmadığı görülüyor.

İnsanın düşünmeye bile vakti kalmıyor. Öylesine etkili oluyor ki bu baş döndürücü durum boralarla sürükleyip duruyor. İnsan kırılıyor, zedeleniyor, tükeniyor, bir süre kendine gelemiyor. Ortamlar durulduktan sonra bunların bir değerlendirmesini yapma gücünü bile kendinde bulamıyor.

İnsan ömrü sınırlı. Bu sınırlılık insanın kendini çok daha iyi değerlendirmesi, bilmesi için kendisine zaman ayırması gerekiyor. Kendisine zaman kalmayınca geçenlerin boş olduğunun farkında bile olunamıyor.

Düşüncesi olmayan ya da belli bir medeniyet düşüncesine sahip olmayanlar yapaylıklarla avunurlar. Büyük kitleleri de bununla meşgul ediyorlar. Yoksa onların boşlukları, anlamsızlıkları anlaşılamıyor. Yapay oluşlar ve durumlar en çok da onların işine geliyor.

İnsanı kendi hâline bırakmak, onun içinde derinleşmesini sağlayan ortamlar oluşturmak, edimler boş veya kof olanların işine gelmiyor. Kendi yapaylıklarının üzerine örtmenin bir yoludur bu.

Diğer yandan güçlü emperyal dalgaların belli amaçları var. Onlar, insanlık uyanmadan, kendinin farkına varmadan onları sömürmenin, denetim altında tutmanın da bir yöntemidir. Onlar için insanın bir değeri yoktur, kendilerine ait olmayan insanlar değersizdirler. Şu yaşamakta olduğumuz dönemde bu çok daha belirginleşti.

İnsanlığın uyanışı ve kendini bilmesi sağlıklı ortamlarda olur. Çileli toplumlar, kimseler her koşulda kendilerine bir yol bulma çabasında olurlar. Kriz zamanlarında krizden çıkmanın, yol bulmanın elbette güçlükleri var. Önemli olan bundan sıyrılmak, çıkış yolu bulmak ve yola çıkmak olmalıdır. O zaman kendini asıl olan üzerinde bulur.

Dalgaların içinde bulunanlar düşünme ediminden yoksun olduklarından dalgaların birer nesnesi durumundadırlar. Bunlar tahsilli olabilir ve hatta belli konumlarda da bulunabilirler. Hayatlarını boşluklarla geçirmiş olanların varlığı, içindeki tozlardan başka bir şey değildirler.

Yabancı dalgaların nesnesi olanlar hem kendilerine yabancıdırlar hem de olana bitene. Çünkü düşünme yetileri körleşmiş ve belli katı kalıplar içinde sıkışmışlardır.

Kitlelere insanlara sakin olmayı, bu gibi ortamlardan uzak durmayı, kendi uzletlerinde kendilerini bulmaları en sağlıklı yoldur. Büyük bir medeniyet toprağının ruhu yeterince besleyicidir. En sıradan bilinen halk insanları şu yüksek öğrenim görmüşlerden daha değerlidir. Büyük medeniyetler besleyicidirler. İnsanları kendi ruhları içinde olgunlaştırıyor.

Müslüman olmak apayrı bir özellik. Yeter ki onun saf ve duru ırmağından beslenilsin. Bundan başka bir çıkış yolu da bulunmamaktadır.