Ülkemiz demokrasisinin güdük, savruk ve güdümlü bir demokrasi olduğunu sürekli gündeme getirmekteyiz. Seçmenin, sandığa kadar gidip oy attığı, daha sonraki süreçleri, güç sahiplerinin belirlediği süreç. Bu ülkenin demokrasisi, ne kavgalara şahit oldu şimdiye kadar Ne menfaat hesapları döndü yukarılarda Kimbilir kimin ne hesapları oldu
Birkaç gündür, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Aydın Doğan Grubu arasında ilginç bir kavgaya şahit oluyoruz. Erdoğan, Aydın Doğan ın bazı menfaat hesaplarını yerine getirmedikleri için, partisine ve kendisine saldırdığını iddia ediyor. Aydın Doğan da, "Böyle bir şeyin" olmadığını Hani bir tabir vardır Tencere dibin kara, seninki benden kara diye Aynen böyle bir şey Tam anlamıyla bir kayıkçı kavgası.
Öncelikle sormak gerekiyor: "Sayın Başbakan Sizin partinize ve şahsınıza bir saldırısı olmasaydı, yani sizin ayağınıza basmasaydı, Aydın Doğan ın Hilton arazisine rezidans yapma taleplerini ne zaman açıklamayı düşünüyordunuz " Böyle bir şeyin olduğunu, kulislerden, fısıltı gazetelerinden biliyorduk, ama, işin bu yönünü acaba neden bugün açıklıyorsunuz
Hafta sonuna kadar başka şeyleri de açıklayacağınızı ifade ettiniz. Aydın Doğan ile ilgili bildiğiniz bir şeyler varsa, bunları kamuoyuyla ne zaman paylaşmayı düşünüyordunuz
Aydın Doğan Grubu nun bu ülkenin demokratik savrulmalarında en büyük pay sahibi olan ve giderek büyüyen bir güç sahibi olduğunu herkes biliyor. Aydın Doğan, elindeki medya gücünün farkına vardığı, geçtiğimiz dönemde, bir çok hükümetin yapısına, duruşuna yayın politikalarıyla müdahale etti. 28 Şubat sürecinin en büyük destekçisi oldu Zamanın DYP Lideri Tansu Çiller in altını oyma harekatını başlattı. Laiklik, çağdaşlık teraneleri söz konusu olduğunda, hep bu grup başı çekti. Öyle ki, "Konya da Tesettür Faciası" başlığına kadar uzanan arlanmazca yalan haberler yapmaktan bile geri kalmadılar. Çamur at izi kalsın felsefesince, yaptıkları yayınlardan sonra özür dileme gereği bile hissetmediler. Millete "Bidon Kafalı" diyen kalemşörlerinin sırtını sıvazlayıp, bir de bir televizyonlarının genel yayın yönetmenliğine terfi ettirdiler. Demokrasinin gelişmesi için değil, kendi menfaat dünyalarının büyümesi için çabaladılar. Ecevit in kendisine altın tepsi içinde sunulan hükümetin bedeli olarak RTÜK kanunlarında yaptığı değişiklikten sonra, Radyo Televizyon sahipleri devlet ihalelerine rahatça girebilir oldu. Aydın Doğan, bu süreçten sonra Türkiye nin en yaygın akaryakıt dağıtım ağı Petrol Ofisi nin de sahibi oldu. Hatta, bu süreçte, hükümetle yapılan pazarlıklar sonucu Petrol Ofisi nin borçlarının ötelendiği konuları medyaya malzeme oldu. Bizim anlayamadığımız konu şu: Bu kavga neden bugün başlatılıyor Acaba Başbakan Erdoğan ın başka hesapları mı var Hadi, Aydın Doğan ın derdini anladık Erdoğan, bu tartışmayı kamuoyu önünde yapmakla neyi unutturmaya çalışıyor Bir türlü dikiş tutmayan ekonomiyi mi Ardı ardına döşenen zamları mı Bu patırtı, bir şeyleri örtme telaşı mıdır nedir Bunlar bir araya gelip, daldaki kuş orta oyununu mu oynuyorlar acaba
Bekleyip göreceğiz!