Bismillâhirrahmanirrahîm!
BAŞARI ve zaferle anılan 57 yıllık tertemiz bir geçmişi ortadayken; Millî Görüş partilerine halkın yeteri kadar oy vermeyişini hiç düşündünüz mü? Başından beri Millî Görüş partileri çoğunlukla içteki rakipleriyle değil; dünyayı kontrolüne almak isteyen küresel emperyalist güçlerle mücadele etmiştir. Sinsi bir şekilde, çok kere kendilerini perde arkasında tutan sömürgeciler, Türkiye’deki iş birlikçilerini kullanarak Millî Görüş hareketini durdurmaya çalıştılar.
Millî Görüş’ün olduğu yerde küresel sömürgeciler barınamazlar. Millî Görüş bu ülkenin inancı, tarihi ve kimliğini temsil eden yerli ve millî bir çalışma yöntemidir. Aziz milletimizin onurunu korur; Türkiye’nin dünyada ne anlama geldiğini çok iyi bilir ve ülkenin güvenliğini korumak için büyük bir titizlik gösterir. Kendi gücüyle kalkınma prensibini benimser. Türkiye’yi en güçlü hale getirmeyi amaçlar.
Hükümet ve belediyelerde rüşvet ve yolsuzluk gibi olayların çok yaşandığı bir ülkeyiz. 57 yıldır gelip geçmiş, bakan, milletvekili ve belediyelerde rüşvet ve yolsuzluktan hüküm giymiş tek Millî Görüşçü gösteremezsiniz! Hatta bu konuda suç isnat edilmiş bile değildir. Temiz insanların elinde temiz ve dürüst yönetimler oluşmuştur.
Türkiye ve dünyada çıkarı ellerinden gidecek olanlar, Millî Görüş partileri ile halkın arasına kalın duvarlar ördüler. İtibar suikastı yaptılar. Başta Erbakan Hoca olmak üzere Millî Görüş kadrolarına nice iftiralar attılar. Buna rağmen Saadet Partisi dimdik ayaktaysa, hakikatin kendi içinde kabul ettirme gücü oluşundandır.
NATO ZİRVESİ
ANKARA, 7-8 Temmuz günleri yapılacak olan “NATO Zirvesi”ne kilitlendi. 32 ülkeden üst düzey yöneticilerin gelmesi beklenen “zirve” için çalışmalar hızla sürüyor. Hatta Trump yorulmasın diye Ankara’nın merkezine diplomatların da kullanabileceği yeni bir havaalanı yapıldı. Savunma eksenli böylesine önemli bir zirveye “ev sahipliği” yaptığımız için, ümit ederiz ki, savaşların durmasını, “kalıcı barış”ı esas alan kararlar alınır.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’de yaptığı son “Grup Toplantısı”nda Türkiye ve İslâm dünyası için olumlu kararlar alınmasını isteyen açıklamalar yaptı. NATO’nun “güvenlik” anlayışının çifte standart üzerine kurulduğunu söyleyerek, “Dünyanın ihtiyacı, NATO’nun askerî kapasitesini artırması mı; yoksa daha fazla adalet, daha fazla diyalog, daha fazla barış mı?” diyerek bazı tarafgir uygulamaları örneklendirdi:
“Dün Bosna’da, bugün Gazze’de katliamlar yaşanırken, NATO barış adına hangi somut adımları atmıştır? NATO, Türkiye’nin tarihsel, kültürel olarak taraf olduğu hiçbir meselede ülkemizin yanında durmazken; Türkiye’nin önceliği NATO için daha fazla savunma harcaması yapmak mı olmalıdır? İkiyüzlülük ve çifte standarda defalarca tanık olduğumuz, savaşları önleyecek yeni mekanizmalar geliştirmek mi olmalıdır?”
Arıkan konuşmasında, “İhtiyacımız olan, NATO’nun zulüm getiren yöntemi değil; medeniyetimizin ‘adalet’ getiren anlayışıdır. Türkiye’nin öncülüğünde bölgeye hizmet eden bir ‘Beyaz Kuşak’ oluşturmalıyız” açıklamasını yaptı. Ayrıca; Türkiye, İran, Pakistan, Mısır, Suudi Arabistan arasında saldırmazlık ve güvenlik anlaşması imzalanmasını önerdi.
ARIKAN’IN ÇAĞRISI
SAADET Partisi’nin teklifler sunan, çözüm üreten, yol gösteren “yapıcı” ve “kıymetli” görüşleri var. “Türkiye’nin Kalkınma Planı” benzeri çalışmalarına baktığınızda bunu açıkça görürsünüz. Seçmen oy verdiği partilerden “daha isabetli” çözümler üreten Saadet Partisi’ni iyi takip etmelidir. “Daha iyisi ortada dururken” gözümüz niçin başka yerde olur ki! Saadet kadroları bunları çok iyi anlatmalıdır.
Sayın Arıkan, 10 Haziran 2026 günkü grup konuşmasında da, iktidara güçlü bir itirazda bulunmak isteyen 86 milyonluk Türkiye insanına, sorunları çözmek, sıkıntılardan kurtulmak ve hükümetin yaptığının daha iyisini göstermek için şu “çağrı”yı yaptı:
“İsrafa ve adaletsizliğe karşı durmak isteyen herkesi… Adalet, liyakat ve ehliyet lütuf değil, hakkımızdır, diyen herkesi… Evlenemeyen, iş bulamayan, eğitim imkânından bile mahrum kalmış; okuduğu halde masraflarını karşılayamayan tüm gençlerimizi… Türkiye’nin yanlış yönetildiğini düşünen herkesi… İktidarın uygulamalarını yasal yoldan ‘artık yeter’ demek isteyen herkesi… aramıza davet ediyoruz. Dünü, bugünü, geleceği tertemiz bu kutlu hareketin bayrağı altında buluşmaya çağırıyoruz.”
Millî Görüşçüler kuruldukları günden beri, millî kimliğimize uygun en isabetli çözümleri sundular. “Erbakan hep haklı çıktı” sözü özdeyiş haline geldi. Dünyadaki küresel sömürgeciler Millî Görüş’ü saltanatlarına engel olarak gördüler. Yok etmek için Türkiye’deki iş birlikçilerini kullandılar. Milletçe bu haksızlıklara karşı durmalı; Millî Görüş’ün peşini bırakmamalı değil miydik? Bu gerçek bugün iyice netleşmiştir.