Cumhurbaşkanı nın halk tarafından seçilmesini öngören
anayasa değişikliğinin ilk uygulaması gerçekleşmeden AK Parti cenahından
Başkanlık Sistemi ve Cumhurbaşkanı nın yetkilerinin artırılması yönünde
açıklamalar geliyor. Bu tür açıklamaların aynı zamanda Başbakan ın gönlünden geçenin,
hatta zaman zaman dillendirdiği Başkanlık Sistemi isteğinin medyaya yansıması
olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu haberler bazen kaynak belirtilmeden, bazen
de bir AK Partili yetkiliye atfen veriliyor. Sayın Erdoğan ın Başkanlık
Sistemi ni istediğini, böylece geçmişte yaşanan Cumhurbaşkanı ile yürütme ve
yasama arasındaki sıkıntıların bir daha yaşanmamasının öngörüldüğünü söylemek
mümkün. Olaya bu yönü ile bakılırsa gerekli gibi bile görünebilir. Ancak,
geçmişte olduğu gibi bugünde AK Parti iktidarı öngördüğü değişiklikleri sadece
parti çıkarını, yasama organındaki gücünü artırmayı düşünerek değil, kalıcı ve
geçmişte yaşanmış sorunların bir daha tekrar etmemesi niyetiyle gündeme
getirmeli ve tartışmaya açmalıdır. Meclis te çoğunluğum var diyerek Başkanlık
Sistemi ni düşünürken de seçim sisteminde birtakım değişiklikler tasarlanırken
de hangi sistemi getirirsem ilk seçimden AK Parti kârlı çıkar hesabı öncelikli
olursa, bir süre sonra AK Parti halk nezdinde itibarını kaybettiğinde aynı
değişiklikler bir başka zihniyete mensup parti ya da partilerin de işine
yarayabilir. Yani, bugün iktidarda bulunanlar oradan hiç gitmeyecekmiş gibi
davranırlarsa çok geçmeden ciddi bir hayal kırıklığı yaşayabilirler. Bu
bakımdan gerek Cumhurbaşkanlığı gerek seçim sistemi üzerinde birtakım
değişiklikler düşünülürken bugüne göre değil, geleceği de düşünerek hareket
etmek gerekir.
Bu noktada daha yakın geçmişte yaşanmış bir ANAP örneğini
unutmamak gerekiyor. Olağanüstü şartların ortaya çıkardığı kitle partilerinin
ülkemizde kalıcı olmadığı biliniyor. Yapılacak değişikliklerin kalıcı olması,
her dönemde ülkede huzuru sağlayıcı bir nitelikte olması gerekiyor. İstikrar
adına yönetimde temsilde adaletin bir kenara itilmemesi önem taşıyor.
Dünkü yazımda da belirttiğim gibi mevcut anayasa ile
eskisinden daha güçlü bir Cumhurbaşkanı söz konusudur. Çünkü halkın seçtiği bir
cumhurbaşkanı halkla iç içe olacak, halkın yönelimlerini yakından takip ederek
buna göre yürütme ve yasamanın faaliyetlerinde anayasa ve yasalara aykırı
gördüğü hususlarda yetkilerini kullanacaktır. Kısacası, geçmişte yaşanan
sıkıntıların sebebi cumhurbaşkanlarının yetkisizliği değildi. Cumhurbaşkanı
seçiminde siyaset dışı güçlerin partilere baskı yapması sonucu, siyaset
dışından bir ismin Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlamaktı. Hemen belirteyim ki,
emekli askerlerin, yüksek bürokratların Cumhurbaşkanı seçilmesinin önünde bir
engel yoktur. Yeter ki anayasa çerçevesinde aday olunsun, halkın oyu ile Köşk e
çıkmış olsunlar. İtirazlar zorlama ve dayatmalarla seçilen cumhurbaşkanlarının
Köşk e çıktıklarında halkın değil seçilmelerini sağlayan siyaset dışı odakların
tesiri altında kalmalarıydı.
Bu bakımdan geçmişte yaşanan olumsuzluklara bakarak,
Artık emekli askerlerin ve yüksek bürokratların Köşk e çıkması devri
bitmiştir yollu açıklamalar öncelikle anayasaya aykırıdır.
Sonuç olarak birtakım medya organlarının Başkanlık
Sistemi ve AK Parti nin sandalye sayısını artıracak birtakım yasa
değişikliklerini gündeme getirmeleri ve savunmaları olaylara bugün açısından
bakınca doğru gibi görünebilir ama sınırsız yetkilerle o koltuğa ortan bir
Başkan ın her zaman doğru olmayacağını, Başkan ın kişisel tavrının önemli
olacağını unutmamak gerekiyor. Sahip olunan gücün etkisi ile Her şeyi ben
bilirim duygusuna kapılan bir Başkan ülkede ciddi sıkıntılara yol açabilir.
Bunun için AK Parti yandaşları sadece seçilecek Cumhurbaşkanı nın yetkilerini
artırmayı değil, geleceği de düşünmeleri gerekiyor. Kitlelerin güce taptığı bir
dünyada yaşadığımız unutulmamalı.