Dağlıca, Aktütün ve diğerleri: Olayların ardından

Abone Ol

Son günlerin en üzücü olaylarının başında, herhalde Aktütün Karakolu na yapılan menfur saldırı ve o çatışmada verdiğimiz şehidlerimiz için dökülen göz yaşları gelmektedir. Bununla beraber her şeyden önce şunu söylemeliyiz ki, saldıranlar hedeflerine ulaşamadılar. Asıl hedef Bayrak Tepe yi ele geçirmekti. Çünkü o bölgedeki en stratejik bölge Bayrak Tepe dir. PKK lılar oraya ulaşarak bizim oradaki askerlerimizi öldürmeyi, oraya bayraklarını dikerek bir zafer ilan etmeyi düşünüyorlardı. Yapamadılar, başarılı olamadılar, bir darbe vurayım derken, kendileri daha büyük darbe aldılar.

Ortadoğu politikaları iyice kızışmaya, karışmaya başladı. Şimdi buradaki faktörlere dikkatle bakmak gerekmektedir:

 1- Irak ve Kuzey Irak tamamen ABD işgal güçlerinin idaresi ve kontrolu altında olan yerlerdir. ABD yetkilileri en son teknikle donatılmış haberleşme ve güvenlik sistemleri ile her tarafı kontrol etmekte ve kendilerinin de güvenliğini sağlamaktadırlar.

Türkiye ile ABD arasında iletişim paylaşımı anlaşması mevcuttur. Karşılıklı nezaket kaidesi olarak da sınırda yapılacak harekâtlar ve sınır ötesi harekât durumunda karşılıklı bilgilendirme yapılacaktır.

Geçen kış yapılan Güneş Operasyonu nda Türk jetleri için haberleşme koridoru açılmış ve bilgi paylaşımı yapılmıştı. Bu defaki durumda (Aktütün) ise tam tersi olmuş ve hiçbir istihbarat paylaşımı olmamıştır. Türkiye tarafı adeta gafil avlanmıştır. Bu üstünde durulması gereken önemli bir noktadır.

2- Her sene Ekim ayından itibaren bölücü örgüte yeni eleman bulma ve alma operasyonları başlar. Bu adeta mevsimlik işçi olayı ve göçü gibi, belirli bir tekrarlama ile her sene gerçekleşen bir olaydır. Bu akım ve adeti değiştirmek için ve yeni iş sahaları açabilmek amacı ile bölgeye yatırım yapılacağı yerde, mevcut fabrika ve toplu iş yerleri kapanmaktadır. Özelleştirilme yolu ile tamamen atıl hale gelen iş merkezlerı, tam anlamı ile teröre yataklık yapacak bir ortamı hazırlamaktadırlar. Bu her iki husus da resmi ve sivil makamlarca bilinmektedir. O halde neden gereken tedbirlerin alınmadığı ve bazı önlemlere başvurulmadığı incelenmesi gereken bir husustur.

3- İstihbarat bir milletin güvenliğinin can damarlarından birisidir. İstihbarat zaafı ise felaketler doğurur. Uzun bir katır kervanı sırtında 250 veya 350 kişinin sınırdan sızması hayli düşündürücü bir durumdur. Kişiler 7-8 kişilik guruplar olarak ağaçlar arasından kayabilseler bile bu kalabalık yine de en az 35-40 kafile yapar. Şayet görünmez adam olmadılarsa, bunları görebilecek herhangi bir kamera, sensör veya korucu ve istihbaratçı olmaması veya orada, yakında bulunmaması çok endişe verici bir durumdur. Kaldı ki aynı karakol daha önce tam 5 defa saldırıya uğramıştır.

Neden burada istihbarat yönünde herhangi bir tedbir alınmamıştır. Yoksa başka istikamette mi çalışıyorlardı ve burada kocaman bir koridor boşluğu mu mevcuttu

4- Bütün savaş malzemesinin, orta ve ağır boy silahların tam bir aylık sure içinde kağnılarla, eşek ve katırlarla sınır dibine biriktirildiği ve yığınak yapıldığı anlaşılmıştır. Zaten, kendi çektikleri videoları da internet üzerinden yayınlamışlardır. Yani kısacası, psikolojik savaşın gerekleri uygulanmıştır. O zaman Türk istihbaratının hangi nokta ve seviyede, ne kadar faal ve etkili olabildiği de düşünülüp araştırılmalıdır.

5- Çatışma geliyorum diye diye gelmiştir. Aktütün de aynı hafta içinde 3 defa taciz çatışması yaşanmıştır. Sonunda saldırı başladığı zaman da, ilk havaya uçan da cephanelik olmuştur. Sonra da cephanesi biten Mehmetçik tüm direnişine ve kahramanlığına rağmen şehit edilmiştir. Karşı tarafın gayet hazırlıklı ve istihbaratının da çok ince ve derin olduğu anlaşılmaktadır.

6- Gayet sarp kayalara tırmanılarak ulaşılabilen Bayrak Tepe en yakın mesafeden yine de 2,5 saatlik bir tırmanış gerektirmektedir. Mehmetçik her şeye rağmen, canı pahasına da olsa, burayı sonuna kadar korumuş ve düşmana kaptırmamıştır.

7- Daima teyakkuz içinde olduğu söylenen hava kuvvetlerinin Şırnak ve Diyarbakır dan tam olarak ne kadar zaman içinde hazırlanıp yardıma gittiği ve hedefleri vurmaya başladığı da ayrıca incelenmeli ve kamuoyuna açıklanmalıdır. Ortada çeşitli rakamlar uçuşmakta ve çoğu da vahim bir görüntü sergilemektedir. Bunların netleşmesinde ve yanlış intibaların giderilmesinde yarar vardır.

8- Saldıranlar her şeyden çok sürpriz yapma ve şaşırtma faktörlerini ellerinde bulundurmalarına rağmen 23-25 zayiatla çekilmek zorunda kalmıştır. Daha sonra dönüş yolundaki zayiatın ne olduğu tam olarak tespit edilememiştir. Türk jetlerinin ve helikopterlerinin takibi sonucunda aşağıda arazide ne olduğu tam belirlenememiştir. Eğer dönmekte olan bu 250 veya 350 kişi görünmez adam olmamış ise Kuzey Irak tan yapılan açıklamada, hiçbir ölüm vakası olmamıştır diye vurgu yapılmış olması, hayli manidar kaçmaktadır. Tam aksine zayiatın ağır olduğunu düşünmek hatalı olmaz.

9- 50 kişilik karakola, 250-350 kişi ile saldıran ve içinde sadece mahalli PKK değil, yabancı uyruklu PKK lıların da bulunduğu bu takviyeli saldırıda sürprizi ve sayı üstünlüğünü elinde tutanlar fiyasko içinde çekilmek zorunda bırakılmışlardır. Buna rağmen yine de sorulacak soru, bu sürprizin nasıl gerçekleşebildiği hususudur.

10- Türkiye ile iyi geçinmek istediklerini ifade eden ve ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını söyleyen Barzani ve Talabani, herkesin gözünün içine baka baka hakikatleri tahrif etmekte ve bunu da diplomasi saymaktadırlar. ABD nin arkasına sığınarak olayı yırttıklarını düşünmekte ve çaktırmadan Türkiye ye darbe vurduklarını zannetmektedirler. Bu söylenenlere ve söylediklerine, dağdaki çalı fareleri bile inanmamıştır. Yaptıkları çok aşikâr bir şekilde ortadadır.

Şu anda sadece eskilerin dediği gibi, "sel gider, taş kalır" diyelim. Elbet, daha önce İngiltere ve Fransa nın Ortadoğu dan gittiği gibi, ABD de sonunda bu bölgeden gidecektir.

11- Bir taraftan "stratejik müttefiğimiz" ABD anlaşmanın gereklerini yapmazken, diğer taraftan da AB üyeleri olan kadim Avrupalı dostlarımız ın da Avrupa daki PKK guruplarına lojistik, parasal ve psikolojik desteği sağlam bir şekilde devam ettirirken, bizlerin olayları doğru ve gerçekçi bir mercek altına yatırmamız gerekmektedir.

12- Bir taraftan da Türkiye ye verilen AB İlerleme Raporları içinde azınlık hakları veya başka başlıklar altında yapılan pek çok talep de hatırlanmalıdır. İşte Türkiye iki taraflı kıskaç arasında cendereye sıkıştırılırken, PKK lılar, akıllarınca fırsattan istifade yumruk sallamaktadırlar. Bir Aktütün ü, bir Diyarbakır ı vurmaktadırlar. Bu pencereden bakınca da kendi örgütüne şov yapan PKK nın ne kadar cesaret ve akıldan uzak olduğu gözden kaçmamalıdır.

13- Türkiye açısından, Kuzey Irak a uygulanması gereken yeni tedbirler mutlaka düşünülmeli ve bunlar hayata geçirilmelidir. Bir taraftan oraya gıda, alış-veriş, yatırım götürülürken, diğer taraftan da sürekli o taraftan hiyanet ve sabotaj görülürken, herhangi bir sonuca ulaşmanın imkânı yoktur. Milli çıkarlar neyi gerektiriyorsa, onlara öncelik vererek, dik bir duruş sergilemenin vakti gelmiştir.

Gazetemizde geçtiğimiz pazartesi günü yayınlanan 3 önemli isimle yapılan röportajda, saldırıların önemlisinin Bayrak Tepe ye yapıldığı önemle belirtilmişti. Bu konuya net olarak parmak basan ilk ve tek basın organı Millî Gazete olmuştu. Genelkurmay ın son açıklaması da bu bilgiyi doğrular nitelikteydi.

Gerekli olan dik ve akıllı bir duruştur.

Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, 10 Ekim günü yaptığı açıklamada gazetimizin ne kadar doğru bir tesbit yaptığını doğrulayan ifadeler kullanmıştı. Saldırının oluş şeklinin, basının bir bölümünde doğru anlaşılmasına rağmen, diğer bölümünde farklı algılandığının görüldüğünü ifade eden Tuğgeneral Gürak, terör örgütünün saldırısının, Aktütün Karakoluna (bölük merkezine) değil, bu merkezin yaklaşık 1 kilometre batısına emniyet amaçlı olarak çıkarılan Bayrak Tepe ye olduğunu belirtmişti. Tuğgeneral Gürak açıklamasında, "Aktütün Karakolu (bölük merkezi) konumunun ve binalarının durumunun, verilen zayiatla hiçbir ilgisi yoktur. Bayrak Tepe tutulmaya devam edecektir. Bayrak Tepe ye yapılması düşünülen bir inşaat yoktur. Gerek de bulunmamaktadır," da demişti.