DAEŞ-PKK işbirliği ve Kandil'in Sur'daki cephaneliği

Abone Ol

Güvenlik uzmanı Mete Yarar bir gazeteye yaptığı açıklamada,

Terör konsepti değişti, DAEŞ de PKK da maymuncuk derken Başbakan Başdanışmanı

Vedat Bilgin DAEŞ ile PKK nın işbirliği içinde olduğunu belirtiyor. Aslında bu

iki açıklama bilinmeyenin ifadesi değil. Hatta bu gerçeği görmek için uzman

olmaya da gerek yok. Terör örgütleri ve teröristler dünyanın hemen her

köşesinde çoğu zaman dayanışma sergiledikleri biliniyor. Özellikle de terör

örgütlerinin arkasında yabancı güçlerin olduğu, onların her türlü desteğini

alarak varlıklarını sürdürdükleri hatırlandığında küresel sömürgeci güçlerin

dünyayı sömürmede terör örgütlerini maşa olarak kullandıklarını söylemek yanlış

olmaz. Ne var ki, bu gerçek bazen kolay anlaşılmıyor. Gerçeğin ortaya çıkması

için bazen zamana ihtiyaç olabiliyor. Söz gelimi DAEŞ uzun süre PKK ve PYD den

her bakımdan farklı bir örgüt gibi takdim edildi. Sömürgeci güçler diğer terör

örgütlerini aklamada DAEŞ i kullandılar. DAEŞ bu işlevini ve görüntüsünü yakın

zamana kadar sürdürdü. Elbette bunu kendi gücü ile değil, maşalık yaptığı

güçlerin yardımı ile sağladı. Gelinen noktada şapka düştü kel göründü.

Gelişmeleri yakından izleyen herkes biliyordu. Bu bakımdan devletin bilmemesi

söz konusu olamazdı ve sanıyorum ülkemize yönelik tehdit oluşturan terör

örgütlerine karşı strateji oluştururken bu gerçeği dikkate almışlardır. Daha

doğrusu almaları gerekir. Ancak, ülkemizde Doğu ve Güneydoğu da yıllardan beri

sürdürülen operasyonlarda ortaya çıkartılan silahlar ve bu silahlara ait

mühimmatlar düşünüldüğünde terör örgütlerine yönelik çalışmalarda bir eksikliğin

olduğunu söylemek yanlış olmaz. İktidar yanlısı iki gazetede dün yer alan bir

haberde ülkemizdeki yakalananlar cephanelerin Kandil e ait olduğu, bu

silahların Kobani üzerinden Türkiye ye sokulduğu ve yerleşim merkezlerinde

depolandığı belirtiliyordu. Bu durum ister istemez yukarıda aktarmaya

çalıştığımız açıklamaları doğrular nitelikteydi. Açıklamalarda DAEŞ ile PKK nın

bölgemizde birilerince maymuncuk olarak kullanıldığı, bir diğer ifadeyle

sömürgeci güçlere birlikte taşeronluk yaptıkları belirtiliyordu ki, bu

değerlendirme aynı zamanda DAEŞ, PKK ve PYD birlikteliğinin de bir ifadesiydi.

Çünkü Kandil in cephanesi Kobani üzerinden Türkiye ye sokulmuş ise bu PKK ve

PYD birlikteliğinin açık ifadesidir. Kısacası, bölgemizde faaliyet gösteren

terör örgütleri sözcüleri ne söylerlerse söylesinler, hedeflerini ve

maksatlarını nasıl izah ederlerse etsinler aynı hedefe yönelik faaliyet

gösteriyorlar. Böyle olunca da PKK nin Kandil deki depolarında muhafaza edilen

silahların Kobani üzerinden Türkiye ye sokulmuş olmasının şaşılacak bir yanı

yoktur. Bu bakımdan üzerinde esas durulması ve sorgulanması gereken husus bunca

silah ve mühimmatın çatışma bölgelerine nasıl sokulabildiği, bu yapılırken

devlet güçlerinin nasıl olup da hiç haberinin olmadığı sorusunun cevabının

araştırılması ve bulunması gerekiyor. Bu sorunun cevabı verilmeden terörle

mücadelede söylenecek sözlerin önemli bir bölümü havada kalmaya mahkûmdur.

Çünkü devletin asli görevi teröristlerin ve silahlarının

ülkeye sokulmasını, bir diğer ifadeyle sınırlarımızın kontrolünü tam sağlamak,

her türlü kanun dışı girişi engellemektir. Özellikle de terör ve terör

örgütleri ile yıllardan beri mücadele etmek söz konusu olduğunda öncelikli

mesele budur.

Bu noktada geçmişte IŞİD (DAEŞ) saflarında yer almış bir

örgüt mensubu Ömer Makmaş ın konu ile ilgili şu tespitini aktarmak istiyorum:

Eylül 2014 te Kobani ye saldırı başlatan IŞİD e karşı

ABD ve Avrupa ülkelerinin PYD ye verdiği silahlar Türkiye ye sevk edilmeye

başlandı.

Bu sevkıyat iddiası ne derce doğrudur kesin bir şey

söyleyemeyiz ama haberin iki iktidar yanlısı gazetede yer aldığı dikkate

alındığında sanıyorum, bu sevkıyat devam ederken, Devlet ne iş yapıyordu

diye sormak haksızlık olmaz.