İrtica ile Mücadele Eylem Planı‘ndaki imzanın Alb. Dursun Çiçek‘e ait olmasının kesinleşmesi, birçok bakımdan fevkalade önemlidir... Emile Zola‘nın dediği gibi, "Cumhuriyetin şerefi, onun adaletidir." Giyotini, idam sehpası, sopası değil.
"İmza" olayının çok önemli diğer bir yönü de "Söz konusu olan cumhuriyetse hukuk teferruattır" şeklindeki hastalığımızı bir kere daha belgelemesidir: Alb. Çiçek imzalı "Plan" ne için hazırlanmıştı? "AKP ve Gülen‘i bitirme" amacıyla suç provokasyonları tezgâhlamak için! Ergenekon da böyle, Balyoz da böyle! Askeri müdahaleler tarihimize bakın; temeldeki hastalıklı mantık aynıdır! Tarihten gelen bir siyasi hastalığımızdır bu. Org. Başbuğ belge için "Kâğıt parçası" demişti ama ihtiyat payı da bırakarak eklemişti: "Yeni deliller ortaya çıkarsa soruşturma açarız."
Soruşturmayı açtırdı ve işte "ıslak imza" kanıtlandı. Peki, Alb. Çiçek kendi başına bir odaya çekilerek mi yazdı bunu? Kimseye ‘arz‘ etmedi mi? Bunlar da aydınlatılmalıdır. Hastalıklı unsurların hukuk ve adalet yoluyla soruşturulması, Cumhuriyetimizi de ordumuzu da zaafa uğratmaz, aksine, güçlendirir; başka ülkelerde de olduğu gibi. Yüksek komuta kademesinin de böyle düşünmesi cumhuriyet için bir zaaf değil, kazançtır.