Bu yazıyı, Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi oylaması henüz tamamlanmadan, sandıklar kapanmadan kaleme alıyorum.
Seçimin kritiğini bir sonraki yazıda yapalım inşallah.
Öncelikle -siyasi tarihimizde ilk kez yaşadığımız- ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimi ülkemize, milletimize, devletimize hayırlara vesile olsun.
Sandıkların kapandığı ve oy verme işleminin sona erdiği dün akşam saat 17.00’den sonra seçim sonucunun kısa süre içinde tamamlanacağını tahmin ediyorum.
Zira, sadece iki aday var; Cumhur İttifakı adayı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Millet İttifakı adayı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.
Yani, siz bu satırları okurken, Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı belli olmuş olacak.
Sandığa gitmeyen seçmenler… Sandığa gidip de tercihini Kılıçdaroğlu veya Erdoğan’dan yana kullanmayan seçmenler… Oyları geçersiz sayılan seçmenler… 28 Mayıs’ta ilk kez oy kullanacak genç seçmenler… Toplamda yaklaşık 11-12 milyon seçmen… Bu seçmenlerin tercihi hangi yönde olacaksa ipi o Cumhurbaşkanı adayı göğüsleyecek.
İlk turda Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasındaki oy farkı, dünkü seçimde sonucu belirleyecek seçmen sayısının neredeyse 1/5’i kadar; 2,5 milyon civarında. Fark, tercihe göre zor kapanacak bir fark değil, görüldüğü gibi…
Ancak seçmenin dünkü seçimlerde hangi saiklerle oy kullanacağını tahmin etmek de o kadar kolay değil.
O kadar kolay değil ki, 14 Mayıs 2023 seçimlerinden sonra, ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik kamuoyu araştırma şirketlerinin neredeyse hiçbirinden öyle kallavi bir tahmin görmedik, duymadık, gözlemlemedik.
Bakınız lütfen; ilk turda bu anket şirketlerinden birçoğu zaten havlu atmıştı!
ABİDİK, GUBİDİK İŞLERE TEVESSÜL EDİLMESİN!
Dün oyunu kullanan seçmen, akşam saatlerinde nasıl bir sonuç çıkacağını beklemeye başladı.
Oyunu kullanan ve vatandaşlık görevini ifa eden bizler gibi…
Benim dünkü seçimlerle ilgili beklentim şudur;
* Hile, hurda, şaibe olmasın!
* Çalma, çırpma olmasın!
* Abidik, gubidik işlere tevessül edilmesin!
* Katakulli faailetlere yer verilmesin!
* Trafoya kedi falan girmesin!
Yani, demek istediğim tertemiz bir seçim olsun!
***
Zaten, iki aday yarıştığı için oy kullanma da, oy sayımı da çok kolay…
Kaldı ki, her sandığın başında iktidardan ve muhalefetten müşahitler var, sandık kurulu üyeleri var, partililer var…
Dün akşam saat 17:00’den sonra, iktidardan ve muhalefetten müşahitlerin, sandık kurulu üyelerinin, partililerin huzurunda zarflar açıldı. Hangi aday ne kadar oy aldıysa tutanağa herkesin gözü önünde yazıldı. Yine herkesin gözü önünde tutanaklar imzalandı ve ıslak imzalı belgeler Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı partileri temsilcilerine teslim edildi.
***
Kısacası, yolda, şurada burada bu tutanakların değiştirilmesi mümkün gözükmüyor.
Partililer, Yüksek Seçim Kuruluna gönderilen bu ıslak imzalı tutanakları eş zamanlı olarak kendi parti merkezlerine yolladılar.
Ve ıslak imzalı tutanakların toplamından bir sonuç çıktı.
Hülasa… Bu sabah gözlerimizi açtığımızda iki isimden birisi, Recep Tayyip Erdoğan ya da Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni cumhurreisi olarak 5 yıllığına göreve başlamak için hazırlıklara başlayacak.
***
Bundan sonra…
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) toplanacak, milletvekilleri yemin edecek.
Mevcut bakanların büyük çoğunluğu milletvekili seçildiği için milletvekili yemini ettikten sonra bakanlıkları düşecek.
Bu sebeple de yeni bir Cumhurbaşkanlığı Kabinesi teşkil edilecek, yeni bakanlar da TBMM’de yemin ederek göreve başlayacaklar.
Vatandaşımızda bir değişim beklentisi ve özlemi olduğu açık. Ancak dün ikindi vakti itibarıyla, sonucun ne olacağını, millet iradesinin hangi yönde tecelli edeceğini kestirmek mümkün değildi.
***
Bu duygu ve düşüncelerle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tekrar hayırlı olmasını yüce Allah’tan (C.C.) niyaz ediyorum.
BEN ÖYLE DÜŞÜNMÜYORUM! NEDEN Mİ?
Hangi konuda “ben öyle düşünmüyorum?” Önce bunu açıklayayım;
Şöyle bir düşünce serdedildi; efendim, TBMM’deki sandalye dağılımı Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aynı sonucu doğurmalı. Cumhur İttifakı TBMM’de çoğunluğu elde ettiği için, Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu olursa ikilik doğar, doğru olmaz!
Kimler böyle düşündü?
* Önce son anda Cumhur İttifakı adayı Erdoğan’a desteğini açıklayan, ATA İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, sonra eski bakanlardan, eski CHP Milletvekili Abdullatif Şener, en son da eski vekillerden, DP’li Faik Tünay bu görüşü dile getirdi.
***
Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda neden seçime gitsin ki Kemal Kılıçdaroğlu?
Tam tersine…
Parlamentonun yani yasamanın çoğunluğu an itibarıyla Cumhur İttifakı’nda. Tamam! Öte yandan da yürütmenin başında da Millet İttifakı var, Kemal Kılıçdaroğlu var. Burada esasen “denetim” açısından kendiliğinden güzel bir ortam oluşmuş olmuyor mu?
Hep denetim, denetim diyoruz ya, hani! İşte size denetim! Seçilmesi halinde Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerin icraatlarını, hizmetlerini, faaliyetlerini, Cumhur İttifakı partileri bu şekilde çok daha rahat bir şekilde denetleyebilir!
Parlamentonun Cumhur İttifakı ağırlıklı olması ve Cumhurbaşkanının da Kemal Kılıçdaroğlu olacak olması durumunda burada bir ‘uyumsuzluk’ değil, aksine ‘doğal bir denetim mekanizması’nın oluşabileceğini söylemek yanlış olmaz kanaatindeyim.
Bilmiyorum siz ne dersiniz!
YÖNETİMDE KİM OLURSA OLSUN YAPILMASI GEREKENLER (1)
1) Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçilmesi…
2) Devlet sırrı ve ticari sır kavramlarını, Meclis’in bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde yeniden tanımlanması.
3) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanının, ana muhalefet milletvekilleri arasından seçilmesi. Böylece TBMM’de hoş bir dengenin oluşması. Yaparlar mı? Zor!
4) Kesin Hesap Komisyonu kurulması.
5) Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisine son verilmesi.
6) Cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle bir dönem seçilebilmesine, seçildikten sonra partisi ile ilişiğinin kesilmesine ve görev sonrasında aktif siyasete dönememesine ilişkin düzenleme yapılması.
7) Tutuklamanın istisna olması ilkesinin titizlikle uygulanması.
8) Düşünce, kanaat ve ifade hürriyetlerinin güçlendirilmesi.
9) Basın özgürlüğünün geniş manada sağlanması ve güçlendirilmesi. (Devam edecek)