Bu köşede, bir Türk asıllı Alman vatandaşı olarak, Avrupa’da yaşayan toplumumuzun güncel meselelerini, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin seyrini ve siyasetin her iki yakasındaki gelişmeleri gurbetçinin gözünden değerlendireceğim. Amacım, Avrupa’daki Türklerin sesine tercüman olmak; hem içinde yaşadığımız ülkelerdeki siyasi atmosferi hem de anavatandaki gelişmeleri gurbet penceresinden samimi bir dille sizlere aktarmak.
10 milyonu aşan yurtdışı Türkleri adına bir değil, iki talebimiz var: Yurtdışı Türkler Bakanlığı ve 82. Seçim Bölgesi… Biz artık unutulmak değil, sahiplenilmek istiyoruz.
MİLLÎ GAZETE’nin manşetini görünce içimde bir kıpırtı oldu.
“Bayram sonrası kabinede kapsamlı değişiklik… Üç yeni bakanlık kuruluyor.”
Ümitlendim. Heyecanlandım.
Belki de sonunda yıllardır dile getirdiğimiz çağrıya kulak verilmişti.
“Yurtdışı Türkler Bakanlığı kuruluyor” cümlesini göreceğim diye gözlerimi habere kilitledim.
Ama yoktu.
Yine yoktu.
Bir an duraksadım. Sonra kendi kendime, “Herhalde yine başka bahara kaldı” dedim ve içimden bir sabır çekerek gazeteyi kapattım.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Bugün itibariyle Avrupa’da yaşayan Türklerin sayısı 7,5 milyonu aşıyor. Türkiye’ye geliş-gidiş yapanlarla birlikte bu sayı 10 milyonun üzerine çıkıyor.
Bu insanlar sadece uzaktaki vatandaşlar değil; Türkiye’nin ekonomisine, kültürel gücüne ve uluslararası itibârına katkı sunan birer gönül elçisidir.
Sadece Almanya’da Türk girişimcilerin yıllık cirosu 50 milyar Euro’yu aşıyor. Türkiye’nin Avrupa ile ticaret hacmi ise 210 milyar doları geçmiş durumda.
Böylesine üretken, etkin ve vefalı bir topluluk, sizce de sahipsiz bırakılmamalı, değil mi?
Bu yüzden artık yalnızca bir beklentimiz değil, yüreğimizin derininden gelen iki çağrımız var:
Birincisi, yıllardır hasretini çektiğimiz, sesimizi duyuracak bir adres olarak Yurtdışı Türkler Bakanlığı’nın kurulması.
İkincisi ise, gurbetteki 3,5 milyon seçmenin iradesini doğrudan yansıtacak, yıllardır ötelenen temsil hakkımızın hayata geçmesi adına 82. Seçim Bölgesi’nin resmen kurulması.
Bu iki adım sadece birer idari düzenleme değil; devletin evlatlarına “sizi unutmadım” demesidir.
Bizler oy kullanmaya gelince hatırlanan değil, her daim değer gören yurttaşlar olmak istiyoruz.
İnanın Sayın Cumhurbaşkanım, bir bakanlık tabelasında ve bir seçim bölgesi kodunda yıllardır bekleyen büyük bir vefa borcu, büyük bir aitlik duygusu saklı.
Biz yurtdışındaki milyonlarca insan, sadece seçimden seçime hatırlanmak istemiyoruz.
Dilimizle, kültürümüzle, değerlerimizle ayakta kalma mücadelesi veriyoruz. Kimliğimizi koruyabilmek, çocuklarımıza vatan sevgisini aktarabilmek için her gün görünmeyen bir cephede savaşıyoruz.
Sizin, her fırsatta “gönül coğrafyamız” dediğiniz bu büyük ailenin Avrupa’daki mensupları olarak artık temsili değil, kalıcı ve kurumsal bir çözüm bekliyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Devletimizin içindeki her bir vatandaş nasıl Sağlık Bakanlığı’na, Eğitim Bakanlığı’na erişebiliyorsa, biz de kendi bakanlığımıza ulaşmak istiyoruz.
Konsolosluk randevuları için aylarca beklemekten, her işlemde Türkiye’deki sistemin bizi “yabancı” gibi görmesinden usandık.
Sesimizi duyuracak, derdimizi muhatabına iletecek, bizimle aynı dili konuşacak bir merci istiyoruz.
Lütfen bu bahar, bizim de baharımız olsun.
Şaban Turhal