Fenerbahçe, Yunan liginin şampiyonu ve dominant takımı
Olimpiyakos la hazırlık yaptı. Caner le Emre, yani takımın en mahir iki sol
ayağı frikikleri köşelere takarak galibiyeti getirdiler. Ama Yunan takımının
son saniyede köşeye astığı yine sol ayaklı frikik işi de akıllarda kalacak
cinstendi.
Bilirsiniz hazırlık maçlarının sonuçların takılmam. Ama
bu maçların da yarınlar için bazı öğelerde ciddi tüyo verdiğini de yazarım.
İsmail Kartal, çok az sayıda seyircinin itibar (!) ettiği maçta bize yepyeni
bir çehre sunmadı. Bunu futbol anlayışı, kurgu ve işleyiş olarak yazıyorum. Ön
taraf yine Kuyt, Sow ve Emenike den kurulu idi. Topal, Emre, Meireles orta sahada
iş yaptılar. Arka tarafta Gökhan ın yerinde Topuz vardı, gerisi aynı... Yani ne
Aykut hocadan zaman zaman sahaya gelen yarım tempo, ne de Ersun hocadan sıkça
gördüğümüz yüksek ayar işleyiş eksikti. Yani eski tas eski hamam. Zaten bütün
mesele de Ribas ın sunacağı değişiklikti.(!) Yararlı mı olur, yarı mı verir,
göreceğiz. Bu arada maçı naklen veren D.Smart ın spikerlerine teşekkür(!)
ederim. Neden mi İlk devre sahaya çıkan Yunan takımını şöhretler, ünlüler,
yıldızlar topluluğu olarak lanse ettikleri için... Ben ise sadece sağlığı hep
tehdit altında olan Eric Abidal ı, hadi bir de kaleciyi tanıyorum... Amma geri
kalmışım be... Haaa kenarda vardı o adamların bazılarından... Ama en azından
öyle bir racon kessene birader! Tabii bir de önemli konu var bu maçla ilgili...
Teknik direktör İsmail Kartal idi...
Bu maçtan önce bizim Kadın Voleybol Milli takımını
izledim. Ne oldu sizi yahu Çok ciddi bir fiziksel çöküş var sanki... Oysa
benim takımım, hiç bir mücadeleyi bırakmazdı. Filenin üzerine sıçrar, her türlü
rakip smacına güzel hamlelerle karşı hücum kurdururdu. Hadi bu sefer iyi de
servis attık diyelim. Ama hepsi o kadar... Ben bu satırları yazarken, az sonra,
takım İtalya maçına çıkacak. Kazanırsak mesele yok. Japonya ya yolcuyuz. Hadi
kardeşlerim sadece bir maç kaldı. Japonya yı sonra düşünürüz. Öyle ya daha Naz
form tutacak, Pollen gelecek... Bakın bendeniz bu sıcakta eve kapanıp sizi
izlemeden edemiyorum. O halde
Gecenin ilerleyen saatlerinde de basketbola baktım. Rakip
Porto Rico idi... Yendik. Ama kimse bu takımı öyle sıradan dandik bir ekip olarak görmesin. Bizim Arroyo
o takımda idi. Ama görünen o ki Ergin kardeşimin geçen gün, Henüz yüzde 40 ız
demeci hakikat yüklü imiş. Sırbistan maçı ben bu yazıyı yazdıktan saatler sonra
oynanacak. Benim açımdan bu maç sanki en ciddi ölçü olacak. Çünkü o takımda da
yenilikler var.
Ve de Galatasaray oynayacak bir kaç sonra... Belçika da
bir ikinci lig takımı ile... Sonuç beni hiç mi hiç ilgilendirmez ama haftaya
Süper Kupa oynayacak koca bir kulübün transferdeki en önemli mesaisini hâlâ
yapmamış olması hayret verici. İlla ki fularlı Mancini mi gerekliydi yani
Acı haber mi Atiba sakatmış. Vah ki vah! Yani Beşiktaş,
öyle ki oynaması imkânsız, binanın temel direğinden yoksun çıkacak önemli
maça... Rakip de Arsenal haaa.
Vahid hocasız olur mu mesai Demişler ki, bu takımla
şampiyon falan olunmaz... O halde Trabzon daki kazıları derinleştirelim ki,
petrolün yanı sıra doğalgaz, elmas falan bulalım ve de Messi den başlayarak,
Ronaldo yu falan getirelim...