Haftada bir gün yöneticiyle yönetilenler yüz yüze nasihatleşirler. Nasihate herkesin ihtiyacı var. İki taraflı aykırılıklarda uyarılar yapılabilir. En önemlisi Halife’nin yüzüne hatası söylenebilir. Halife sorumsuz değil.
* Yönetimde denetim ve şeffaflık zemini sağlanabiliyor. Bu ise karşılıklı güven ve bağlılığı güçlendirebiliyor.
* Adaletin sağlanabilmesi ancak tevhidle/ilahi hukukun uygulanmasıyla mümkün olabilir. Başlar Başa, baş da şeriata/hukuka bağlı olacak.
* Hukuksuz adalet olmaz. Düzen ve güvenlik de.
* Hukuk; imanı, ahlakı, tüm değerleri/temel hakları korur, sağlar. İman ve ahlak konularında sorunlar varsa, hukuk bile tek başına adaleti sağlayamaz.
* Kamu yararı, güvenliği ve barış da ancak ilahi hukukla sağlanabilir.
* Adalet emri; herkese, her zaman, her halde, her yerde... her alanda (siyaset, hukuk, ticaret, eğitimde...) Zulüm yasağı da öyle...
* Adalet hem hukuki, hem de ahlaki bir kavram/değer /erdemdir. Zıddı da zulüm.
* Adalet devletin dinidir. (Hz. Ali (R.A.) Adalet devletin temelidir. Hz. Ömer (R.A.)
* Halife hem kendisine/hukuka uymaya/itaate, hem de kendisinin denetlenmesine, gerektiğinde uyarılmasına, düzeltilmesine çağırıyor. Halkın işleri emanettir, ehline verilmeli; hıyanet de zulümdür.
* “Peygamberler iyiliklerin egemen kılınması, kötülüklerin önlenmesi için gönderilmişlerdir.” Gazali (R.H.)
* “İlahi hükümler; din, can, akıl, nesil, mal değerlerinin sağlanması, korunması için vazedilmiştir.” Gazali (R.H.)
* Karadavi de adaletin ve öteki ahlaki değerlerin, temel hakların da “din” kapsamında “zaruri” kapsamına dahil edilmesi gerektiğini söyler.
* Gökler ve yer adaletle ayakta durur.” İbnülKayyim (R.H.)
* Haram ve helalleri değiştirme hak ve yetkisi “ululemre” (yöneticiler/alimler) verilmemiştir. Bu iki zümre ilahi hükümleri uygulamak, açıklamak konumunda, görevinde, yetkisindedirler. Ancak hukuka, ilkelere aykırı olmamak kaydıyla ihtiyaçlara göre düzenlemeler yapabilirler.
* Yargı önünde halife ile çoban eşit...
* Kur’an, bizim inançlarımızı, ahlakımızı, işlerimizi düzeltmek, tüm hayatımızın her alanını düzenlemek için de indirilmiştir.
* Bir hakkı sahibine, emaneti ehline vermemek de; ehil olmayana/hak etmeyene vermek de zulümdür.
* İyilikler emredilecek, kötülükler önlenecek. Bunu devlet yapacak. En azından bununla görevli bir örgüt olacak.
* Her iş güzel ve sağlam yapılmalı.
* Aş ve iş bozulmamalı. Aş bozulsa bile tuz kokmamalı/bozulmamalı. Aş; adalettir, yargıdır. Zalime ve mazluma kimliği, inancı, düşüncesi sorulmamalı. Adalet de ahlak da her alanda (hukuk, siyaset, ticaret, eğitim...) her yerde, her zaman, her halde, herkes için... sağlanmalı.
* Erdemli topluma/vasat ümmete/adalet devletine egemen küresel güçler/tağutlar neden izin versin? Ne yazık ki, günümüzde bu özellikteki toplum/devlet nerede var? sorusuna cevap veremiyoruz. Biliyoruz ki, geçmişte böyle erdemli toplumlar, adalet devletleri görülmüştür. Kıyamet öncesi de bunun küçük bir örneğinin var olacağı müjdesini sadık habercimiz/Son Elçisi (S.A.V.) bize müjdelemiş... Bizimki de bir hayal, bir rüya belki de... “Layık olduğumuz yönetimleyiz.” “Biz kendimizi düzeltmedikçe Rabbimiz bizi düzeltmiyor.” (Rad/28) Ulema ve umera düzelmedikçe de biz düzelmeyiz. Onlar bize, biz onlara uyumluyuz.” Hukuk ve eğitimden başlar düzelme. Öyleyse haydi yeniden istiğfarlara, tevbelere, yeniden imana ve sahih amellere, vesselam.