Cuma hutbesinin diriltici mesajları -1-

Abone Ol

Adaletle zulüm, tevhitle şirk birbirine zıt anlamlı kavramlar...

*İbnül-Esir: “Adalet, heva ve hevese meyletmeden, bir şeyin hak ve hukukunu tam olarak yerine getirmektir.”

Halife Ömer bin Abdülaziz’den beri Cuma hutbesinde okunagelen Nahl Suresi’nin 90. Ayet-i Kerime’siyle ilgili kendi gücümüz nisbetinde birçok tefsir ve meal kitaplarından alabildiğimiz bilgi ve görüşleri, öğütleri okuyucularımızla paylaşmak istedik.

Anladığımız ve aldığımız öğütler:

Halife sanki bu ayetin okutulmasına öncülük ederek, ümmeti zalim hükümdarlara/tağutlara karşı uyarmakta ve hukukun üstünlüğüne, adalete çağrı yapmaktadır.

*  Ayet-i kerime Kur’an’daki hayır ve şerlerin tamamını (iyilik ve kötülükleri) kapsıyor. (İbn-i Mesud (R.A.)

* Adalet, ihsan (güzel ahlak), akrabaya yardım emrediliyor. (Farz)

* Fahşa (ahlaksızlık), münker (hukuka aykırılıklar, kötülükler) ve bağy/zulüm (azgınlık, taşkınlık, cebir, kibir, baskı...) yasaklanıyor. (haram)

* Adaletin başı tevhiddir. (İbn-i Abbas (R.A.) Bu; Allah-u Teala’nın zatında olduğu gibi rububiyette, uluhiyette, mabudiyette, hakimiyette... ortaksız, benzersiz, eşsiz... olduğuna ve kulları üzerinde hükmetmek hak ve yetkisinin ancak ve sadece Allah-u Teala’ya ait olduğuna, kullarında ise bu hak ve yetkinin reddine/inkarına inanmaktır. (Kelime-i tevhid/Kelime-i şehadet) Zulmün büyüğü de şirktir. (Lokman/13)

* Anılan ayet, sadece okumak ve dinlemek için değildir. Öteki tüm Kur’an ayetleri gibi anlamak, bilmek ve uygulanmak/hayata geçirilmek içindir. Halife dokunulmaz, sorumsuz değil, en sorumludur. Hem Allah-u Teala’ya hem de ümmete...

* Devletin, toplumun düzeni için hukuk/adalet, güzel ahlak, yardımlaşma “olmazsa olmaz”lardandır. Hukuksuz, adaletsiz, ahlaksız toplum ve devlet ayakta kalamaz.

* Tüm kitaplar ve peygamberler yeryüzünde adaletin sağlanması için gönderilmiştir. (Hadid/25)

-Adaletin sağlanması için hukuk, ahlak yeterli olmaz. Güç/iktidar/devlet de gereklidir.

* İslam dini yegane hak ve ekmel bir düzen (Ali İmran/19, Maide/3) sunduğu için, bölünüp, parçalanmayı, artırılıp, eksiltmeyi kabul etmez. (Rum/32, En’am/159, Ali İmran/84, Bakara/285) İman, ahlak, ilim, hukuk... Hayatın her yönüyle bir bütündür.

* Bu nedenle: “Din başka, siyaset/devlet başka”, “Din işleri dünya işleri başka”, “Allah bizim işlerimize, yönetimimize karışmasın”, “Dinde reforma ihtiyaç var”, “Çağımızda kısas mı olur?”, “Şeriat ihtiyaçlarımızı karşılamaz; geri bırakır” “Faizsiz olur mu? vb. cümleleri müminin inancına/kalbine/ zihnine zerkedilmiş birer zehir mesabesindedir. İnancımızı da zihnimizi de ifsad ediyor.

* Hukuk devletine/düzenine muhtacız. Her şey hukuka uygun olmalıdır. Sadece hukukilik yeterli değildir. Ahlakilik de gerekiyor.

* Hukuka saygı, hukukun üstünlüğü ilkesine riayete davet var. Hukuk, hem yönetilenleri, hem de yöneticileri bağlıyor. Halife de adaletli olmaktan, hukuka uymaktan sorumlu. Hukuka aykırı icraat yapamaz; halkına baskı, kibir ve cebirle zulmedemez. Adaletle muamele eder. Halife/yönetici ilahi hukukun/şeriatın uygulanmasını sağlar. Kendisi de kul olarak uyar. Şeriata aykırı davranamaz. Aksi takdirde halifeye itaat edilmez.