HSYK‘nın yetkisiz ve hukuksuz bir şekilde Erzincan‘daki Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıları görevden almasına, kamuoyunun tepkisi devam ediyor. Hukukçular, siyasiler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, yargı cübbesi ile siyasi kararlar alınmasının etik ve demokratik olmadığını belirterek siyasetin, cübbe çıkarılarak yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Adalet eski Bakanı Şevket Kazan, krizi değerlendirdi
Cevap bekleyen sorular
Adalet eski Bakanı Şevket Kazan, devletin zirvesinde yaşanan yargı krizini değerlendirirken, HSYK kanununda yapılan ihlale dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Gül‘e devreye girme çağrısında bulundu. Kazan, krizde açıklanması gerekenleri 8 maddede sıraladı.
Karar, Gerçek krize sebep oldu
Saadet Partisi‘nin önerisini hatırlatan Kazan, HSYK‘nın almış olduğu bu kararın Türkiye‘de gerçek anlamda bir krize sebebiyet verdiğini ve Yargının, hakkında suç isnadı olan yargı mensuplarını koruduğu şüphesini ortaya çıkardığını kaydetti.
İfadeye çağırma etkili oldu mu?
Kazan, krizin perde arkasındaki en önemli konuyu şu soruyla dile getirdi: "Kurulun Erzurum‘daki soruşturmayı yürüten yetkili savcıların yetkilerini kaldırmasında, bu savcıların 3. Ordu Komutanını ifadeye çağırmaları rol oynamış mıdır?"
Adalet eski Bakanı Şevket Kazan, devletin zirvesinde yaşanan yargı krizini değerlendirirken, HSYK kanununda yapılan ihlale dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Gül‘ü devreye girme çağrısında bulundu. Kazan, krizde açıklanması gerekenleri 8 maddede sıraladı.
Adalet Bakanlığı ile HSYK arasındaki krizi Gazetemize değerlendiren Kazan, Saadet Partisi‘nin önerisini dile getirirken, HSYK‘nın almış olduğu bu kararın Türkiye‘de gerçek anlamda bir krize sebebiyet verdiğini ve Yargının, hakkında suç isnadı olan yargı mensuplarını koruduğu şüphesini ortaya çıkardığını kaydetti.
Kazan, " Bu durum karşısında Cumhurbaşkanının devreye girmesini ve Anayasanın 104. Maddesine göre yasama ile yürütme arasında kamuoyunu sarsan bu vahim anlaşmazlığın giderilmesi hususunda yetkisini kullanması için kendilerine çağrıda bulunmayı bir vazife sayıyoruz" diye konuştu.
Anayasa‘nın 143. maddesinin 3. Fıkrasında Hakim ve Savcıların görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi yetkisini HSYK‘ya verdiğini hatırlatan Şevket Kazan, HSYK Kanununun 20. Maddesinde, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hizmetin aksamaması için Adalet Bakanının da geçici olarak yetki verebileceğini ancak bu kararı kurulun ilk toplantısında onaya sunması gerektiğinin hükme bağladığına dikkat çekti.
Yetkisi kaldırılan Hakim ve Savcıların bu yetkilerinin CMUK 250. Maddesine göre verilmiş yetkiler olduğunu söyleyen Kazan, CMUK 250. Maddenin 1. fıkrasına göre bazı suçlara ilişkin muhakeme görev ve yargı çevresi belirlenirken TCK‘nın 2. Kitap 2. Kısmında Hürriyete karşı işlenen suçlar içinde tehdit, şantaj ve özgürlüklerin engellenmesine de yer verildiğini vurguladı.
Kazan, aynı maddenin 3. Bendinde "1. Fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır" hükmüne yer verirken, maddenin son fıkrasında Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay‘ın yargılayacağı kişilere (Birinci sınıf hâkim ve savcılara) ilişkin hükümlerin saklı olduğuna ilişkin ifadeye işaret etti.
Erzincan‘da vuku bulan ve Erzincan Başsavcısına isnad edilen suçun bu kategoriye girmekle beraber şu anda Erzincan‘da yapılmakta olan işlemin yargılama değil savcılar tarafından yürütülen bir soruşturma olduğunu söyleyen Kazan, " Erzurum‘daki özel yetkili Başsavcıvekili Tarık Gür ve arkadaşlarını yetkili kılan HSYK‘dır. Erzincan savcısı hakkında söz konusu isnad da açıkça bellidir" şeklinde konuştu.
Adı geçen savcılara bu yetkiyi HSYK‘nın verdiğine işaret eden Kazan, "Şimdi ne gibi bir olay meydana gelmiş ki bu yetki geri alınıyor? Hem de HSYK kanununun 8. Maddesi ihlal edilerek. Zira HSYK 8. Madde HSYK‘nın Başkanın davetiyle toplanacağını amirdir. Başkan Adalet Bakanıdır. Başkan olmadığı hallerde Başkan vekili de kurulu toplantıya çağırabilir" dedi.
Kazan, bu olayla ilgili olarak yetkililerce kamuoyuna açıklanması gereken hususları ise şöyle sıraladı:
1.HSYK‘nın bu toplantısından kurul başkanı olan Adalet Bakanını haberi var mıdır? Bakan Ankara‘da olduğu halde Bakana haber verilmeden, kamuoyunu bu derece tedirgin edecek böyle bir toplantıya davet yetkisini başkanvekili hangi zorunlu sebep ve saikle kullanmıştır?
2.Kurulun Erzurum‘daki soruşturmayı yürüten yetkili savcıların yetkilerini kaldırmasında bu savcıların 3. Ordu Komutanını ifadeye çağırmaları rol oynamış mıdır?
3.HSYK açıklamasında adı geçen savcıların yetkileri kaldırılırken Erzurum Başsavcısı Sinan Kuş, Tarık Gür, Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı ve Osman Şanal hakkında yasal gereğinin yapılması için suç duyurusunda bulunulduğu ifadesine yer verilmiştir. Bu kişiler hakkında HSYK hangi isnadla suç duyurusunda bulunmuştur?
4.Kurul, bu kararı oy çokluğu ile verdiğine göre bu oy çokluğunun niteliği nedir?
5.Kurul kararı açıklandıktan sonra, bu karara Yargıtay ve Danıştay başkanlarının basın önünde açıkça destek vermiş olmaları adil yargı prensiplerine uygun mudur?
6.HSYK Kanununun 11. Maddesine göre Adalet Bakanlığı ve ilgililerin Kurul Kararlarına karşı on gün içinde yeniden incelenmesi talebinde de bulunma hakları vardır. Henüz bu hak kullanılmadan olası bir hatanın düzeltilmesi imkanı söz konusu iken Danıştay ve Yargıtay başkanlarının yaptığı bu açıklamalar adil yargılama prensiplerinin kamuoyu önünde açıkça çiğnenmesi anlamına gelmez mi?
7.Yargıtay ve Danıştay başkanlarının bu açıklamalarından ve hele hele Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin, Erzincan Başsavcısı hakkında tutuklama kararı vermesinden sonra yetkileri kaldırılan savcıların veya Adalet Bakanının kararla ilgili olarak kurula yapacakları itirazlar kararı veren kurul tarafından kaldırılması gerekiyorsa nasıl kaldıracaktır?
8.Erken seçim ihtimallerinin konuşulduğu bu günlerde böyle bir kriz kamuoyunda 27 Nisan muhtırası dönemindeki çıkışları hatırlatacak siyasi neticeler doğurmayacak mıdır?
HSYK, saygınlığını yerle bir etti!
Ankara‘da HSYK önünde protesto gösterisi yapan Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu Üyeleri, "HSYK aldığı bu hukuk dışı kararla "Hukuki anlamda bir kağıt parçasına" imza atarak, bir türlü oluşturamadığı saygınlığını yerle bir ettiği gibi durduğu yerin "merdivenaltı" olduğunu da tescil etmiştir" diye konuştu.
Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu, HSYK önünde protesto eylemi yaptı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‘nun (HSYK) önceki gün aldığı kararla, Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal, Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekili Tarık Gür, Cumhuriyet savcıları Rasim Karakullukçu ve Mehmet Yazıcı‘nın, yetkilerinin kaldırılmasına karar vermesini eleştiren Platform üyeleri, bu kararla üyelerinin özlük haklarını, atamalarını ve tayinlerini yürütmekle yükümlü idari bir kurum olan HSYK‘nın, hukukun alanına müdahale ederek hukuki işleyişe tecavüz ettiğini ileri sürdü.
Grubun okuduğu basın açıklamasında şöyle denildi: "HSYK bu kararla kimlerin soruşturulabileceğine, kimlerin soruşturulamayacağına karar verdiği gibi, görevden alınan savcıların, yerine atanacak savcılara da gözdağı vermiştir. Bu karar hukukun siyasallaştığının en bariz örneğidir. Bununla birlikte yargıcı darbesinin 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk‘e ifade vermesi için 26 Şubat‘a kadar süre verilmiş iken gerçekleşmiş olması, yargıcıların emir komuta zinciri içerisinde yer alıp almadığına dair şüpheler doğurmaktadır.
Eğer bu kalkışma askeri makamların haklılığını ispat maksadıyla savcılar üzerinden oynanan bir oyun ise bu numarayı yemediğimizi ve bütün darbecilerle her ne olursa olsun hesaplaşacağımızın bilinmesini isteriz."
HSYK‘nın aldığı hukuk dışı karara istinaden Yargıtay 1. Başkanlık kurulu adına açıklama yapan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker‘in "HSYK‘nın aldığı kararın hukuka uygun olduğu sonucuna vardıkları" açıklaması ile Danıştay Başkanı Mustafa Birden‘in, "HSYK‘nın yargıçlarına güvenimiz tamdır" yönündeki açıklamaları da eleştiren grup üyeleri, bunun ideolojik saflaşmanın ürünü olduğunu ifade etti.
HSYK nedir?
HSYK verdiği tartışmalı karar ile yeniden Türkiye gündemine oturdu. Devam eden bir soruşturmaya direkt müdahale anlamına gelen karar, kurulu tepkilerin odağına yerleştirdi. HSYK 12 Eylül darbesinden sonra 1981 yılında kuruldu. HSYK‘nın görev ve yetkileri, Anayasa‘nın 159. maddesinde belirtiliyor.
HSYK, verdiği tartışmalı karar ile yeniden Türkiye gündemine oturdu. Devam eden bir soruşturmaya direkt müdahale anlamına gelen karar, kurulu tepkilerin odağına yerleştirdi. Peki, Erzurum‘da 4 savcının yetkisini kaldıran Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)nasıl bir kurul? Görev ve yetkileri ne? Ne zaman kuruldu?
HSYK 12 Eylül darbesinde sonra 1981 yılında kuruldu. HSYK‘nın görev ve yetkileri, Anayasası‘nın 159. maddesinde belirtiliyor. Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir. Kurulun üç asil ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili seçer.
Kurul kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma usulleriyle itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi esasları kanunla düzenlenir. Adalet Bakanı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‘nun ilk toplantısında onaya sunulmak üzere gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hizmetin aksamaması için hâkim ve savcıları geçici yetki ile görevlendirebilir.
Başsavcılıkta toplantı
Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş, yetkileri alınan savcılarla toplantı yaptı. Edinilen bilgiye göre, Başsavcı Kuş, makam odasında, yetkileri alınan Cumhuriyet savcıları Tarık Gür, Osman Şanal, Rasim Karakullukçu ve Mehmet Yazıcı ile yaklaşık bir saat süren toplantı yaptı.
HSYK‘dan çok kritik ikinci karar
4 yeni savcı atandı
HSYK görevden alınan 4 özel izinli savcının yerine yeni savcıları atadı. HSYK‘nın görevden aldığı 4 savcının yerine yine Erzurum‘dan Taner Aksakal, Mehmet Ali Kır, Ender Kurt atandı. Adalet Bakanı Müsteşarı Kahraman, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‘nun, Erzurum‘da yetkileri kaldırılan savcılar yerine özel yetkili dört Cumhuriyet Savcısı görevlendirdiğini bildirdi. ® 11‘DE
Yargı reformu kaçınılmaz oldu
HSYK‘nIn, Erzincan‘daki soruşturmayı yürüten savcıları görevden almasını eleştiren Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa ve CMK‘yı hiçe sayan HSYK‘nın tam bir hukuksuzluk ve ‘açık bir yetki gasbı‘ yaptığını söyledi. Yargıtay‘ın da ihsas-ı reyde bulunduğunu kaydeden Ergin, Danıştay‘ın yanlışa katkı sağladığını ve yargı reformunun acilen hayata geçirilmesi zorunlu olduğunu kaydetti.
HSYK‘nın, Erzincan‘daki soruşturmayı yürüten savcıları görevden almasını eleştiren Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa ve CMK‘yı hiçe sayan HSYK‘nın tam bir hukuksuzluk ve ‘açık bir yetki gasbı‘ yaptığını söyledi. Yargıtay‘ın da ihsas-ı reyde bulunduğunu kaydeden Ergin, Danıştay‘ın yanlışa katkı sağladığını ve yargı reformunun acilen hayata geçirilmesi zorunlu olduğunu kaydetti.
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner‘in ‘Ergenekon terör örgütü üyeliği‘nden tutuklanması ve 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk‘in ifadeye çağrılmasının ardından HSYK‘nın, soruşturmayı yürüten savcıları görevden almasını eleştiren Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK‘nın Anayasa ve CMK‘yı hiçe sayarak, savcıları görevden almasını tam bir hukuksuzluk olduğunu, ‘açık bir yetki gasbı‘ yaptığını söyledi. Yargıtay‘ın da ihsas-ı reyde bulunduğunu kaydeden Ergin, Danıştay‘ın yanlışa katkı sağladığını, Yargıtay Başsavcısı‘nın ise hiçbir yetkisi olmadığı soruşturmaya müdahale ettiğini kaydeden Ergin, "Yargı sistemini kaosa sürükleyecek bu girişimleri yargı bağımsızlığına büyük bir darbe olarak görüyoruz. Yargılama sürecine yapılan bu müdahaleden sonra bağımsızlık ve tarafsızlık bakımından yargı reformunun acilen hayata geçirilmesi zorunluluğu bir kez daha ortaya çıkmıştır." dedi.
Hukukçulardan HSYK‘ya tepki
İstanbul‘da bir araya gelen çok sayıda hukuk derneği, ortak bildiri yayınlayarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‘nun Erzurum özel yetkili savcılarının yetkilerini kaldırmasını kınadı.
İSTANBUL‘da bir araya gelen çok sayıda hukuk derneği, ortak bildiri yayınlayarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‘nun Erzurum özel yetkili savcılarının yetkilerini kaldırmasını kınadı. İstanbul‘da bir araya gelen çok sayıda hukuk derneği, ortak bildiri yayınlayarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‘nun Erzurum özel yetkili savcılarının yetkilerini kaldırmasını kınadı. Bildiride, HSYK‘nın Anayasa‘yı ihlal ettiği ve yargısız infaz yaptığı belirtildi.
Adalet ve Hukuk Derneği, Ak Avukatlar Derneği, Boğaziçi Avukatlar Derneği, Demokrat Hukukçular Derneği, Denge Hukuki ve Bilimsel Araştırmalar Derneği,Genç Hukukçu Siviller, Hukukçular Derneği, Hukuki Araştırmalar Derneği, Hukukun Üstünlüğü Derneği, Mizan Hukukçular Derneği, Savunma Avukatları Derneği, Uluslararası Hukukçular Birliği, Yargıda Reform Grubu, Hukuk ve Demokrasi Platformu‘nun oluşturduğu "Hukuk Dernekleri Platformu", ortak açıklama yaparak HSYK‘nın Erzurum özel yetkili savcılarının yetkilerini kaldırmasına tepki gösterdi.
"Anayasa ihlali"
Hukukçular adına hazırlanan ortak metni okuyan Hukukçular Derneği Genel Başkan Yardımcısı emekli Başsavcı Reşat Petek, HSYK‘nın kararının Anayasa ihlali olduğu ve yargısız infaz yapıldığını söyledi. Petek, "Erzurum özel yetkili Cumhuriyet savcılarının usul ve kanunlara uygun olarak yürüttükleri soruşturmada bir başsavcının tutuklanması ve 3. Ordu Komutanı‘nın sorgu için davet edilmesi aşamasında, HSYK‘nın savcıların yetkilerini kaldırma kararını Anayasa ihlali, bağımsız ve tarafsız olması gereken yargıya müdahale, yargısız infaz, terörle mücadele soruşturmalarını yürüten hakim ve savcılara gözdağı olarak değerlendiriyoruz. Hakimlik ve savcılık teminatı HSYK kararı ile yok edilmiştir. HSYK Kanunu 21, Hakimler ve Savcılar Kanunu 77. Maddesine göre, görevden el çektirme ancak haklarında soruşturma yapılan hakim ve savcılar hakkında uygulanabilir. HSYK ise haklarında hiçbir soruşturma olmayan Erzurum Cumhuriyet savcıları hakkında karar vermiştir. Anayasa‘nın 139.maddesinde hakim ve savcıların azlolunamayacağı kabul edilerek, hakim ve savcıların denetiminin nasıl yapılacağı da 144.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre Adalet Bakanlığının izni olmadan hakim ve savcılar hakkında soruşturma yapılamaz. Hakkında soruşturma olmayan savcılara bir disiplin işlemi olan görevden uzaklaştırma cezası verilmesi açık bir Anayasa ihlalidir." diye konuştu.
"Yargısız infaz"
"HSYK kararı yargısız infazdır. Evrensel hukuk değerleri ile Anayasa ve kanunların teminat altına aldığı savunma hakkı çiğnenerek, savcılara ne ile suçlandıkları tebliğ edilip savunmaları alınmadan verilen karar ile yargısız infaz yapılmıştır." diyen Petek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Devlet gücü kullanılarak oluşturulan çeteler ve terör örgütü mensuplarına yasaları uygulayan hakim ve savcılara gözdağı, illegal yapılanmalara destek olma niteliği taşıyan HSYK kararını, kaynağını Anayasa‘dan almayan bir devlet yetkisi kullanma işlemi olarak değerlendiriyor ve kınıyoruz.
Hukukçular olarak, bir kimsenin tutuklanması veya serbest kalmasına değil, yargıya müdahale edilmesine, keyfi muamele ve kararlara karşı olduğumuzu ilan ediyoruz. Kararları yargı denetimine tabi olmayan ve idari görev ifa eden HSYK‘nın, bir yargı organı gibi yargılama sürecine müdahale ederek, yasal görevlerini ifa eden savcıların yetkilerini almasını kabul etmiyoruz. HSYK kararı bir hukuk skandalıdır, Anayasa ihlal edilmiştir, HSYK savunma hakkına bile saygı göstermemiştir. HSYK masumiyet karinesini çiğneyerek savcıları peşinen suçlu ilan etmiştir."
Reşat Petek, HSYK kararı ile bir kez daha sivil bir demokratik Anayasa ve yargı reformunun bir an önce yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını söyledi. Petek, "Hükümet‘i ve Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ni sorunu çözmeye ve bir an önce yargı reformunu gerçekleştirmeye davet ediyoruz." dedi.
Gerçeker‘den Adalet BakanI‘na cevap
YargItay Başkanı Hasan Gerçeker, ‘‘Eğer ihsas-ı rey yapan bir kurum varsa o da Adalet Bakanı‘nın kendisidir‘‘ dedi. Gerçeker, ‘‘Biz
ihsas-ı rey‘i kimseden öğrenecek değiliz. Yasaları açıp okusunlar, doğru dürüst okusunlar, doğru dürüst yorumlasınlar‘‘ dedi.
Emekli DGM Hâkimi Çağlayan:
Dava incelenmeden görevden alma olmaz
Emekli DGM Hâkimi Ahmet Çağlayan, Anayasa‘da hâkim ve savcı teminatı olduğunu hatırlatarak, HSYK‘nın davayı incelemeden görevden alamayacağını söyledi.
Emeklİ DGM Hâkimi Ahmet Çağlayan, Anayasa‘da hâkim ve savcı teminatı olduğunu hatırlatarak, HSYK‘nin davayı incelemeden görevden alamayacağını söyledi. Bunun yargıya müdahale olduğunu vurgulayan Çağlayan, "Anayasa‘nın 138. maddesinde, ‘Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi‘nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organlarıyla idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.‘ deniyor. HSYK, kanun koyan TBMM‘de bile olmayan yetkiyi kullanarak yetki gaspı yapmıştır. Bir tahkikat yaptırmadan, gazetelerdeki yorumlara göre bu tür bir şey yapılması çok yanlıştır. Yargıtay Başsavcılığı da Türkiye başsavcısı gibi davranıyor." şeklinde konuştu.
Demokrasiyi etkiler
Denizli Emel Hukuk Derneği (EHUDER) Başkanı Av. Hüdayi Kayhan Başsavcı Şanal‘ın, ikinci bir Ferhat Sarıkaya yapılmak istendiğini belirtti.
Erzİncan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner‘in tutuklanmasına kadar giden soruşturmayı başlatan Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal‘la birlikte dört savcının yetkilerinin HSYK trafından alınmasına tepkiler büyüyor. Denizli Emel Hukuk Derneği (EHUDER) Başkanı Av. Hüdayi Kayhan ise Başsavcı Şanal‘ın, ikinci bir Ferhat Sarıkaya yapılmak istendiğini belirtti: Hukukun üstünlüğünü, bağımsızlığını, hâkim ve savcıların bağımsızlığını koruması gereken HSYK‘nin, başlamış olan bir soruşturmada bu şekilde ihsas-ı rey olabilecek karar vermesi hukuka aykırıdır. Anayasa ve kanunlara aykırı karar, yoruma gerek bırakmıyor. HSYK‘nin suç işlediğini düşünüyorum. Bu, hukuka müdahaledir. Bu karar, Türkiye‘nin hukuki durumunu, demokrasisini etkileyecektir. Bu kararın çıkması, bu davaya bakan hâkim ve savcıları etkileyecektir."
Tahkikat evrakları bodrumda bulundu
Gül, yargı reformu istedi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yargıyla ilgili yaşanan tartışmaların üzüntü verici olduğunu ifade ederek, "Bu bir fasit dairedir, kısır bir döngüdür. Bundan Türkiye‘nin süratli bir şekilde çıkması gerekir. Bunun için yapılması gereken şey de gayet açıktır; çok süratli bir yargı reformu yapmak gerekir. Yargı reformu yapılırken bu çıkmaz sokak ya da kısır döngü daha derinleştirici bir şekilde olmamalıdır" dedi.
CumhurbaŞkanI Abdullah Gül, yargıyla ilgili yaşanan tartışmaların üzüntü verici olduğunu ifade ederek, "Bu bir fasit dairedir, kısır bir döngüdür. Bundan Türkiye‘nin süratli bir şekilde çıkması gerekir. Bunun için yapılması gereken şey de gayet açıktır; çok süratli bir yargı reformu yapmak gerekir. Yargı reformu yapılırken bu çıkmaz sokak ya da kısır döngü daha derinleştirici bir şekilde olmamalıdır" dedi. Türkiye‘nin AB ile tam üyelik müzakerelerini yürüten bir ülke olduğunu hatırlatan Gül, "Bu konuda AB‘nin müktesebatı, kriterleri ve standartları Türkiye tarafından süratli bir şekilde üstlenilmelidir. Bu konuda aslında bütün partilerimizin ön yargısız bir işbirliği içine girmesi çok önemlidir" diye konuştu.
Siyaset yapacaklarsa cübbelerini çıkarsınlar
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, HSYK‘nın tutumunu sert bir dille eleştirdi. Türkiye yargıçlar devleti değil, demokratik hukuk devletidir" diyen Arınç, "Siyaset, siyasetçilerin işidir. Siyaset yapmak isteyen yargı mensupları varsa, önce tarafsız ve adil olduklarını temsil eden cübbelerini çıkarmak zorundadırlar. Hem taraf tutup, hem adil olmayan karar alıp, hem de siyaset yaparken o cübbe giyilemez" dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Türkiye bir yargıçlar devleti değil, demokratik bir hukuk devletidir, öyle de kalacaktır" dedi. Bülent Arınç, AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, HSYK kararını değerlendirdi. "Sorumsuz ve düşüncesizce alınan bu karar, ülkemizin geleceğini etkileyecek bir demokrasi ayıbıdır" diyen Arınç, şöyle konuştu:
"HSYK, hangi hakla ve hangi yetkiyle yargılama faaliyetlerine müdahale edebiliyor? AB müzakerelerini sürdüren, dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip olan, dış dünyada saygın ve itibarlı bir yeri olan Türkiye, nasıl olur da birkaç kişinin aldığı yetkisiz ve sorumsuz bir kararla tökezletilmeye çalışılır?
72 milyon insanın geleceğini etkileyecek bir karar, nasıl olur da bu kadar kolay, düşünmeden, hesapsızca alınabilir? Tüm dünyada dikkatlice izlenen ekonomimiz, dış politikamız, demokrasimiz, uluslararası kurumlardaki saygın konumumuz bu kararla birlikte zedelenirse bunun hesabını kim verecek? Siyasi krizlerle millete ödetilen ekonomik bedellere, şimdi de yargı bürokrasisinin sorumsuz davranışlarıyla yeni bedeller mi ödetilecek? Hayır buna izin veremeyiz. 2010 yılında, çağdaş dünyada, bu iletişim çağında bu denli geri kalmış bir Türkiye görüntüsü vermek milletimize hakarettir. Gerçek Türkiye bu değildir. Milletimiz bunu hak etmiyor." Türkiye‘nin itibarını, saygınlığını, istikrarını ve demokrasiye olan bağlılığını gözetmenin herkesten çok yargı mensuplarının görevi olduğunu kaydeden Arınç, "Kimse, bu milletin ve bu ülkenin saygınlığına gölge düşürecek karar alma lüksüne sahip değildir. Millet iradesine, milletin temsil makamına yönelik hazımsızlık ve tahammülsüzlük hiç bu kadar kendini belli etmemiştir" dedi. Arınç, milletin kendi kaderini belirleme hakkını sadece kendisini temsil eden Meclise verdiğini kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biz ülkenin yönetim hakkını ve yetkisini milletten alan siyasetçiler olarak her seçimde gidip milletimize hesap veririz. Yanlış yaptığımızda milletimiz bize hesap sorar. Peki Anayasadan aldığı yetkiyi suiistimal edip, milletin ve ülkenin geleceğine müdahale edenler kime hesap verirler? Siyaset, siyasetçilerin işidir. Siyaset yapmak isteyen yargı mensupları varsa, önce tarafsız ve adil olduklarını temsil eden cübbelerini çıkarmak zorundadırlar. Hem taraf tutup, hem adil olmayan karar alıp, hem de siyaset yaparken o cübbe giyilemez.
Türkiye‘yi yeni bir anayasa kurtarır
DANIŞTAY‘IN katsayı konusunda aldığı son kararla Meclisi devre dışı bıraktığına dikkat çeken Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Türkiye‘yi bu ayıptan kurtarmak için hükümeti yeni bir anayasa için göreve çağırdı.
Devletİn tepesindeki yargı krizini değerlendiren Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, HSYK‘nın müdahalesini yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına bir darbe olarak gördüklerini belirtti. "Danıştay‘ın da katsayı konusunda aldığı son kararla Meclisi devre dışı bıraktığına dikkat çeken Gündoğdu, Türkiye‘yi bu ayıptan kurtarmak için hükümeti yeni bir anayasa için göreve çağırdı. Memur-Sen Genel Merkezi‘nde bir basın toplantısı düzenleyen Ahmet Gündoğdu, "HSYK‘nın Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı‘nın tutuklanmasıyla devam etmekte olan yargı sürecine yetkisini aşarak müdahale ettiğini söyledi.
Gündoğdu, yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına tahammül etme konusunda öncelikle HSYK‘nın yargı orijinli üyelerinin samimi olması gerektiğini belirtti. Gündoğdu, bu sonucun HSYK dahil yüksek yargı organları ve yargı sistemine yönelik kapsamlı bir reformun zaman geçirilmeden hayata geçirilmesi ihtiyacını bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Danıştay 8. Dairesi‘nin aldığı son kararın, YÖK‘e ‘katsayı adaletsizliğini tekrar tesis edin‘ anlamına geldiğini belirten Gündoğdu, bunun da Anayasa‘nın ‘idari yargı yerindelik denetimi yapamaz‘ amir hükmünü ihlal etme alışkanlığının deklare edilmesinden başka bir anlam ifade etmediğini kaydetti.
Katsayı düzenlemesinin yüksek idari yargının ilgi ve yetki alanından çıkaracak yasal düzenleme yapılmasını isteyen Gündoğdu, TBMM ve hükümetin gerekli çalışmayı bir an önce yapmasını beklediklerini kaydetti. Gündoğdu, bunun yolunun da devletin hukuk yüzünü ortaya çıkaracak yeni bir anayasa ve yargı reformundan geçtiğini söyledi. Gündoğdu, "Eğitimde fırsat eşitliği Danıştay kararları ile ihlal edilebiliyorsa o ülkenin çağdaşlaşmasını mümkün değildir" tepkisinde bulundu.
"Yargıya darbe"
HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu, HSYK‘nın, Erzurum özel yetkili Başsavcıvekili ve savcılarının özel yetkilerinin alınmasına ilişkin kararıyla "yargıya darbe vurduğunu" savundu.
HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK), Erzurum özel yetkili Başsavcıvekili ve savcılarının özel yetkilerinin alınmasına ilişkin kararıyla "yargıya darbe vurduğunu" savundu. Uslu, yaptığı yazılı açıklamada, "HSYK‘nın aldığı kararın, yargı bağımsızlığının bizzat yargıçlar tarafından ihlal edildiğini gösteren tarihi bir karar olduğunu" dile getirdi. Salim Uslu, şu görüşleri dile getirdi: "Yargıya bizzat HSYK eliyle darbe vurulmuştur. Şemdinli davasını yürüten Van Savcısı Ferhat Sarıkaya‘nın başına gelenler ve Ergenekon savcılarının yerlerinin değiştirilmesine ilişkin çabaların ardından, şimdi de Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekilliği‘nde görevli dört savcıya yapılan muamele, savcılara yönelik bir gözdağı niteliğindedir. Bütün savcılar ve yargıçlar, kanaatlerini, vicdanlarını ve hukuku bir kenara bırakarak sadakate zorlanmak istenmektedir.
Tahkikat evrakları bodrumda bulundu
Ergenekon soruşturması kapsamında, örgüt üyesi olmak, evrakta sahtecilik, tehdit ve görevi kötüye kullanmak iddiasıyla tutuklanan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner‘in evinin bodrumunda çok sayıda gizli ve çok gizli damgalı evrak ve belge ele geçirildi.
16 Şubat tarihinde Erzincan‘a gelen Özel Yetkili Savcı Osman Şanal ve beraberindeki 3 savcı, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner‘in İnönü Mahallesi‘nde bulunan lojmanında çok sayıda bilgi, belge ve CD‘ye el koydu. Erzurum Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü‘nden gelen polislerle birlikte Erzincan Emniyet Müdürlüğü‘nün görevlendirdiği polislerin de katıldığı ve akşam saatlerine kadar süren aramalarda Başsavcısı Cihaner‘in ofis olarak da kullandığı lojmanın bodrumunda da arama yapıldı. Bu aramalarda Erzincan
Adliyesi‘nden dışarı çıkarılmış, çok sayıda, gizli ve çok gizli ibareli tahkikat evrağı ele geçirildiği öğrenildi.
İkinci "Ergenekon" davasının 41. Duruşması
İkİncİ "Ergenekon" davasının 41. duruşması başladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi‘nde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, gazeteci Tuncay Özkan, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin‘in de aralarında bulunduğu tutuklu 39 sanık katıldı. Tutuklu yargılanan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ise duruşmaya gelmedi.