Filistin halkının direnişini sembolize eden ve Yaser Arafat tarafından kurulan El-Fetih örgütündeki Yahudi Uri Davis, Habertürk gazetesinden Bedia Ceylan Güzelce‘ye ilginç açıklamalarda bulundu:
El- Fetih‘in 20 yıl sonraki ilk kongresinde 31‘inci sandalyeyi bir Yahudi aldı: Uri Davis. Kongrenin kararlarında söz hakkı olan 81, üyeden biri de Davis. Sağ kanada yakın israil basınının ‘safra‘, ‘vatan haini‘ diye nitelendirdiği, insan hakları konusunda sıkı bir aktivist olan Dr. Uri Davis, "Filistin‘e hoş geldiniz" diye karşıladı beni... Davis, 1984‘ten beri El-Fetih ve Filistin Kurtuluş örgütü (FKÖ) içinde aktif çalışıyor. İki yıl önce Müslümanlığı seçti. Hayatıyla ilgili aldığı kritik kararların İsrail‘de bu denli tepki uyandırmasının asıl nedeni, onun bir Aşkenaz Yahudisi olması ve ailesinin birçok üyesini Nazi soykırımında kaybetmesi. Oysa Uri Davis tam da bu sebeple böyle bir yolu seçmiş; kendi ailesine yapılan ayrımcılığın, Filistin halkma yapılmasını kabullenememiş. 66 yaşında ve "Ben bir Yahudi değilim. Yahudi demek, Siyonizmi kabul etmek anlamına gelir. Yahudi kökenli bir Müslüman‘ım" diyor. Bu topraklarda sadece tek devletli bir çözüm olabileceğine inanıyor: "Filistin."
* Düşüncelerinizden ötürü tehdit aldınız mı?
Asker ya da polisten böyle bir tehdit almadım. Ama basında benimle ilgili çok ağır hakaretler içeren yazılar çıktı.
* Hamas ve El-Fetih arasında birlik nasıl sağlanabilir?
İkisi arasındaki anlaşmazlık ideolojik bir ayrışmaya bağlı değil. Her ikisi de Filistin halkının özgürlüğünü istiyor. Ama şu var: Gazze‘de etkin olan Hamas, işgal ve tacizi çok daha ağır yaşıyor. Tepkileri de çok daha ağır oluyor.
* Bu süreçte Türkiye‘nin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye bize çok fazla cesaret veriyor. Suriye ile yakınlaşması da etkili olacaktır. Bir ayağı Ortadoğu, bir ayağı Avrupa‘da olan bir ülkenin kime faydası dokunmaz ki!
* Bu topraklar ne zaman huzur bulacak?
Bence çok uzun sürmeyecek. İsrail uluslararası arenada köşeye sıkışmış durumda. Üzerindeki baskı çok fazla. 15-20 yıl içerisinde, bu ülke işgal ve ayrımcılık yerine demokrasi ve özgürlükle yönetilen bir yer haline gelecek.





