Çözüm Süreci, Suriye ve Arap Baharı

Abone Ol

AK Parti iktidarının komşularla sıfır sorun politikası

olarak nitelendirdiği, arkasından komşu ülkelerle vizelerin kaldırılması, hatta

bazıları ile ortak bakanlar kurulu toplantıları yapılması başlangıçta pek

çoğumuzda İslam Birliği ne giden yolda atılmış adımlar gibi gelmişti. Ne var

ki, gelişmeler komşularla sıfır sorun olarak takdim edilen dış politika

uygulamalarından söylenen sonuç alınamadığı gibi gelinen noktada sorunumuz olmayan

komşumuz kalmadı. Bunun bir tek istisnası var oda Kuzey Irak yönetimi. Bu

görüntünün ne kadar gerçekçi olduğu, kalıcı olup olmayacağı, hatta bu

görüntünün Kuzey Irak yönetimince bazı hedeflere ulaşabilmek için oluşmasına

zemin hazırlandığını söylemek bile mümkün.

Komşularla sıfır sorun politikasının iflas ettiği üzerine

fazla söz söylemeye gerek yok. Çünkü, komşularımızla ilişkilerimizi tek

başımıza biz belirlemiyoruz. Bu arada sömürgeci güçler tarafından Arap Baharı

olarak adlandırılan Tunus, Libya ve Mısır ı içine alan hareketlenme karşısında

da iktidar hemen demokrasi şarkıları söylemeye, adı geçen ülkelerde

demokratikleşme yolunda hareket geçildiği, bu ülkelerde başlayan halk

hareketlerine destek verilmesi gerektiği ileri sürülerek, iktidarın

demokrasinin yanında olduğu belirtildi. Söz konusu olan demokrasi ve halkın

demokrasi için sokağa döküldüğü söylenince herkes kendisini bu gelişmelere

destek vermek zorunda hissetti. Libya da yaşanan katliam bile demokrasi uğruna

verilen kutsal mücadelenin sonucu olarak takdim edildi. Sonuç olarak Libya da

eski yönetim kanlı bir şekilde devrildi. Hem de bu devriliş emperyalist

güçlerce gerçekleştirildi ama Libya halkının zaferi gibi takdim edildi.

Mısır da ise Libya ya göre daha az kan dökülerek değişim gerçekleşti. Emperyalist

güçler gerçekten bu ülkede de demokrasinin gelişini alkışlıyor görüntüsü

verdiler. Mısır halkı önüne seçim sandığı konulduğunda tercihini ortaya koydu.

Ne var ki, sandıktan dünyanın her köşesinde demokrasiyi hakim kılma sevdasında

olanlar(!) seçimlerden istedikleri sonucu alamayınca işler değişti. Demokrasi

sevdalarının yüzlerindeki maske düştü. Demokrasi baharı bir anda yerini darbeye

bırakıverdi. Yani, demokrasi yandaşları bu defa halkın iradisi yerine darbeyi

tercih ediverdiler.

Bu arada iki yılı aşkın bir süreden beri Suriye de de

Libya ve Mısır a benzer olaylar yaşanıyor. AK Parti iktidarı hemen buna da

demokrasi ve halk iradesinin tecelli etmesi adına alkış tuttu. Düne kadar

kankalık yaptıkları yöneticileri düşman ve kanlı katil ilan ettiler. Suriye de

kan dökülüyor ve Esad yönetiminin kanlı katil ilan edilmesinin yanlış bir

tarafı yoktu ama Türkiye nin taraf olması Suriye de kan akmasını engelledi mi,

yoksa akan kanı artırdı mı Bu ülkeye demokrasi geldi, halk iradesi tecelli

etti mi Gelinen noktada Kuzey Irak tan sonra Suriye de ikinci bir Kürt

devletinin adımları hızla atılıyor ve Türkiye nin elinden bir şey gelmiyor.

Yani bölgemizdeki gelişmelerde Türkiye nin tavrı belirleyici olmadı/ olamadı.

Emperyalist güçlerin istediği oldu/oluyor. Peki Türkiye tavrını onların isteği

doğrultusunda mı belirliyor

Terörün sona erdirilmesi adına başlatılan çözüm süreci

ise giderek tam bir çözümsüzlük sürecine, hatta terör örgütü militanlarının

Türkiye ye yönelik gövde gösterisine dönüşüyor. Çözüm sürecinden sonuç

alınmasını elbette isterim. Bunu gönülden desteklerim ve sonuç alınırsa da

alkışlarım. Ancak, bir takım olaylar toplumun önemli bir kesimini ciddi olarak

rahatsız ediyor. Sanki bölgeden devlet güçleri çekilmiş ya da çözüm adına

seyirci olmayı tercih eder durumdalar. Şu ana kadar ne terör örgütü militanları

ülkeyi doğru dürüst terk etmiş değiller. Ayrıca terk edip Kuzey Irak a çekilmiş

olsalar bile sonra ne olacağı kimse tarafından bilinmiyor. Kısacası, gelecek

konusunda belirsizlik, bugün ise sanki devlet bir terör örgütü ile pazarlık

ediyor görüntüsü veriliyor. Denebilir ki terör sona erecekse pazarlık da

yapılabilir. Doğrudur. Ama, o zaman hep alttan alan tarafından devlet olduğu

görüntüsüne son verilmeli. Bu millet yeni bir hayal kırıklığı yaşamak istemiyor.