Teknoloji hayatımızın her alanında hakim.
Bilimsel keşiflere her geçen gün biri daha ekleniyor. Fakat başarıdan başarıya koşan insanoğlu kendisiyle ilgili sorunları çözmekte hayli zorlanıyor. Mesela kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırabilmek için bugüne kadar birçok önlemler alınmış fakat beklenilen neticeye ulaşılamamıştır. Eşi tarafından şiddete maruz kalan, evinden çocuğundan mahrum bırakılan, öldürülen kadınlar gündemdeki yerini koruyor. Bugüne kadar şiddeti önlemeye yönelik, evden uzaklaştırma, hapis, bireysel terapiler gibi bir çok önlemler alındı. Bu çalışmalara devletin kurum ve kuruluşlarının yanında eğitim gönüllüleri ve özel kuruluşlar da destek verdiler. Fakat ilginçtir ne yapılan çalışmalar ne de alınan önlemler şiddeti durdurmaya yetmedi. Kadınlar yine sokak ortasında öldürülüyor, şiddet ve zorbalıkla yalnızlığa terk ediliyor. Yapılan çalışmalar yeterli gelmeyince, çözümü uluslararası sözleşmelere kaydırarak umudumuzu sürdürüyoruz. Avrupa ülkelerince de mutabakata varılan sözleşme ile şiddet mağduru kadına mülteci olma hakkı ve ikametini değiştirme hakkı tanınıyor. Avrupa Konseyi ülkelerince İstanbul da imzalanan sözleşme, Arnavutluk, Avusturya, Bosna Hersek, Danimarka, İtalya, Karadağ, Portekiz, Sırbistan, İspanya gibi ülkelerin de imzalarını taşıyor.
İnsanlarımız, alınan bunca önlemlere rağmen nasıl oluyor da şiddetin önüne geçilemiyor diye soruyorlar. Bunun en büyük sebebi, çözümün içeride değil dışarıda aranmasıdır. Şiddeti meşru gören kişi dışarıdan gelecek müeyyidelerden önce, ruh ve gönül dünyasında köklü bir değişime gitmeli ve bunun kul hakkı olduğuna inanmalıdır. Değişim dışarıda değil içeride gerçekleşmelidir.
Vicdan eğitimi erken yaşlarda verilmelidir. Bugüne kadar pansuman tedbirleri adı altında hep harici önlemler harici cezalandırma yöntemleri ile hareket edilmiştir. Fakat bir insanın ehilleşmesi için bunlar yeterli değildir. Anneler çocuklarını büyütürken onların ahlak ve vicdan gelişimlerini tam sağlamalıdırlar. Zira asıl iyileştirici etki kişinin kendi içindeki vicdanıdır. Vicdanı gelişmiş bir kimse olayları sağlıklı şekilde değerlendirir ve halini otokontrol eder. Vicdan iç dünyada bir mahkeme olur ve onu korur. Bunun için kadına yönelik şiddetin bir ayağında mutlaka din adamları olmalı ve dayakçı kocaya Allah korkusu vermelidirler.