Çözüm Dışarıda Değil, Bu Topraklarda…

Abone Ol

Bundan tam 1 yıl önce ülkemizde vatandaşlarımızın etkisini çok derin ve ağır şekilde hissettiği derin bir ekonomik kriz dönemi yaşanmaya başladı. Krizin başladığı dönemlerde iktidar çevreleri tarafınd

an “Türkiye modeli” adı verilen yeni bir ekonomik modelin uygulamaya konulduğu duyuruldu. Ekonomi kurmayları, iddialı söylemlerle sundukları modeli tanımlarken kısaca, “Bugüne kadar para birimimiz olması gerekenden fazla değerli olduğu için ihracat yapamadık. Faiz oranları da olması gerekenden yüksek olduğu için yüksek faizli olarak borçlandık. Bundan sonra para birimimiz değer kaybedecek bu sayede ihracatımız artacak, cari açığımız azalacak ve ekonomimiz büyüyecek” ifadelerini kullanıyorlardı. Yani 15 yılı aşkın süre düşük kur yüksek faiz politikası ile ülke ekonomisini krizden krize sürükleyen, üstelik döviz kurunun düşük olması ile yıllarca övünen iktidar cenahı, yıllar sonra paranın değerinin olması gerekenden yüksek olmasının olumsuz bir sonuç doğurduğunu ifade ederek, paramızın değer kaybetmesinin sonucu olarak ihracatımızın artacağını, cari açığın düşeceğini ve ekonomimizin büyüyeceğini iddia ediyordu.

Aradan tam bir yıl geçti. Ekonomide elde edilen sonuçlar ve ortaya çıkan makroekonomik göstergelere bakılırsa iktidar tarafından ortaya konulan ekonomi modelinin sonuçları iddia edildiği gibi olumlu olmadı. Vatandaşlarımız kısa vadede ülke tarihinde olmadığı kadar yüksek düzeyde enflasyon ve hayat pahalılığı ile karşı karşıya kaldı. Politika faizi Merkez Bankası tarafından sürekli olarak düşürülmesine rağmen bankaların uyguladığı piyasa faizi oranları sürekli olarak yükseldi. Türk lirası 1 yıllık süreçte rekor düzeyde değer kaybetti. Buna bağlı olarak ihracatımızda nispi oranda artış yaşansa da ithalatta çok daha büyük oranda patlama yaşandı ve aylık bazda dış ticaret açığı rekoru kırıldı. Ayrıca yine aynı dönemde bütçe açığı da her geçen gün yükselirken aylık bazda rekor seviyeye ulaştı. Bununla birlikte yeni ekonomi modelinin ilk önemli önleyici icraatı olarak ortaya konulan kur korumalı mevduat modelinin bütçeye maliyeti geçen sürede toplam 90 milyar TL seviyesine kadar ulaştı. Yani 90 milyar TL bütçeden, vatandaşın üzerinden sermaye sahiplerine aktarıldı. Hülasa yeni model başarılı olmak bir yana ekonomik enkazı daha da altından kalkılamaz bir boyuta taşımıştır.

Bugün gelinen noktada ülkemiz ekonomik olarak var olma savaşı verirken bir gerçeği tekrar tekrar vurgulamakta fayda var. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum ülke ekonomisini uluslararası finans sistemi ile entegre hale getirme iddiası ile getirilen ithal bir bakanın başlattığı ve aynı iddia ile hareket eden AKP iktidarının yanlış politikaları ile devam eden bir sürecin birikimli sonucudur. Dolayısıyla bizi bu noktaya getiren sömürü iktisadının ezberleri ile problemlerimizin çözümü mümkün değildir. Hele ki bir akbaba misali ekonomik olarak zor durumda olan ülkelere çökmeyi bekleyen küresel finans çetelerinden medet umarak olumlu bir sonuç elde edilmesi hiç mümkün değildir. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Nureddin Nebati bakan olarak atandıktan kısa bir süre sonra küresel finans çetelerinin merkez üssü olan Londra’ya giderek orada uluslararası finans çevreleri ile görüşmüş ve Türkiye’ye yatırım yapmaya çağırmıştı. Biz de o gün bu adımın yanlış olduğunu, Londra merkezli finans çetelerinin ancak bir akbaba gibi can çekişen bir ekonomiden kendi paylarına düşeni almak için bir ülkeye girmeyi kabul edeceklerini ifade etmiştik. Maalesef geçtiğimiz günlerde bir muhalefet lideri de Londra’ya giderek bakan beyle aynı hataya düştü. Bu durum ülkemiz açısından bizi oldukça endişelendirdi. Zira iktidar yanlış politikalarla ülkeyi bu noktaya taşımışken, iktidar alternatifi olan muhalefetin de aynı yanlışı yapma konusunda sinyaller vermesi ülkemizin geleceği açısından kaygılarımızı artıran bir gelişmedir. Açıkça ifade etmek gerekir ki ülkeyi ekonomik olarak bu noktaya getiren zihniyet değişmeden iktidarın değişmesi ülkenin içinde bulunduğu durumdan kurtulması bakımından bir anlam ifade etmeyecektir. Ayağı bu topraklara basmayan, bu ülkenin potansiyelini harekete geçirme odaklı olmayan hiçbir çözüm önerisi bizim için kurtuluş olmayacaktır…