Çözülmeyi bekleyen sorunlar

Abone Ol

Tüm sorunlar ahlâk ve adaletin konusudur. Çözümleri de

ahlâk ve adalet odaklıdır. Ancak ahlâk ve adaletin görünür bir hale gelmesi ve

işlevsel bir hâl alması için; güç ile desteklenmesi, ete kemiğe bürünmesi

esastır. Güç boyutu olmayan ahlâk ve adaletin toplumsal rol üstlenmesi mümkün

değildir.

Ahlâk ve adalet kuvvetin değil kuvvet ahlâk ve adaletin

kontrolünde olmalıdır. Aksi takdirde kuvvet sınırsız bir hareket alanı

bulacaktır. Bunun da beraberinde zulmü getirmesi kaçınılmazdır. 20. yüzyılda

ortaya çıkan, birinci ve ikinci dünya savaşları ile yeryüzünü kasıp kavuran

aktörler konuya örnektir.

İslam coğrafyası özelde 100 genelde ise son 300 yıldır

çözülmesi gereken sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Fiili ve kültürel

anlamda işgal altında olan ülkelerin yanı sıra, iç savaş ve terör sarmalında

bulunan Müslüman ülkelerin çözülmeyi bekleyen ciddi meseleleri vardır.

Vahiy esaslarına uygun olmayan ve yasa haline

dönüştürülmüş yaşam tarzı problemlerin merkezinde yer almaktadır. Batılı ya da

doğulu işgalci güçlerin çizdiği sınırlar sorunların ana kaynağını

oluşturmaktadır. Şehir ve kabile devletçikleri, birçok etnik yapıyı bünyesinde

barındırmakla beraber ulus devlet yapılanmaları, tepeden inmeci yöneticiler,

yeraltı ve yerüstü kaynakların israfı ve çalışkan (üretken) olmayan kafa

yapıları; çözülmeyi bekleyen sorunlar arasında yer almaktadır.

Meşruiyetlerini Kur an ve sünnetten almadıkları halde

Müslüman olduğunu söyleyen toplumlar, cehd ve gayretten uzak münzevi hayatı

dinden sananlar, İbrahim gibi ateşe yürümeyi akıllarına dahi getirmeden

Kâbe nin gölgesinde yaşamayı erdemli sananlar sorunun bir parçası olmaktan

kendilerini kurtaramazlar.

İmanın ve İslam ın iktidarını gündemin birinci sırasına

almadan, kavminin etnik sorunlarını önceleyenlerin kendileri çözümlenmeyi

beklemek durumundadırlar. Ümmetin yetimleri ve yoksulları kendilerine uzanacak

bir el beklerken, iffet abidesi kadınlar kirlenme tehlikesi ile karşı karşıya

bulunurken, hidayete ermek için bir bacı ya da enişte bekleyen Ömerler

varlığını sürdürürken; şan, şöhret ve şehvet odaklı yaşayanlar; çözülmeyi

bekleyen sorunlar arasında yer almaktadır.

Özelde Müslümanlar genelde insanlar tarihin

laboratuarında sorunları tanımlayabilir ve çözüm yollarını pekâlâ bulabilirler.

Çünkü tarih ve kutsal kitaplar bunların örnekliğiyle doludur.

Tarih şahittir ki; tevhit, ahlâk ve adalet güce dönüştüğü

diğer bir ifadeyle iktidar olduğunda sorunlar çözüme kavuşacaktır. Ancak

Müslüman; tevhit, ahlâk ve adaletin yüklenicisi olmak durumundadır.