Çöpte açan çiçek

Abone Ol

Yıllar önce onları tanıdığımda; başlarını kaldırmadan işlerini yapan bu insanlar pek de dikkatimi çekmemişti. Haftanın belli günleri gelip büyük el arabalarını ite ite çöp bidonlarının başında kullanılabilecek eşyaları seçip ayırıyorlardı. Demirleri, plastikleri, kâğıtları ayrı ayrı grupluyorlardı.

Daha sonra bu baba ve küçük oğlu ile aradan zaman geçtikçe bir göz aşinalığı olmuştu.

Bir gün onlara henüz bir iş bulamadıkları için mi çöpten eşya aradıklarını, ya da Anadolu dan yeni mi geldiklerini sormuştum. Baba gayet sakin, otuz yıldır İstanbul da oturduklarını anlatınca afallamıştım. Olamazdı. Otuz yıldır niçin bu adam iş bulamasındı Soruma baba gayet sakin cevap vermişti, "ben başka iş bilmem abla. Rızkımı bunlardan çıkarırım". İnanmakta güçlük çekmiştim.

Onlar tahta el arabasına eşyaları yükleyip giderken şaşakalmıştım. Safça bir baba ve elleri paslı teneke toplamaktan kapkara çocuk. Bu topladıkları ıvır zıvırla bir yaşam nasıl dönerdi. Hayat standartları şu çöplerin sınırını aşmıyor muydu bu gariplerin. Ya da kimilerinin canavarca tükettiği dünya nimetlerine sırtlarını dönmüş bir derviş miydi bunlar.

O günden sonra kâğıtları kutsal bir metini korur gibi özenle, ıslak çöpe asla karıştırmadan ayrı poşetledim. Su şişelerini ayrı tasnifledim. Kuruyemiş kabuklarını biriktirip ayrı poşetle çöpe bıraktım. Zili çalıp teşekkür ettiler baba oğul. Sobalı evine götürüp yakıp ısındığını söyledi.

Yıllardır bir zeytin çekirdeğini, fındıkkabuğunu, ayçiçeği asla çöpe atmam ayrı bir yerde biriktiririm. Asla çevreyi kirletecek bir naylon atık bırakmıyorum o poşete.

Evdekiler bu hassasiyetimle bazen alay etmekteler. Zeytin çekirdeği ile ne olacak. Bir ton kömür al madem, onlara; diye akıl vermekteler.

Fakat ailenin ihtiyacı yok ki. Çöpe atılanları değerlendirip gül gibi geçindiklerini anlattı baba ve oğlu. Onun yaptığı atılanların heba olup kaybolup gitmesini engellemek, benimki de karınca misali israfı önlemek. Kim bilir binlerce aile, ceviz kabuğunu çöpe karıştırmasa birkaç yoksul aile, beş dakika daha fazla ısınabilecek. Hem yeryüzünün hızla azalan enerji kaynakları daha az tüketilecektir.

Aradan yıllar geçti. Baba iyice yaşlandı. Çocuk büyüyüp askerliğini yapıp geldi. Hala babasıyla aynı işi yapmakta. Artık iş bulamadınız mı diye cahilce sormuyorum. Onlar iyice tamahkârlaşan bir dünyada insanlara hiç şikâyet etmeden, sessiz sedasız huzur dersleri vermekteler. Tabii anlayabilenlere. Yanlarından lüks otoları ile geçip, burunlarından soluyan, işlerine yetişmek için sinirle gaza basan, o gün kimleri dolandıracaklarının hesabını yapanlar bu baba oğulu fark etmiyorlar bile. Belki bir başka muhitte insanlar onları görünce kapılarındaki kilide bir anahtar daha yaptırıp bu potansiyel hırsızlardan kendilerini korumaya çabalıyorlar.

Ya da benim gibi biri çıkıp yanlarına gidip safça, "hayrola yeni mi İstanbul a geldiniz, henüz iş bulamadınız mı" diye abuk bir soru sormaktalar.

Oysa mutluluk insanın kalbinde. Akıllı olan çöpte teneke kırarken de mutlu olur. Bir dilim ekmeği helalinden nasib eden Yaradan a çok teşekkür ederek hayata gülümser.

Başkalarının haklarını gasp edenler mi Onlar iki cihanda da hiç mutlu olamazlar. Bir şaki gibi kayalıklara tüneyen lüks evlerinde huzur yoktur. Belki elleri temiz ve beyazdır. Ne ki dünyanın bütün ırmaklarının arıtamayacağı o kiri saklayamazlar.

Bu sebeple çöplükte ne zaman teneke toplayan kara elli bir çocuk görsem. Durur saygıyla selamlarım. Kimsenin hakkını gasp etmeyen bu insanlık ulusuna şükranlarımı sunarım. Çöplükte açan bu nadide çiçeğe mutlaka gülümser, halini hatırını sorarım.