Çöküşün ayak sesleri

Abone Ol

Ülke yönetmekten bîhaber İttihat ve Terakki’nin 3 Temmuz 1910’da çıkardığı Kiliseler Kanunu, Bulgar, Sırp ve Yunan ittifakını getirdi. İttihat ve Terakki’nin uyguladığı yanlış politikalar ve akabindeki Ahmet Muhtar Paşa Kabinesi’nin beceriksizliği, Balkanların tamamen kaybedilmesine yol açtı.

BALKANLAR DÖNÜM NOKTASI OLDU

Yerli ve yabancı bütün tarafsız kaynaklar, Sultan Abdülhamit Han’ın tahtta kalması durumunda Balkan Savaşları’nın yaşanmayacağı yönünde birleşmiştir. Balkan Savaşları olmasa Birinci Dünya Savaşı da olmayacaktı. Nitekim, Yunan Kralı Birinci Jorj ile Bulgaristan Kralı Ferdinand, Sultan Abdülhamit Han’ın tahtta bulunması durumunda aralarındaki ittifakın gerçekleşmeyeceğini yıllar sonra itiraf etmişlerdir. Balkan Savaşı’nın yıldönümü vesilesiyle hazırladığımız bugünkü sayfamızda, savaşın sebepleri ve sonuçları hakkında kısa bilgiler verdik. Karabağ’ın 8 Ekim’deki savaş ilanıyla başlayan Balkan Savaşları sırasında, binlerce Müslüman katledilirken çok az bir kısmı anavatana ulaşabildi. Osmanlı İmparatorluğu’nun kesin çöküşüne giden yolun dönüm noktası Balkan Savaşı’dır.

BALKANLAR’DAKİ Osmanlı karşıtı ittifakın oluşmasının en önemli sebebi Kiliseler Kanunu’dur. Bulgar Kilisesi’nin Rum Ortodoks Kilisesi’nden ayrılması sebebiyle Bulgarlar ve Rumlar arasında başlayan ve zamanla müzminleşen ihtilafı ortadan kaldırdı. Bu ihtilaf, Fener Rum Patrikliği’nin Bulgar kilisesini aforoz etmesine kadar gitmişti. Böylesine büyük anlaşmazlık bile, Kiliseler Kanunu’yla ortadan kalktı. Kiliseler Kanunu’yla, ihtilaflı kilise ve mekteplerin durumu, nüfus oranlarına göre tayin edilerek, Yunan, Sırp ve Bulgarlar arasında anlaşmazlıklar ortadan kaldırılmış oldu. Ülke yönetmekten bihaber olan İttihat ve Terakki’nin 3 Temmuz 1910’da çıkardığı Kiliseler Kanunu, ecdat yadigarı toprakların elimizden çıkmasını kolaylaştırdı. Osmanlı’nın 500 küsur yıllık Bakanlardaki hakimiyeti Balkan Savaşları’yla son buldu.

ABDÜLHAMİT HAN TAHTTA OLSAYDI...

Yerli ve yabancı bütün tarafsız kaynaklar, Sultan Abdülhamit Han’ın tahtta kalması durumunda Balkan Savaşları’nın yaşanmayacağı yönünde birleşmiştir. Balkan Savaşları olmasa Birinci Dünya Savaşı da olmayacaktı. Nitekim, Yunan Kralı Birinci Jorj ile Bulgaristan Kralı Ferdinand, Sultan Abdülhamit Han’ın tahtta bulunması durumunda aralarındaki ittifakın gerçekleşmeyeceğini yıllar sonra itiraf etmişlerdir. 

İKTİDAR VE MUHALEFETİN KAVGALARI DÜŞMANIN EKMEĞİNE YAĞ SÜRDÜ

Ordu içindeki subayların “İttihatçı” ve “Halaskaran” diye ayrıldığı günlerde, Said Paşa, bir ayak oyunuyla iktidarı ele geçirdi. “Büyük Kabine”yi yıpratmak amacıyla türlü hileye başvuran İttihat ve Terakki ise ordu ve ülke yönetiminde hiziplerin yaşanmasını sağladı. Devrin iktidar ve muhalefetinin kavgaları, 8 Ekim 1912 Pazartesi günü Karabağ’ın savaş ilanıyla maalesef ilk meyvesi(!)ni verdi. Bu savaş ilanıyla Balkan Savaşı da başlamış oldu. Karabağ’dan 5 gün sonra Sırbistan ve Bulgaristan verdikleri bir notayla Rumeli’nin muhtar idarelere ayrılmasını istedi. Osmanlı hükümeti ise bu notaya cevap vermemiş, o günlerde bazı Sırp ve Bulgar elçileri sınır ihlallerine başlamıştı. Osmanlı ise bu tecavüzcülerin ellerine pasaportlarını vererek sınır dışı etti. Bunu bahane eden Bulgaristan ile Sırbistan, Osmanlı’ya karşı savaş kararı alırken, akabinde bunlara Yunanistan da katıldı.

BALKANLAR ELİMİZDEN KAYIP GİTTİ

Bu şekilde başlayan Balkan Savaşı, Osmanlı’nın Batı ve Doğu Cephesi olarak adlandırdığı Trakya ve Makedonya-Arnavutluk cephelerinde cereyan etti. Doğu cephesinde Bulgarlarla savaşan Osmanlı, Batı cephesinde ise bütün Balkan milletleriyle mücadeleye tutuştu. Ayrıca Arnavutluk’taki isyanlar da Arnavutların Osmanlı’ya cephe almasına sebep olmuştu. Savaş sırasında bağımsızlıklarını da ilan etme fırsatı buldular.

İttihat ve Terakki’nin uyguladığı yanlış politikalar ve akabindeki Ahmet Muhtar Paşa Kabinesi’nin beceriksizliği, Balkanlar’ın tamamen kaybedilmesine yol açtı.

Sabık Sultan’ın İSTANBUL’A NAKLİ

Ahmet Muhtar Paşa hükümetinin acziyeti neticesinde top sesleri, İstanbul’dan duyulmaya başlamıştı. İşte o günlerde Selanik’te sürgünde bulunan Sultan İkinci Abdülhamid’in İstanbul’a naklini de gündeme getirmişti. Sabık Sultan’ın İstanbul’a nakli operasyonu Selanik’in düşmesinden sadece 8 gün önce gerçekleşti.

TEK KURŞUN ATMADAN YUNAN’A TESLİMİYET...

BALKAN Savaşı sayısız ihanete sahne oldu. Bu ihanetlerden birini de emrindeki kolorduyu tek kurşun sıkmadan Selanik’ten çeken Hasan Tahsin Paşa yaptı. Selanik’i Yunanlılar’a teslim eden bu paşa, daha önce Sultan İkinci Abdülhamit Han tarafından Halep’e sürülmüştü. Sultan Abdülhamid’in yaptığı herşeyin tersini yapmayı politika sayan İttihat ve Terakki, İkinci Meşrutiyet’in ardından Tahsin Paşa’yı Selanik’e kolordu komutanı olarak atamıştı. İttihat ve Terakkicilerin bu mühim paşası(!) emrindeki 35 bin kişilik kolorduya tek kurşun attırmadan Selanik’i Yunanlılara peşkeş çekti.

ESAT TOPTANİ,YİNE İHANET ETTİ

Savaşın olanca dehşetiyle devam ettiği günlerde İşkodra Valisi ve Kolordu Komutanı olan Hasan Rıza Paşa, bulunduğu konumu büyük fedakârlık ve kahramanlıkla savunuyordu. Sırp ve Karadağ ordularının silah ve asker sayısındaki üstünlüğüne rağmen İşkodra savunmasına devam eden Hasan Rıza Paşa, ihanete uğradı. Esat Toptani denilen hainin adamları tarafından 30 Ocak 1913’te şehit edildi. Hasan Rıza Paşa’yı katlettiren Esat Toptani’nin ismini daha önce de Sultan Abdülhamit  Han’a tahttan indirildiğini bildiren heyetin içinde duymuştuk.

HEP TÜRKLER, HER ZAMAN TÜRKLER!..

Balkanlar’da, Hıristiyanlar da, katliam ve zulüm kronik bir halde asırlardar varlığını sürdürüyor: Katoliklere karşı Ortodokslar, Müslümanlara ve Rum Katoliklerine karşı Bizanslılar; hepsinden kötüsü yağma yapmak için katliam yapan komitacılar. 1912’de Türkiye’ye karşı açılan savaş sırasında, katliamcılar iğrenç bir şekilde bazı Hıristiyan müttefiklerin yanında oldular. Daha önceki kitabımda, binlerce yetkili imzalı tanıklıklar ve uluslararası komisyonlar tarafından onaylanmış raporlar, bunun reddedilemez bir kanıtı olarak sunulmuştur. Ayrıca, Makedonya’da binlerce Müslüman’ın en iğrenç biçimde katledildiklerini de kanıtlamamış mıydım? Ama bu hiç önemli değil. Bizim Batı toplumu için cinayet kelimesi, ancak onlar Türkler tarafından öldürüldükleri zaman anlam ifade ediyor. Hayır, hep Türkler, Hep Türkler! Başkalarına herşeyi hoş görüyoruz. Bolşeviklerin kanlı iğrençliklerinden ve büyük ihanetlerinden dolayı, Rusya’yı aynı şekilde kınamıyoruz. Yunanlıları, Atina’daki dilencilerimizi öldürdükleri için çabucak affettik; Bu zavallı Türkler bize hiç bunun benzeri bir hainlik yaptı mı, bizim bütün hakaretlerimize rağmen bizi hâlâ sevmediler mi? Hayır ne gezer!.. Hep Türkler, her zaman Türkler!.. (Sevgili Fransa’mızın Doğudaki Ölümü/Pierre Loti/Tuğrul Baykent çevirisi/Sayfa 23-24)

KRONOLOJİ

1 EKİM          I. Mahmut’un tahta çıkışı

(1730).

Hava Harp Okulu’nun

aılışı (1951).

2 EKİM          İstanbul’un müttefik

kuvvetlerince

boşaltılması (1923).

3 EKİM          İki Almanya’nın

birleşmesi (1990).

Türkiye Cumhuriyeti

Merkez Bankası’nın

kuruluşu (1931).

5 EKİM          Başbakan  İsmet  (İnönü)

Paşa ile Dışişleri Bakanı 

Tevfik Rüştü (Aras)’ın, 

Yunanistan’ı  ziyaretleri

Sırasında, 1930  Türk

- Yunan Dostluk

Antlaşması’nın yürürlüğe

konulması (1931).

6 EKİM          İstanbul’un

Kurtuluşu (1923).

Mısır Devlet  Başkanı 

Enver  Sedat’ın bir 

suikast sonucu

öldürülmesi (1981).

1. Balkan Konferansı’nın

Atina’da toplanması

(1930).

7 EKİM          İnebahtı Deniz Savaşı

(1571).

ABD ve İngiltere’nin,

Afganistan’a “Sürekli

Özgürlük” adında askeri

harekat başlatması

(2001).

8 EKİM          Balkan Savaşı’nın

başlaması (1912).

11 EKİM        Milli Selamet Partisi

kuruldu (1972).

Mudanya Mütarekesi’nin

imzalanması (1922).

13 EKİM        Ankara’nın  Başkent 

olmasına ilişkin

önergenin  Büyük  Millet

Meclisi’nce kabulü (1923).

14 EKİM        Nizam-ı Cedid’in,

Sekban-ı Cedid adıyla

yeniden kuruluşu (1808).

15 EKİM        Türkiye’de yeni 

Anayasa’ya göre

ilk meclis ve senato

seçimlerinin yapılması

(1961).

17 EKİM        Kosova Savaşı (1448).

Türkiye’nin NATO’ya

katılmasıyla ilgili       

protokol, Londra’da

imzalandı (1951).

İlk Türk Tugayı’nın                            Kore’ye çıkışı (1950).

19 EKİM        II. Murat’ın, Kosova Zaferi

(1448).

Türk- İngiliz- Fransız

ittifakının Ankara’da

imzalanması (1939).

20 EKİM        TBMM Hükümeti  ile 

Fransa Hükümeti 

Arasında “Ankara

Antlaşması”nın

imzalanması (1921).

Yunanistan’ın, NATO

askeri kanadına yeniden

dönüşü (1980).

21 EKİM        İstanbul’da, Damad Ferid

Paşa’nın çekilmesi ve

Tevfik Paşa’nın  (Son)

sadrazam oluşu (1920).

22 EKİM        1. Haçova Savaşı (1596).

23 EKİM        Almanya’nın, NATO’ya

girişiyle ilgili Paris

Antlaşması (1954).

24 EKİM        BM’nin Kuruluşu (1945).

25 EKİM        SSCB’nin, Birleşmiş

Milletler’de Kars ve

Ardahan’ı talep edişi

(1947).

26 EKİM        Balkan Misakı’nın kabulü

(1932).

27 EKİM        Müttefiklerin, Ankara ve

İstanbul hükümetlerine,

Lozan’da konferans

toplanması çağrısı       (1922).

29 EKİM        Cumhuriyetin İlanı (1923).

Milletler Cemiyeti 

Konseyi’nin, Türk - Irak

sınırını, Musul’u, Irak’a

bırakacak biçimde

saptaması (1924).

30 EKİM        Mondros Antlaşması

(1918)