Gerekeni yapmak ve doğru yolu takip etmek lazımdır. Dolayısıyla selamet ve saadet sahiline kavuşmak isteyenler, hak dine, üstün ahlâka sarılmalı ve bunların gösterdiği yoldan ayrılmamalıdır.
Sonuç olarak, insanın kurtuluşa ermesi için arınması lazımdır. Ancak sadece bu yeterli olmayıp bedeni ibadetlere de ihtiyaç vardır. İşte:
"Ve Rabbinin ismini zikredip de namaz kılmıştır" (Âlâ Sûresi:15) ayeti kerimesi bunu ifade etmektedir.
Hiç şüphesiz zikrullah çok büyük bir yücelik taşımaktadır. Zikrullah, kalbin cilası, ruhun gıdasıdır. İnsan Cenâb-ı Hakk ı sürekli zikretmelidir. Gafilce yaşamak insana yakışmaz. ALLAH ALLAH demek, Kur an-ı Kerîm i okumak, kelime-i tevhide devam etmek zikirdir. ALLAH ın kudretinin eserlerini ve büyüklüğünü düşünmek, hatta bayram sabahı camiye giderken ve bayram namazını kılarken alınan tekbirler dahi zikirdir. Namazın dahi yüce bir ibadet olduğu bilinmektedir "Ve Rabbinin ismini zikredip de namaz kılmıştır" ayetindeki "namaz kılmıştır" fiili genel olarak zikredildiğinden bu; hem farz namazları, hem de vacip olan bayram namazlarını içerir.
Namaz, ALLAH Teâlâ yı yüceltmek, anmak ve O na karşı ibadet borcunu ödemek O ndan rahmet ve hidayet dilemektir. Namaz, ibadetin en olgun şeklidir. Zira insanı ruh temizliğine götürecek bu ibadetten önce beden ve elbise temizliği farz kılınmıştır. "ALLAH u ekber=ALLAH en büyüktür" sözüyle, ALLAH Teâlâ dan başka düşünceler atılır, gönül yalnız ALLAH Teâlâ yı anmaya yöneltilir. "ALLAH u ekber" sözüne tahrime denir ki ALLAH Teâlâ dan başka şeylerle uğraşmayı haram kılmak demektir. Rükünden rükne geçildikçe bu tekbir tekrar edilir. ALLAH Teâlâ nın huzuruna duran mü min her rek atte Fatiha yı okuyarak övgü ve ibadetin yalnız ALLAH Teâlâ ya yapılacağını, hidayet ve rahmetin yalnız O ndan bekleneceğini söyler, rüku ve sücûdunda ALLAH Teâlâ yı tesbih eder. Namaz, iman ve takvanın bir gereğidir. Namazı huşu içerisinde ve vaktinde kılmak lazımdır. Namazın ahlâkî ve sosyal faydaları da bulunmaktadır.
Hiç kuşkusuz iman ve kalb huzuru ile kılınan namaz, insanı kötü düşüncelerden, korku ve ıstıraptan kurtarır. O insan dünya için üzülmez, ALLAH tan başka yarar ve zarar veren görmez. Herşeyi ALLAH tan bilir, yalan ve nifaktan utanır. Her an kendisini ALLAH ın huzuruna durmaya hazırlar.
Namaz; haramlardan, kötülüklerden, çirkin işlerden meneder. Sabırsızlıktan, huysuzluktan sakındırır, yüksek ahlâk ile bezendirir. İnsanı daima ALLAH duygusunun kontrolu altında tutar ve bu kontrol altında hayat yoluna devam eden insan da her an önüne çıkması muhtemel olan haram engellere ayağını taktırmadan ve günah çamuruna bulanmadan emniyet içinde yürüyebilir. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin bir evin önünden akan pırıl pırıl temiz bir suya benzettiği namaza devam edelim ki, o, bizim büyük günahlardan korunmamıza ve arada vaki olacak küçük günahlarımızdan da af olunmamıza sebep olur.
Kısacası, tertemiz kalabilmek için dinen yapılması caiz olmayan şeyleri yapmamak, dinen yenilmesi-içilmesi haram olan şeyleri yememek-içmemek, dinen giyilmesi, kullanılması caiz olmayan şeyleri giymemek, kullanmamak, alınması-verilmesi haram olan şeyleri almamak-vermemek gibi hususlara, kısacası ALLAH Teâlâ nın emir ve yasaklarına riayet etmek gerekir.