Bir şeyi itibarsızlaştırmak ya da daha hafif bir ifadeyle
sulandırmak istiyorsanız onu magazinleştirmek yetiyor da artıyor bile.
Medyanın, özellikle de belli bir kesiminin bunda ne kadar mahir olduğunu üç
aşağı beş yukarı hepimiz biliriz. Nitekim bir fotoğraf, karikatür, lakap ya da
fıkra ile bitirilen ne babayiğitler görmüştür bu memleket. O yüzden Allah
onların eline düşürmesin demeden edemiyor insan...
Diğer taraftan, bu zor zanaatta ecnebi basının hakkını da
yememek lazım! Hatta onlar bu işin asıl erbabı, ustası desek, herhalde daha
yerinde olur. İşi öyle bir yaparlar ki, önemli diye okumaya başladığınız haber
bir de bakmışsınız tam bulvarlık. Çünkü o haberin özünü oluşturan asıl şeylerin
yerini artık çok daha farklı şeyler almaya başlamıştır. Akılda kalanlar da
onlar olur. Zaten profesyonellik de bu değil mi
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz in Türkiye
ziyareti de bundan nasibini almış durumda. İslam İşbirliği Teşkilatı nın (İİT)
İstanbul daki bir kaç gün önce gerçekleştirilen ve İslam dünyasının geleceği
adına oldukça önemli olan ziyaret bugünlerde 500 lüks araç, 300 koruma, tüm
odaları Suudilere ayrılmış ve tüm camları kurşun geçirmez camlarla değiştirilmiş
bilmem ne oteliyle anılır oldu. Bir de Kralı itibarsızlaştırma adına satır
aralarında geçirilen 46 idam ile...
İngiliz Guardian gazetesinin önemli yazarlarından biri
olarak takdim edilen SimonTisdall ın Türkler ve Suudiler, Batı dan
uzaklaşıyor tespitini yaptığı yazısı da yukarıda çerçevesini çizdiğim ecnebi
gazeteci tiplemesine çok uygun.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. İslam Zirvesi nin dünya
tarihinin önemli güç merkezlerine, özellikle de İslam dünyasının tartışılmaz
ortak şehri olarak kabul edilen İstanbul da toplanıyor olması oldukça önemli.
İstanbul adı bile, bu bağlamda birçok yeri rahatsız ediyor ve Tisdall ın
Türkler ve Suudiler, Batı dan uzaklaşıyor tespiti tam da bu noktada daha bir
anlam kazanıyor.
Dış Politikada 2011
Öncesine Dönüş mü
Türkiye-Mısır ilişkilerinde Darbe Faktörü-Sisi ile
Müslüman Kardeşler-Mursi bağlamında hassas bir dengeyi gerektiren bu süreçte
Türkiye nin atacağı adım oldukça önemli. Bir taraftan Ortadoğu da bir devlet
ile geçici bir krizi aşma durumu söz konusu iken, diğer taraftan tüm İslam
dünyasına mal olmuş bir yapıyı uzun süre kaybetme riski söz konusu.
Türkiye nin her halükarda İhvan ve Devrik Cumhurbaşkanı
Muhammed Mursi gerçeğini göz önünde bulundurması gerekiyor. Aksi takdirde,
sadece Mısır halkı nezdinde değil, bundan sonraki süreçte hitap edeceği eski
Osmanlı-Selçuklu coğrafyasında da kendisine güven noktasında ciddi sorunlar ile
karşı karşıya kalabilir. O yüzden çok ince ve hassas bir diplomatik süreç şart.
Dolayısıyla, 2011 öncesi sürece dönüş kaçınılmaz olmakla
birlikte, arkada bırakılanlar itibarıyla hiç de kolay görünmüyor.