Gündem

Çok geç kalmış bir soruşturma

Çok geç kalmış bir soruşturma

Abone Ol

28 Şubat sürecinde Adalet Bakanı olan ve Refah Partisi‘nin kapatılmasına ilişkin verilen haksız karar nedeniyle 5 yıl boyunca siyasi hakları elinden alınan Saadet Partisi Genel Başkan Danışmanı Şevket Kazan, 28 Şubat soruşturmasını ‘geç kalmış bir çalışma‘ olarak değerlendirdi. Kazan, "Şu an Silivri‘de devam etmekte olan davalar içerisinde bence bir numarada 28 Şubat‘ın olması gerekirdi. Çünkü 28 Şubat en son darbedir. Dönemin, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları mutlaka yargılanmalıdır" dedi.

28 Şubat sürecinde Adalet Bakanı olan ve Refah Partisi‘nin kapatılmasına ilişkin verilen haksız karar nedeniyle 5 yıl boyunca siyasi hakları elinden alınan Saadet Partisi Genel Başkan Danışmanı Şevket Kazan, 28 Şubat soruşturmasını ‘geç kalmış bir çalışma‘ olarak değerlendirdi. Kazan, "Şu an Silivri‘de devam etmekte olan davalar içerisinde bence bir numarada 28 Şubat‘ın olması gerekirdi. Çünkü 28 Şubat en son darbedir. Dönemin, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları mutlaka yargılanmalıdır" dedi.

Soruşturma çerçevesinde çağrılması halinde bilgi vermeye hazır olduğunu kaydeden Kazan, "Çağrılırsam, memnuniyetle bilgi veririm. Önlerine, kitaplarımı korum. Olan biten bunlardan ibarettir diye anlatırım. Çünkü, bu postmodern bir darbedir. Sonunda hükümetin yıkılmasına sebebiyet vermiştir" şeklinde konuştu.

Bir Askeri yetkili muhalefeti

Silivri‘de devam eden darbe yargılamalarına atıfta bulunan Kazan, "Eğer darbelerin tahkikatı yapılacaksa, bunun 28 Şubatla başlaması gerekir. Çünkü en son darbe girişimi buydu" dedi.

28 Şubat‘ın diğerlerinden farkının postmodern olarak nitelendirilmesi olduğunu kaydeden Kazan, "28 Şubat tarihli MGK toplantısı ardından bilhassa yoğunlaşan çalışmalar, hükümeti tasfiyeye yöneliktir. Bunun için de çok farklı bir proje uygulanmıştır" şeklinde konuştu.

28 Şubat sürecinde yaşananlara Refah Gerçeği kitabının 3 cildinde geniş şekilde yer verdiğinin altını çizen Kazan, "28 Şubat bu kitapta derinden derine incelenmiştir. Bu hareketi kimler yönetmiş, kimler yönlendirmiş hepsi vardır" dedi.

Bu sürecin Refahyol hükümetinin kurulmasıyla başladığını ifade eden Kazan, "Hükümet kurulduktan sonra Türk siyaset tarihinde eşine benzerine rastlanmayan bir muhalefet tipi ortaya çıkmıştır. Ben kitapta bu muhalefet tipine, bir askeri yetkili dedi ki, adını koymuştum. Niye? Hemen her gün rantiyeci medya tarafından, bu askeri yetkililerin beyanlarını manşet yapılmıştır da ondan" şeklinde konuştu.

Merkez BÇG‘ydi

28 Şubat‘ın sadece askerin değil onun etrafında odaklanmış bir merkezin faaliyeti olduğunu kaydeden Kazan, bu merkezin Batı Çalışma Gurubu (BÇG) olduğunu hatırlattı. Kazan, "BÇG‘nin ilk toplantısı ,ki içinde askerlerin olduğuna da inanıyorum, Atina‘da ABD büyükelçiliğinde 11 Aralık 1996 tarihinde yapılmıştır" dedi. Türk-Yunan işadamları toplantısı adı altında yapılan çalışmalarla 1 Ocak‘tan itibaren izlenecek stratejinin oluşturulduğunu vurgulayan Kazan, "Bunların hepsi de uygulanmıştır. Aczimendi olaylarıyla birlikte irtica yaygaraları başlatılmıştır. Televizyonlarda sürekli irtica tartışmaları yapılması, Refahyol‘a dönük endişelerin artırılması, bazı sivil toplum kuruluşlarının sokak yürüyüşleri ve beşli çete denilen oluşumun, 28 Şubat postmodern darbesini bir an önce gündeme getirmek için yapılmıştır" şeklinde konuştu.

Üç isim ön plana çıkıyor

28 Şubat postmodern darbesinde üç ismin ön plana çıktığını kaydeden Kazan, bu isimlerin Güven Erkaya, Çevik Bir ve Erol Özkasnak olduğunu kaydetti. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı‘nın taktik gereği sessiz olmasına rağmen bu harekete destek verdiğini kaydeden Kazan, "O da sessizliği ile buna destek vermiştir" dedi.

Erbakan Hoca‘ya hakaret eden Osman Özbek hakkındaki şikayet işlemlerinin Genelkurmay tarafından işleme konulmaması üzerine Demirel‘den gelen üç görüşme teklifinin bir türlü hayata geçirilemediğini kaydeden Kazan, "5 ay boyunca Demirel‘den haber çıkmamıştır. Bu da gösteriyor ki, o tarihteki bütün olayların içerisinde Demirel de vardır" dedi.

Bu hareketlerin baştan sona kadar Genelkurmay Hareket Dairesi tarafından yönlendirildiğinin altını çizen Kazan, "24 Ocak 1997‘de Gölcük‘te komutanlar bir toplantı yaptı. Bu bizim dikkatimizi çekti. Sonradan öğrendik ki, bu 28 Şubat‘a hazırlık toplantısıymış. 28 Şubat‘ı askeri hareket olarak mı yapalım, yoksa 28 Şubat‘taki MGK toplantısında bir bombardıman arenası şeklinde mi yapalım? Bunun, tartışması yapılmıştır. Toplantının bir numaralı organizatörü de, Güven Erkaya paşadır" şeklinde konuştu.

28 Şubat‘ın en önemli noktasının MGK‘daki toplantı olduğuna dikkat çeken Kazan, "En önemli mesele, 28 Şubat tarihli MGK toplantısında, sivil iradeye egemen olma çabalarını görüyoruz. Bu toplantıda irtica diye yapılan haberler derlenmiş, toparlanmış Güven Erkaya tarafından 18 maddelik bir liste halinde ki bir takım yaptırımların uygulanması için hükümetin önüne gerekçe olarak getirilmiştir" şeklinde konuştu.

Çağrılırsam memnuniyetle bilgi veririm

Soruşturma çerçevesinde çağrılması halinde bilgi vermeye hazır olduğunu kaydeden Kazan, "Çağrılırsam, memnuniyetle bilgi veririm. Önlerine, kitaplarımı korum. Olan biten bunlardan ibarettir diye anlatırım. Çünkü, bu postmodern bir darbedir. Sonunda hükümetin yıkılmasına sebebiyet vermiştir" şeklinde konuştu.