Çocuktan önce evlilik

Abone Ol

Cumhurbaşkanı,  TÜİK’in 1.48 olarak açıkladığı doğurganlık hızına, “Felaket” dedi; çocuk sahibi olmayı özendireceklerini belirtti.

Çocuk istemeyenler kadar asıl sorun, gençlerin yuva kurmak istemeyişleridir.

Bir araştırma 2030 yılında dünyadaki bekâr kadınların oranını %45 olarak hesaplamış. Bunların yaş aralığı 25-45 olacak. Fiyatı en fazla artanlar ise 1+1 evler, kedi mamaları ve Netflix üyeliği olacakmış.

Bu oldukça manidar ve bizim toplumu da bekleyen bir tehlike. Artık yuvalar kurulmamakta.

Geçen gün bir Rus kadın, yaşı geçmekte ve evlenemediği için ağlayarak röportaj verdi. Batılı kadın için daha rahat olan yalnız yaşamak, doğulu toplumlarda bir travmaya dönüşmekte.

Okuduğum İngilizce bir makale, “Bekârlıkla yaşamak: 35 yaş üstü hiç evlenmemiş kadınların ihtiyaçları ve endişeleri” idi.

Çalışma 35 yaş ve üzeri İranlı evlenmemiş kadınların endişelerini araştırmıştır. Ki Türkiye gibi geleneksel ülke kadınları ile paralellik göstermektedir.

Çalışmalar, bekâr kadınların kendilerini yalnız, daha az çekici, hayattan daha az memnun hissettiklerini ve sosyal ilişkiler ve özgüven açısından işlevsel sorunlar yaşadıklarını göstermiştir. Bekâr kadınlar ayrıca izolasyon ve damgalanma durumu da deneyimlemektedir. Bu kategorideki kadınların depresyon, saldırganlık ve obsesif-kompulsif bozukluk gibi psikolojik bozukluklar geliştirme olasılığı daha yüksektir. Sharafoddin, bekâr kişilerin evli kişilere göre bağımlılık veya intihar etme olasılıklarının daha yüksek olduğunu göstermiştir.

İran'da hiç evlenmemiş kadınlar üzerinde yapılan bir araştırma, evli olmamanın sosyal bir damga olarak kabul edildiğini bulmuştur. Damgalama teorisine göre, bekâr insanlar mükemmel insanlar olmayabilir ve bu nedenle bu insanlara karşı çok fazla psikososyal ayrımcılık vardır. Qaderzade, hiç evlenmemiş kadınların psikolojik sorunlar, belirsiz bir gelecek ve başkalarına yük olma hissiyle karşı karşıya olduğunu belirtmiştir. Genellikle kendilerinden nefret ederler ve toplum içinde görünmeyi reddederler. Bu nedenle, izolasyon ve yalnızlık onlar için daha belirgin hale gelir.

Bir arkadaşa duyulan gereksinim, sevme ve sevilme ihtiyacı ve anne olma çabası; ancak evlilikle gerçekleşen ihtiyaçlar.

Hiç evlenmemiş 64 yaşında bir katılımcı, “…Yaşlı bir kişi evlendiğinde aslında bir refakatçi ister” derken;

38 yaşındaki katılımcı, “Şimdi her şeye sahibim… Sadece beni sevecek birini istiyorum” diyor.

41 yaşındaki katılımcı, "Herkes etrafımda toplanıp bana, 'Hanımefendi veya profesör' diyor ama keşke biri bana, 'Anne' dese!" dedi.

Katılımcıların bir diğer kaygısı da başkalarına yük olmaktı. “Herkesin ailesiyle bir yere gittiğini ama benim kardeşimin ailesiyle gitmek zorunda kaldığımı gördüğümde, onların hayatlarında bir yük olduğumu hissediyorum.”

Bazı katılımcılar da, “Evlenmeyerek kendimize haksızlık ettik ve kendimize zihinsel ve fiziksel olarak zarar verdik.”

“Senden küçük kızların evlendiğini görmek çok zor ama sen hiçbir şey elde edemedin…”

“Bir yerde evli olmadığımı söylediğimde, insanların benim hakkımdaki fikirleri tamamen değişiyor… Bekâr olduğum için bir sorunum olduğunu düşünüyorlar.”

"İnsanlar bekâr bir kadının bir apartmanda yaşadığını bildiklerinde... Kocalarının tehlikede olduğunu düşünüyorlar."

“Hiç evlenmemiş kişilerin evlenecek birini bulabilmesi için bazı hizmetler alabileceği kurumların kurulması gerekiyor ”

“Hiç evlenmemiş kadınlara bekâr hayatı nasıl yaşayacaklarını öğretecek eğitim kurumları kurulmalı çünkü bunu daha önce kimse bize öğretmedi…” (52 yaşında).

"Bugünkü sorunum ekonomik bir sorun. Maaşım olsaydı, çok iyi yaşayabilirdim ..." (64 yaşında).

“Bana bakan tek kişi annem ve o bir gün ölürse, ben bir hastalığa yakalandığımda bana kim bakacak.” (37 yaşında).

Bu çalışmada yer alan birkaç katılımcı, bekâr kişileri evlilik için birbirleriyle tanıştırabilecek ajanslar oluşturmanın gerekliliğini dile getirdi. Geleneksel toplumlarda, bekâr kadınların uygun bir evlilik partneriyle karşılaştıklarında duygularını ifade etmeleri veya inisiyatif almaları beklenmez ve bunun yerine evlilik teklifinin erkekler tarafından yapılmasını kabul ederler. Bu nedenle, bu kadınların çoğu, potansiyel uygun partnerleri bilmelerine rağmen evlenmeyi başaramazlar.

Yaşlanmadan kaynaklanan yalnızlık, hiç evlenmemiş kadınların bir diğer endişesiydi. Yaşla birlikte doğurganlığın kaybı, katılımcıların hayatlarında önemli bir endişeydi.

Bu çalışma, İran'daki hiç evlenmemiş kadınların ihtiyaçları ve endişeleri konusunda sessizliğini kıran ilk çalışmaydı ve belirli bir kültür ve normlara sahip dindar bir ülkede çeşitli ihmal edilmiş ihtiyaçları ve endişeleri olduğunu gösterdi. Türkiye’yi de çok ilgilendiren bu sorunda; çalışmaya katılan kadınlar, bekâr erkeklerle tanışmak ve evlenme şanslarını artırmak için bazı kurumlara ihtiyaç duyduklarını belirttiler, bu yeni bir veriydi. Ayrıca, daha önce bekâr yaşam becerileri hakkında eğitim almadıkları için hükümetten bu tür yaşam becerilerini eğitmek için bazı tesisler beklediklerini belirttiler. Bu ihtiyaçları karşılamak ve endişelerini gidermek için çeşitli kuruluşların, politikacıların, planlamacıların, sosyologların ve hatta ailelerin iş birliği içinde çalışması şarttır. Bu arada toplum kültürünün yeniden düzenlenmesi ve devletin desteğinin sağlanması çok faydalı olacaktır.