Çocuklarınıza Sır Saklamayı Öğretin

Abone Ol

Enes (ra)  şöyle anlatır: “Bir gün Resulullah’a hizmet için gitmiştim, işim bitince Peygamber kuşluk uykusu uyuyacak dedim ve yanından ayrıldım. Erkek çocukların dışarıda oynadıklarını gördüm. Ben de dikilip onların oyunlarını seyretmeye başladım. Az sonra Resulullah gelip onların yanına kadar gitti çocuklara selam verdi. Ardından beni çağırıp bir iş için gönderdi Ben gidip dönünceye kadar da Resulullah bir ağacın gölgesinde oturdu. Bu işten dolayı ben annemin yanına gitmekte geciktim. Annem

Neden geciktin Diye sordu.

Peygamber beni bir işe gönderdi dedim. Annem: O iş nedir diye sordu.

O Reselullah’a mahsus bir sırdır dedim. Bunun üzerine annem:

Resulullah’ın sırrını iyi koru dedi.

Hz. Enes Hz. Peygamberin gölgesinde onun terbiyesi ile yetişmiş bir sahabedir. Resulullah küçük bir çocuk olmasına rağmen ona sır saklamayı öğretmiştir. Enes, Efendimizin tavsiyelerine uyarak bu sırrı annesine dahi vermemiştir. Anneler çocuklarını büyütürken, Hz. Peygamber ve O’nun güzide sahabesinin tavsiye ve tecrübelerine başvurmalı ve çocuklarını bu doğrultuda yetiştirmelidirler.

Eğitim seminerimden birinde bir hanım yaşadığı tatsız olayı bizlerle paylaşmıştı. Olay kısaca şöyleydi:

Yirmi yaşındaki kızı bir gençle tanışmış, aileden habersiz bu gençle bir yılı aşkın görüşmüş. Genç askerlik görevini yapmak için Kıbrıs’a gidince kız görüşmelerini telefonla sürdürmeye başlamış. Ay sonu yüklü miktarda bir fatura gelmiş.

Anne kızını alıp konuşmuş ve sorumsuzluğunun kendisine ve aileye zarar getirdiğini ifade etmiş. Anne bu sorunu kendi yöntemleri ile nasıl çözüme götürdüğünü şöyle ifade etmişti: “Eğer baba bu faturayı görmüş olsaydı kızımı evden kovabilirdi, o yüzden bir konfeksiyonla anlaştım ve evimde iş yapmaya başladım.

Kızımın borcunu bu şekilde ödedim. Fakat bir gün küçük kızım olup bitenleri ağzından kaçırıverdi. Eşim duydukları karşısında çılgına döndü ve evimizin düzeni bozuldu.

Kızım evden ayrıldı, altı ay halasında kaldı. Aileyi yeniden toparlamak kolay olmadı. Bu olaydan sonra küçük kızımla konuştum ve verilen bir sırrın ifşa edilmesinin doğru bir şey olmadığını anlattım. Ama keşke bunu daha önce anlatmış olsaydım…”

Hanımlarımız, çocukları adeta bir posta aracı olarak kullanır ve gündelik dedikoduları toplayabilmek için her yolu denerler. Çocuklar ise büyüdüklerinde bu alışkanlıklarını evlilik yaşamlarına, arkadaşları ile ilişkilerine ve sosyal hayatlarına taşırlar.

Çocuklar verileni almaya meyillidirler. Anne çocuğun kılavuzu olmalı ve ona aile içinde yaşananların bir sır olarak kalması gerektiğini öğretmelidir. Verilen sırrın bir emanet olduğunu, emanet bir eşyayı korumakla nasıl sorumlu isek bu sırrı korumakla da aynı şekilde sorumlu olduğumuzu belirtmelidir.