Çocuklar, geleceğin yetişkinleridir. Yani geleceği oluşturan toplumun tek tek fertleri...

Çocukların hayatın her alanında başarılı olmasının ilk koşullarından biri onların kendilerine güvenen, özgüven sahibi bir fert olarak yetiştirilmesidir. Elbette bütün anne babalar, kendi çocuklarının özgüven sahibi, kendi öz saygısı gelişmiş olarak yetişmelerini isteyeceklerdir. Ancak, çok ufak gibi görülen ve gözden kaçan bir hata var ki, o küçücük hata çocuklardaki özgüven gelişimini başlı başına etkileyip, köreltmektedir.

Ebeveynlerin kızgınlık anlarında çocuklarına söyledikleri sözler ve verdikleri olumsuz tepkiler, çocukların özgüven ve özsaygı gelişimini engelleyen bir etkendir.

Özsaygı duygusu, çocuklarda okul çağı dönemiyle birlikte başlar ve gelişimini devam ettirir. Özsaygısı gelişmiş çocuklar, yeni uğraşlar edinmek, yeni şeyler denemek, yeni arkadaşlıklar kurmak ve genel anlamda yaptıkları ve yapmak istedikleri bütün işlerde başarıyı kazanmak için özgüven sahibi olurlar.

Kendi özsaygısı gelişmemiş veya bir şekilde ebeveyni ya da çevresi tarafından geliştirilmemiş çocuklar, başarıya ilişkin taşıdıkları tereddütlü fikirlerle sürekli zorluk çekerler. Bu tür çocuklar, yaptıkları ya da yapmaya çalıştıkları bütün işlerde, devamlı çevrenin yardımına ihtiyaç duyarlar.

Çocuğunuza nasıl güven aşılayabilirsiniz?

Sorulması ve cevaplanması gereken en esaslı soru budur! "Çocuğum çok pısırık, hiç girişken değil, çabuk heyecanlanıyor, kendine hiç güvenmiyor" tarzında anne-babaların yönelttikleri bütün soruların asıl kaynağı, genellikle yine anne babalar oluyor. Çocuğun kişilik gelişiminde anne-baba davranışları en önemli belirleyici etken oluyor.

Bu anlamda, çocuklarınızın güven sahibi olmasında ve özsaygılarını geliştirmesinde en büyük görev yine anne babalara düşmektedir. Yapılması gereken davranışlar bütünü aslında çok basit bazı ufak işlemlerden oluşuyor. Bazı ipuçlarını yakalayarak çocuğunuzun kişilik gelişimini doğru yönlendirebilirsiniz.

Çocuğunuza inanın!

Çocuğunuza inanmadan ve bu inanışınızı ona belli etmeden bir şey yapmanız mümkün değildir. Çocuğun özsaygısı gelişmesi için, her şeyden önce kendisine inanan bir ebeveyne ihtiyacı vardır. Kendisinin değerli olduğuna onu ikna edin. Ve bu değerden dolayı, kendisinin herkes tarafından sevildiğini söyleyin.

Başarının değeri, sizin yorumunuzdur

Çocuğunuzu övün ve olumlu davranışlarına olumlu tepkiler verin. Unutulmaması gerekir ki; çocuklar başarılarının ve değerlerinin ölçüsünü, anne-babalarının ne düşündüğüyle ölçerler. Bir şey başardıklarında, başarılan işte mükemmeli aramak yerine başarıyı görmeye çalışın ve onu değerlendirin.

Burada çok sık düşülen bir hata vardır: Sözgelimi ortalama bir öğrenci, yılsonunda teşekkür belgesinin olduğu bir karneyle eve geldiğinde, kendisine "az daha çalışsaydın takdir alırdın" şeklinde bir eleştiri getirilir. Anne - babalar, çoğunlukla bu eleştirinin çocuklarını kamçılayacağını sanırlar. Bu büyük bir yanılgıdır. Bu eleştiri, çocuğu kamçılamaz aksine, hiçbir başarısının övgüye değer bulunmadığına ve ileride de bulunamayacağına inanmasına sebep olur.

Onu dinlediğinizi belli edin

Çocuğunuza karşı fazla eleştirel olmaktan kaçının. Fazla eleştiri, özgüven gelişimine zarar verir. Çocuğu, davranışlarının nasıl karşılanacağını bilemez bir hale getirir ki, bundan sonrası felakettir. Hata yapmamak için hiçbir şey yapmamaya, yaparsa da bunu gizli tutmaya çalışır. Herkesin hata yapabileceğini, bu hataların telafisinin çok kolay olduğunu sık sık ona belirtin.

Sizinle konuştuğunda, onu içtenlikle ve ciddiyetle dinlediğinizi ona da belli edin. Söylediklerinden emin olmak için duyduklarınızı tekrarlayın. Ve konuşma içerisinde en önemlisi de çocuğunuzun ciddiye alındığını fark edip, anlatmaya devam etmesini sağlamak için sürekli olumlu tepkiler verin.

Çocuğu değil, davranışlarını eleştirin

Uyarılması gerektiği bir konuda, eleştirilerini yöneltirken, hedefe kesinlikle çocuğunuzu koymayın. Eleştirinizi eyleme yöneltin, eylemi yapana değil. Yaptığı bir hata sonrasında; "Zaten hep böyle yapıyorsun, ne salak bir çocuksun, geri zekâlı mısın sen" türü cümlelerle çocuğun üzerine gitmek eleştiri değil, birebir çocuğunuzu aşağılamaktır. Bu da hem kendine saygısının hem de güveninin sıfırla çarpılmasına sebep olur. Kızdığınız bir davranışa tepkinizi net bir şekilde ortaya koyun. O davranışa neden kızdığınızı ya da davranışın neden kötü olduğunu anlayabileceği şekilde ona da anlatın. Olumsuz davranışlarını eleştirirken yine övgüyü kullanabilirsiniz: "Sen zeki bir çocuktun, nasıl böyle bir şey yaptın?" şeklinde, eleştirinizi de çocuğunuzu överek ortaya koyabilirsiniz.

Çocukla dalga geçmek, onu kamçılamaz; bitirir!

Hayatta başarılı olamamış insanların ortak özelliklerinden en önemlisi; özgüven eksikliğidir. Anne - babalar olarak ne yaparsanız yapın, çocuğunuzu; kendisine saygı duymayı öğrenmiş ve özgüven sahibi bir fert olarak yetiştirmek zorundasınızdır.

Çocukların, tavırlarını ve hareketlerini dikkate almamak özgüven eksikliğine yol açan faktörler biridir. Ebeveyn olarak size sıkıcı gelse bile, çocuklarınızın ilgi alanlarına saygı duymanız gerekir. Kendisiyle ve yaptıklarıyla samimi bir şekilde ilgilenmeye bakın.

Matematikten başarısız olan çocuğunuza, "kafası matematiğe hiç basmıyor" şeklinde espri cümleleri kurmanız, ne size ne de çocuğunuza hiçbir fayda getirmeyen aksine çocuğunuzun kişiliğine zarar veren bir yaklaşımdır.

Bunun yerine, sorunları beraber aşmaya çalışmanız daha faydalı olacaktır. Çocuğunuzun eksik ve yetersiz olduğu konulara değil, başarılı olup üstesinden geldiği konulara vurgu yapıp, başarabileceğine onu inandırmaya çalışın.

Herkesin hata yapabileceğini, ona karşı yaptığınız kendi hatalarınız sonrası, gönlünü alarak ispat edebilirsiniz.

Ve en önemli madde: Çocuğunuza önce siz saygı duyun!

Muhabir: Haber Merkezi