Aileleri en çok düşündüren konuların başında çocuk
eğitimi gelmektedir.
Bu ulvi görevin nasıl ve ne şekilde uygulanacağı
hususunda her anne ve babanın ciddi endişeleri vardır.
Bu endişelere geçmeden önce, geçmişten gelen bir
alışkanlığımızı belirlememiz gerekiyor.
Millet olarak her şeyi devletten beklemeyi bir ilke
edinmişiz.
Eğitimin her çeşidini, hatta okul öncesi eğitimi dahi
devletten bekleriz.
Devletin eğitime bakış açısı meydanda
Eğitimin yaz-boz tahtasına döndüğü,
Her şeyin politize olduğu,
İdeolojik yaklaşımların ön plana çıktığı,
Kolaycılığın yaygınlaştığı,
Ekonomik imkânsızlıkların çoğaldığı,
Eğitimcilerin ve pedagogların dışlandığı bir ortamda,
yine de yapılabilecekleri şu şekilde sıralamaya çalışalım
Önce Çocuklarımıza Zaman Ayırmak
Yaşam mücadelesi içerisinde hepimizin yoğun çalışmaya
ihtiyacı olduğu muhakkak
Geçim derdi tüm zamanımızı alıp götürüyor.
Kendimize göre haklı mazeretlerimiz olabilir.
Ancak, çocuklarımız, bizlere Allah ın birer
emanetidirler.
Onları, eğitip hayata hazırlamak, sorumluluk duygusu
verebilmek, şahsiyetli ve onurlu insanlar olabilmeleri için onlara zaman
ayırmaya mecburuz.
Onların fiziksel ihtiyaçları yanında, ruhsal
ihtiyaçlarını da gidermek zorundayız.
Hangi seviyede, hangi kültürde, hangi konumda olursak
olalım, çocuklarımıza zaman ayırmak, asıl görevimiz olmalıdır.
Çocuklarımızla Bizzat İlgilenmek
Eğitimin en önemli esaslarından biri de, çocuklarımızı
yakinen takip edip, onlarla bizzat ilgilenmek gerekiyor.
Özellikle okula giden çocuklarımızın derslerini,
hocalarını ve arkadaşlarını tanıyıp ilgilenmek zorundayız.
Çocuk, ebeveyni tarafından kontrol edildiğini bilmelidir.
Bu kontrol, bir hafiyecilik şekline dönüşmemeli.
Yapılanların sorumluluğun gereği olarak yapıldığını,
çocuklarımıza hissettirmeliyiz.
Eğitimle ilgili uygulamaları, sevgiye dayalı olarak
yapabilmek.
Her şeyin başı sevgi dir.
Çocuklara uygulanacak tüm yaptırımlar, sevgiye dayalı
olarak yapılmalı.
Çocuğa ölçülü ve dengeli sevgi verildiği takdirde,
başarıyı yakalamak mümkündür.
Burada çok önemli bir noktayı da unutmamamız gerekiyor.
Sevgi, bilinçli ve ölçülü olmalı.
Sevginin ölçüsünü ve dengesini kaçırdığınız zaman,
çocuğunuza faydadan çok zarar veririsiniz.
Çocuklara baskı ve zorlama zarar verdiği gibi, aşırı
hoşgörü ve sevgi de zarar verir.
Çocuklara Karşı Sabırlı Olabilmek
Çocuğu hayata hazırlamak, iğneyle kuyu kazmaya benzer.
Çocukların olumlu ve olumsuz davranışları karşısında,
bıkmadan, usanmadan tahammül gösterebilmek, gerçekten sabır ister.
Atalarımız boşuna söylememişler; İnsan sabrı, çocuğundan
öğrenir.
Çocuğuna, zaman ayırabilen, davranışlarıyla
ilgilenebilen, eğitimini sevgiye dayalı olarak verebilen, en önemlisi,
çocuğunun tüm davranışları karşısında, sinirine hâkim olup, sabır gösterebilen,
hem dünyada, hem ahrette, amacına ulaşmış olur.