Çocuklarımız tehlike çemberinde

Abone Ol

Çocuklarımıza sadece meslek edindirmekle yetinemeyiz.

Bunun yanında yaşanabilir adil ve kardeşane bir dünya bırakmanın sorumluluğunu

taşımalı ve siyasi, ictimai, ailevi ferdi eğitimde ahlaki ilkeleri merkeze

almalıyız

Bir toplumda, yoğun ahlaki erozyon yaşanıyor ve çocuklar

taciz edilip öldürülüyorsa o toplumdan erdemli, onurlu ve geleceğe ışık tutacak

sağlıklı bir neslin ortaya çıkmasını bekleyemeyiz.

Eğitim seminerlerimde anneler ekrana bakamıyoruz hemen

her gün bir çocuk tecavüze uğrayıp öldürülüyor biz çocuklarımız nasıl

koruyacağınız diye soruyorlar. Son günlerde ardı sıra gelen çocuk tacizleri

cinayetler ve pedofili hastalarının artması anne babaların endişelerini

arttırıyor. Bu konuda ferdi olarak alınabilecek önlemler çoğu zaman yetersiz

kalıyor. Fakat zihnimi meşgul eden ve beni çok uzaklara götürün şu soruyu

sormadan edemiyorum. O canileri biz anne babalar yetiştirmiyor muyuz Peki,

nerede hata yapıyoruz Anne babaların bu soruları kendilerine sormaları ve öz

eleştiri yapmaları gerekmektedir.

Çocuklarımızın hangi okulu okumaları hangi mesleği

edinmeleri ve ne kadar para kazanmaları gerektiği konusunda azami hassasiyet

gösterirken, onlara nezih ve yaşanabilir bir dünya bırakmanın ehemmiyetini

kavramadık. Bunun sonucunda çocuklarımız evimizde, sokağımızda, okullarımızda

ve hayatın her alanında kötü emellerin esiri olmaya ve tehlike cemlerinin

içinde yürümeye devam ettiler. Bundan ne yazık ki hepimiz sorumluyuz.

Yaşlı, genç, çocuk hepimiz bu tehlike çemberinin içinde

yaşıyoruz. Evlerimizin kapısına güvenlik kameraları takıyoruz, pencerelerimize

demirden zırhlar koyuyor, yaşadığımız mekânın dört bir tarafını duvarlarla

çevirip korunmaya çalışıyoruz. En yakınımızdan en uzağımızdaki kişiye kadar

herkesten korkuyor ve kendimizi güvende hissedemiyoruz.

Çocuğumuzu okula ya da fırına gönderiyoruz, evimizin

bahçesine bırakıyoruz mahallenin yaşlısı tarafından kandırılıyor cinsel

istismara uğruyor ve öldürüyor. Adam eş, adam baba, adam komşu, adam aramızdan

biri ama adam bir cani. Onunla yolda karşılaşabilir, adres sorabilir, selam

verebilir aynı ortamda bulunabilir, aynı masada yemek yiyebiliriz. Onunla aynı

toprak parçasında yaşıyor ve aynı havayı soluyoruz. Fakat içinde beslediği

hasta ruhunu görmemiz mümkün olmuyor. Sayıları her geçen gün artan bu insanlar

aramızda gezmeye ve tehlike saçmaya devam ediyorlar. İnsanlar susuyor, hukuki

düzenlemeler bu canileri caydırmaya yetmiyor ve çocuklarımızın katilleri

aramızda dolaşıyor. Ama kimse bir şey yapamıyor.