Gündem

Çocuklarda ve erişkinlerde bağlanma

Çocuklarda ve erişkinlerde bağlanma

Abone Ol

Çocuk doğduğunda ilk teması anne ile kurar. Anne onun tüm yaşamı boyunca yanında yakınında ve çevresindedir. Annenin rolü büyüktür ve adeta çocuğun dış dünya ile kurduğu ilişkilerde bir köprü gibidir.

Özellikle 0-3 yaş arasında anne ile çocuk arasında güvenli bir bağlanma ilişkisinin sağlanmış olması gerekir. Güvenli bağlanma durumunda anne ihtiyacı olduğunda çocuğun yanında yer alır ve ihtiyacını giderir. Yani çocuğun yardım sinyaline annenin tutarlı ve dengeli bir şekilde cevap vermesi gerekir. Bu ilişki sağlandığında bebekle anne arasında olması gereken temel bir yakınlık duygusu oluşur ve bebek ihtiyaç hissettiğinde annenin bu ihtiyacı gidereceğine inanır. Güvenli bağlanma çocuğun yaşadığı korku endişe ve tehlike durumunda bir tür sığınak görevi görür. Annenin sağladığı bu güven çemberi, çoğun dünya ile kuracağı ilişkiyi de etkiler. Yani çocuk anneden ayrışmaya başladığında bir miktar kaygı yaşar ve kendini kötü hisseder ancak anneden aldığı güvenle kendi kendine yeterli olmayı öğrenir. Aksi durumda ise, çocuk kabuğuna çekilir, yalnızlaşır ve terk edilme endişesine kapılır.

ÇOCUĞUN DÜNYASI

Çocuk anneyle sağlıklı bir bağlanma gerçekleştirememişse, korku ve tedirginlik yaşar. İhtiyacı olduğunda annenin yanında yer alacağına inanmaz, çaresiz kalır. Çocğun yaşadığı bu güvensizlik durumu onun dünya ile ilişkilerini de etkiler. Çocuk büyüdüğünde insanlarla ilişkilerinden çekingen ve kuşkucudur, terk edilmekten korkar ve sosyal ilişkilerden alabildiğince uzak durmaya çalışır. Bu onun ileriki yaşamını da etkiler. İnsanlarla ve dünya ile güven ilişkisi kuramayan kişi, gerek iş yaşamında olsun gerek evlilik hayatında olsun sürekli tedirgindir. Eşinin kendisini terk edeceğini düşünür, insanlardan zarar göreceğine inanır. Çünkü kimse onun ihtiyacı olan sevgi ve ilgiyi ona vermemiştir. Bütün bunlar kişinin kabuğuna çekilmesine ve yalnızlaşmasına neden olur.

2 ile 7 yaş arasında anne ile sağlıklı bağlanmanın gerçekleşmesi, çocuğun ileriki yaşamında sağlıklı ilişkiler kurması için önemlidir.

0-2 aylarda anne çocuğun birinci derecede bağlandığı kişidir. İkinci aydan itibaren bebek hayatında diğer insanların da varlığını fark eder ve onlara da yakınlık duyar.

7. aydan itibaren bekte annenin yokluğuna bağlı olarak ayrılık ve yabancı kaygısı görülmeye başlar. Böyle dönemlerde annenin herhangi bir mazarete bağlı olarak uzun süre bebekten ayrı kalması bebeğin ayrılık kaygısına neden olabilir.

Annenin çalışması durumunda bebek kendisine bakan kişiye bağlanır. Aile bu kişinin şefkatli ve sevecen biri olmasına önem vermelidir.

TEPKİSEL BAĞLANMA

Anne ile bebek arasında güven ilişkisi kurulamadığında ve çocuk anneyle sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremediğinde, tepkisel bağlanma oluşur. Beş yaşından önce bu yapılanmanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi gerekir. Aksi durumda çocuğun hayatında bazı sorunlar ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerinden ilgi ve destek görmeyen suistimal edilen ya da ebeveyni vefat eden çocukların gelişimlerinde çeşitli sorunların olabileceğini ifade ediyorlar. Buna tepkisel bağlanma da eklendiğinde çocukta şu sorunlar görülüyor.

İnsanlarla ilişkilerinde sorun vardır ve genellikle içe kapanıktırlar.

Dürtü kontrolü zayıf olduğundan suça eğilim gösterirler

Empati yetenekleri gelişmediğinden arkadaşlarıyla uyum sağlamakta zorlanırlar

Dil gelişiminde sorunlar görülebilir ve konuşma bozukluğu gösterebilirler

Dikkat eksikliği görülebilir bir şeye odaklanmakta güçlük çekerler

Arkadaş seçiminde sıkıntı yaşarlar, kendilerine ilgi gösteren kimselere hemen bağlanırlar

Yoğun kaygı ve depresyon ve yeme bozuklukları, konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlar görülür.

Yalan söyle, çalma gibi davranış bozukluğuna rastlanabilir

Saldırganlık gösterebilirler ve küçük bir şeyde tepki verirler

Duygularını açmakta ve kendilerini ifade etmekte güçlük çekerler.

ANNEDEN MAHRUM OLMAK

Çocuklar anne mahrumiyetine iki türlü tepki veriyorlar. Birinci gruptakiler, çevrelerinde gördükleri insanlara güvenmekte zorlanırlar. Hiç kimsenin kendileriyle ilgilenemeyeceğine ve destek olamayacağına inanırlar. Bu da çocukların hayatında çelişkili tepkilere aşırı korku ve endişe haline sosyal ilişki kurmakta zorlanmaya neden olabilir. Bu çocuklar içlerine kapanırlar, yalnızlaşırlar ve kabuklarında kalmayı tercih ederler. İkinci gruptakiler ise, bu açlığı giderebilecekleri bir nesne ararlar. Kendilerine ilgi gösteren kişiye hemen bağlanırlar ve bu kişilere aşırı saplanırlar. Sürekli kaybetme, terk edilme korkusu yaşayan bu çocuklar bir süre sonra yorgun ve bitkin düşerler.