Enürezis 5 yaşından sonra tekrarlayıcı olarak istem dışı alt ıslatmaya verilen addır. Çocuklar genellikle, 2-3 yaşlarında çiş öğrenmeye başlarlar ya da tamamlarlar. Kimi çocuk hem gece hem de gündüz mesane kontrolünü öğrenirken bazı çocuklarda gece kontrolü 3,5-4 yaşı bulabilir.
Çocukların normal gelişim içerisinde gece ve gündüz kontrolünü kazandığı, biyolojik olarak olgunluğa erdiği 5 yaşından sonra tekrarlayıcı olarak istem dışı altını ıslatma sorunudur.
Problem ne zaman oluşur?
Enürezis tanısı konması için çocuğun, 4 yaşını doldurduktan sonra yatağına ya da üzerine tekrarlayıcı olarak idrar kaçırması ve de bu davranışın 3 ay süre ile haftada 2 kere altını ıslatması durumunda veya okul ya da sosyal yaşantının içerisinde işlevselliğin bozulması durumunda olması gerekir.
Uzmanlar, uykuda kaçırılan idrara Nokturnal enürezi, çocuk uyanıkken kaçırdığı idrar ise Diürnal enürezis adını vermektedirler. Bu durum gece ıslatanlar grubuna erkek çocuklarda daha fazla rastlanmaktadır. Gündüz kaçırmada kız çocuklarında daha sık örülmektedir. Uzmanlar alt ıslatma sorununun erkek çocuklarının kız çocuklarına oranla daha sık görüldüğünü söylemektedirler.
Yanlış eğitime dikkat!
Alt ıslatma sorununun genelde yanlış tuvalet eğitiminin verilmesinden de ya da sinir-kas kontrolünün gecikmesinden de kaynaklandığı belirtilmektedir. Bazı alt ıslatmalarda bir tepkinin oluşmasından sonrada ortaya çıkabilir. Çocuk çiş öğreniminden bir sene sonra gerileme yaşayabilir. Buna da ikincil enürezis denilmektedir. Yüzdelik olarak hesaplandığında görülme sıklığı 20-25‘tir. Bir kardeşin doğması buna etken olabilmektedir. Aile düzenindeki önemli değişiklikler, ailede ölümler, ayrılıklar, boşanma, geçimsizlikler, hastalıklar ya da okulda başarısızlıklar gibi psikososyal etkenler özellikle ikincil enirezisin nedenleri arasında sayılabilir.
Tuvalet eğitimine doğru zamanda başlayın!
Enürezis görülmesinin başlıca nedenlerinden biri de yanlış zamanda tuvalet eğitimine başlanmasıdır. Her çocuk farklı zamanda tuvalet eğitimine hazırdır. Çocuk hazır olmadığı zamanda tuvalet eğitimine başlanmış ve katı bir tutum içerisinde tuvalet eğitimi verilmişse ve anne- babanın uygunsuz tutumlarından dolayı da alt ıslatma sorunu yaşanmaktadır.
Uzmanlar çocukta fiziksel bir hastalık olmamasına rağmen, soğuk, ağırlık kaldırma, fazla bedensel hareketler ile ilgi çekme isteğiyle alt ıslatma sorunun görülebileceğini vurguluyor. Anne ve babalardan, çocuklarına hoşgörülü yaklaşılmaları konusunda uyarılarda bulunuyor. Çocuğun altını ıslattığını kimsenin yanında çocuğu rencide olunacağından dolayı asla söylenilmemeli ve dalga geçilmesine de izin verilmemelidir.
Ebeveyn davranışları nasıl olmalı?
Çocuğa; tek yatırılarak, üstünün başının da kendisinin temizlemesine izin verilerek öz güveninin kazanmasında yardımcı olunmalıdır. Anne ve baba bu durumun bir hastalık olduğunu bilmeli ve çocuğa ona göre davranmalıdır. Çocuk asla dövülmemeli ve kendisine bağırılmamalıdır. Hor görülmemeli, ceza veya tehditle korkutulmamalıdır. Bu durumlar ileriki yaşlarda çocuklarda davranış bozukluğu görülmesine neden olmaktadır. Uzmanlar alt ıslatma sorunu yaşayan çocukların uykularının ağır olduğunu belirtiyor.
Çocuk eğer gece tuvalete kaldırılacaksa, uyandırılarak eli yüzü yıkanıp öyle tuvaletini yaptırılmalı. Yoksa çocuk uykuda çiş yapmayı öğrenir. Bu tür çocuklar uykuya daldıktan sonra 1-2 saat sonra altını ıslatırlar. Bu durum göz önünde tutularak çocuklar takip edilmelidir. Çocuklara 17.00-18.00 saatleri arasından sonra sulu gıdaları sınırlı vermek gerekir. Sabah uyandığında çocuk kuru kalkmışsa eğer sarılıp öperek ödüllendirilmedir.
Altını ıslatan çocuklara altını ıslatıyor diye kesinlikle bez bağlanmamalıdır. Çocuk altının bağlı olduğuna güvenerek altını ıslatabilir. Çocuk alt ıslatması ileriki yaşlara kadar devam ediyorsa bir uzman psikolog tarafından mutlaka yardım alınmalı ne yapılması hususunda bilgilenmeli ve çocuğa o şekilde tedavi başlanılmalıdır. Şifalı bitkilerle de alt ıslatma sorununa iyi gelecek kürler bulunuyor. Profesör Doktor İbrahim Saraçoğlu, gece altını ıslatan çocuklar için bitkisel çözüm olarak sarı kantaron kürünü öneriyor.
Bitkisel tedavi de mümkün!
9-10 yaşına gelmesine rağmen altını ıslatmaya devam eden çocuklar için kantaron ( sarı kantaron da olur) kürü çok iyi gelecektir.
2 çay kaşığı kadar taze kantaron 1 su bardağı su içerisinde ufalanır ve 5 dakika kadar kaynatılarak demlenir. Günde öğleden sonra olmak şartıyla 1 defa içilir. Hazırladığınız sarı kantaron kürü içerisine tatlandırıcı katmamalısınız. Bu kürün 15 gün hiç ara verilmeden yapılması öneriliyor.
Şifalı bir bitki: Sarı kantaron
Sarı Kantaron Otu (Hypericum perforatum): Kuru topraklarda yol kenarlarında yetişen, parlak sarı renkte çiçekler açan ve 1 metreye kadar boylanabilen otsu bir bitkidir. Kılıç otu, kanotu, binbirdelik otu, yaraotu adları ile de bilinir. Uçucu yağ, pektin, kolin, tanen ve acı maddeler içerir.
Faydalarını sıralayacak olursak eğer, İştahı açar. Göğsü yumuşatır ve öksürüğü keser. Sinirleri yatıştırır ve hafif uyku vericidir. İdrar ve balgam söktürür. Böbrek ve idrar yolu hastalıklarında faydalı bir bitki olan Sarı kantaron, böbrek ve mesanedeki taşları eritmeye yardımcı olur. Ülser ve gastrit şikâyetlerinde iyileşmeyi hızlandırır. Bağırsak solucanlarını düşürmeye yardımcı olur. Özellikle, hafif ve orta şiddetli depresyon şikâyeti olanlar için oldukça faydalıdır.
Sarı Kantaron otu nasıl kullanılır?
Toprak üstünde kalan kısımları kurutularak kaynatılmak suretiyle veya yaş ya da kuru olarak zeytinyağında 2 hafta kadar bekletilerek kullanılır. Zeytinyağı ile merhem haline getirilerek yaralara sürülürse yara bölgesindeki mikropları öldürür ve iyileşmeyi hızlandırır. Sarı kantaron, kaynatılıp çay gibi içilebilir. Sarı kantaron çayı, düzenli olarak kullanıldığında sıkıntı ve stresi giderici etkisi ile hafif depresyonlarda, çocuklarda gece korkusu ve altını ıslatmalarda faydalı olur. İz kalmış yaraların deformasyonunu gidermede de oldukça etkilidir.