Sevgili arkadaşlar, bu günden itibaren haftada bir, sizlerle bu sayfada birlikte olacağız. Bu köşemizde hem merak ettiğiniz birçok konuyu dile getirmeye çalışacağız hem de eğlendirmeye çalışacağız. Çizgi, bilmece-bulmaca, şiir, fıkra... Bu konuda sayfamıza katkıda bulunmak isteyen arkadaşlarımız olursa, internet veya posta yoluyla bize çalışmalarını gönderebilirler. İstiyoruz ki, yazı yeteneğiniz gelişsin. İstiyoruz ki, çizim yeteneğiniz gelişsin. Gönderdiğiniz çalışmalarınız olursa muhakkak adınızı ve soyadınızı yazın, fotoğrafınızı da gönderin olur mu? Şimdilik, gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah‘a emanet olun diyorum.
Zehirli domatesler, kirazlar, biberler gümrük kapılarından dönüyor. Fındıklar, patlıcanlar, salatalıklar, çilekler... Türkiye‘de iç piyasaya ucuzluyor, halk zaten ucuz mala hücum ediyor.
Son olarak Rusya, "Sebzeleriniz zehirli" diyerek ihraç ettiğimiz gıdaları iade etti. Bu korkunç olaya en büyük tepkiyi gösteren ise Lösemili Çocuklar Vakfı oldu.
Sebze, meyve ile birlikte ne yiyor, tabii ki tarım ilacın kalıntılarını. Yıkamakla veya sirkeli su ile geçer mi? Hayır. İçine girmiş, özünü bozmuş olan tarım ilaçları vücudumuza alınınca, mide ve kolon ile temas ediyor ve mide, kolon kanserine yakalanıyor.
İnce barsaktan emilerek kan yoluyla tüm vücuda yayılıyor. Kromozomlarda genetik hasara yol açıyorlar, kemik iliğindeki kök hücreleri zedeliyorlar. Başta lösemi ve lenfoma olmak üzere meme, akciğer vb. kansere sebep oluyor.
İnsanlar bir kere yemekle kanser olur mu? İşte ben yiyorum bir şey olmuyor gibi komik sözlerle kanserojen maddeler vücudu terk etmiyor. Genetik değişikliklere yol açıyorlar. Ortaya çıkış zamanı dozu ve kişiye göre değişiyor.
Bundan en çok kimler zarar görüyor? Tabii ki, küçük çocuklar ve 65 yaşın üzerindeki büyükler. Onlardaki toksit etkiler çok daha çabuk ortaya çıkar.
Hatta anne karnındaki bebekler en küçük dozdan bile etkilenir.Düşükler, parmak, organ anormallikleri, prematüre doğumlar maalesef kansere davetiye çıkarıyor.
Unutulmalalı ki, bu tarım ilaçları masum değil. Dozunda kullanılmazsa çok tehlikelir. Çünkü tarım ilaçları kimyasal bir maddedir. Doğrudan sulandırmadan bir tatlı kaşığı bile içilse, ölümcül bir özelliği sahip olur.
Çocuklarımıza zehirli gıda yedirmeyelim. Onların hayatını kendi ellerimizle son vermeyelim. Mutluluk onların en temel hakkıdır.
Dinimi Öğreniyorum
Hz. İbrahim, Allah‘ı nasıl buldu?
İbrahim Peygamber henüz bir çocuktu. Etrafındaki insanların putlara taptıklarını görünce şaşırıyor hayretten hayrete düşüyor, üzülüyordu.
Hz. İbrahim küçücük haliyle Allah‘ı aramaya başlamıştı. Bir gece yalnız başına oturuyordu. Parlak bir yıldız gördü gökyüzünde. "Bu benim Rabbim olsa gerek" diye sevindi. Ne var ki, yıldız sabaha doğru kaybolup gitmiş, onu üzüntülere boğmuştu, "O zaman da bu benim Rabbim olamaz çünkü yok olup gidiyor" diyordu.
Ertesi gece gökyüzüne baktığı zaman ayın ışıklarını saçarak doğruğunu gördü, "Olsa olsa budur benim Rabbim" diyordu. Sevinmişti. Fakat sevinci uzun sürmedi. Çünkü o da parlak yıldız gibi batıp gidiyordu. "Yok olup gidenler Rabbim olamaz" diyordu.
Hz. İbrahim, Rabbini bulamayışın üzüntüsü içindeydi. Bir gece evin damı üzerinde bu düşüneler içerisinde uyuyakalmıştı.
Sabah olunca uyandı. Güneşin bütün parlaklığıyla doğduğunu gördü. İbrahim, "Tamam olsa olsa benim Rabbim bu olabilir" dedi. Sevincine diyecek yoktu. Fakat bu sevinci de uzun sürmedi. Çünkü akşam olunca o da batıp kaybolmuştu. İbrahim gerçeği işte o zaman bulmuş bir taraftan: "Yok olup gidenler benim Rabbim olamaz" derken, diğer taraftan da şöyle düşünmeşe başlamıştı, "Benim Rabbim ölümsüz bir Rab‘dir. Benim Rabbim yıldızı, ayı, güneşi, beni ve her şeyi yaratan bir Rab olabilir ancak. O her yerdedir. Benim O‘nu görmeye gücüm yetmez. Ama O her zaman bizi görmektedir."
Niçin kızarır ve morarırız?
*Kalp hiç durmadan çalışan bir tulumbaya benzer. Vücuttaki damarlardan toplanan kirli kan buraya gelir. Bir damarla akciğerlere gönderilir, orada temizlenir, vücudu dolaşıp kirlendikten sonra yeniden kalbe döner.
Çok hareket ettiğimiz zaman vücutta dolaşan kan daha çabuk kirlenir. Böylece kal daha hızlı çalışmak zorunda kalır. Akciğerler kirli kanı temizlemek için daha çok temiz hava isterler. Biz de sık sık soluk alırız. Kan dolaşımı hızlandığı zaman temizlenmiş kırmızı kan birden bire kılcal damarlara dolunca ellerimizde, yüzümüzde bir kırmızılık meydana gelir. Vücut kışışır ve damarlara kan daha çok yayılır.
Kan dolaşımı yavaşlar
Üşüdüğümüz zaman bunun aksine olara kan dolaşımı yavaşlar. Kılcak damarlarda kirli kan toplanır. Bu damarlar elde ve yüzde cildin üstüne çok yakın bulundukları için içlerinde biriken mor renkli kirli kan dışarıdan görünür.
Anadolu Oyunları
Kemik
Özellikle mehtaplı gecelerde oynana bu oyunda çocuklar iki gruba bölünürler. Gruplardan birisi "Ak koç", diğeri "Kara koç" adını alır.
Bir merkez belirlenir ve bir taş dikilir. Küçük beyaz bir kemik bulunur. Oyunculardan bir grup bu kemiği bir yere atar, ay ışığında her iki grup da bu kemiği aramaya koyulur. Kemiği önce bulan gruptan , örneğin Ak koç grubu bulduysa, "Ak koç, Kara koça bindiii" diye bağırır.
Ak koç grubuna dahil olanlar, kara koç grubundan kimi yakalarlarsa sırtına binerek kendilerini merkez taşa taşıtırlar. Yakalanmadan merkeze kadar koşanlar ise rakiplerini taşımaktan kurtulurlar. Oyun böylece sürüp gider.
Eyl el üstünde
Önce sayışma ile bir ebe seçilir. Ebe yüzüstü yere yatar diğerleri ellerini yumruk yaparak ebenin sırtında üst üste kule gibi koyarlar ve hep bir ağızdan:
"El el üstünde, el kemerin üstünde, Kimin eli en üstte?" diyerek ebeden hangi oyuncunun elinin en üstte olduğunu tahmin etmesini isterler.
Ebe çocuklardan birisinin adını söyler eğer söylediği kişinin eli en üstteyse o diğerinin yerine ebe olur ve oyun bu şekilde devam eder
Düşünce Köşesi
Elma
Bir elmanın olabilmesi için ne lazım?
Koskoca kainat lazım. Niçin mi? Çünkü elma dala, dal ağaca bağlıdır. Ama o ağacın da ağaç olabilmesi için toprağa, havaya suya ve güneşe ihtiyaç var. Toprak hava, su ve güneş olmadan elmayı nasıl yetiştireceğiz? Sonra bahar da şart. Demek ki, bir elmanın elma haline gelebilmesi için kainat lazım. Öyleyse güneşi, toprağa, havayı, suyu yaratamayan elmayı yaratamaz. Dünyayı döndüremeyen mevsimleri getiremeyen hiçbir güç elmayı yaratamaz. Bunu da Allah‘tan başka kimse yapamaz. Elma kainatın küçültülmüş bir şeklidir diyebiliriz. Yeryüzündeki elementler elmada da var. Sonra elma atomlardan meydana geliyor. Atomu tanırsınız. Ortada bir çekirdek, etrafında da toz bulutu halinde elektronlar var. Güneş sistemi de öyle değil mi? Ortada güneş, etrafında gezegenler. Adeta, güneş sistemi küçütülmüş, elmanın atomları olmuş. Elmanın atomları büyültülmüş güneş sistemi olmuş. Elmanın her bir atomuna koca kainatı küçültüp yerleştiren bir gün için ne zor olabilir? Bütün bunları yapan Yaratıcı, atomdan yıldızlara kadar her şeyin de Yaratıcısıdır.
Mini Test
Yüzölçümü bakımından ülkemizin en büyük ili olan Konya, aşağıdaki Avrupa ülkelerinden hangisinden daha geniştir?
a) Fransa
b) İsviçre
c) İtalya
OsmanlI devletinde devlet memurların yetiştirildiği okulun adı nedir?
a) Enderun
b) Mahalle mektebi
c) Medrese
Uhud Savaşı hicretin kaçıncı yılında yapılmıştır?
a) 1. yılında
b) 2. yılında
c) 3. yılında
"Bismillah her hayrın başıdır" sözü kime aittir?
a)Ali Ulvi Kurucu
b)Bediüzzaman Said Nursi
c)Ömer Nasuhi Bilmen