Çocuklar ve camiler: Dengeyi nasıl kuracağız?

Abone Ol

İslam şehirlerinde camiler her zaman merkezi bir konumda yer almıştır. Çünkü mimari, yaşama göre şekil alır; toplumun değerleri, sosyal hayatı ve ihtiyaçları mimariye yön verir. Geçmişte camiler, ibadetin yanı sıra ilim meclislerinin kurulduğu, insanların bir araya gelip istişare ettiği, toplumsal dayanışmanın sağlandığı merkezlerdi. Şehirlerin merkezinde camiler vardı ve hayat burada akardı. Bugünse Ramazan’dan Ramazan’a hayatımızın merkezinde var olabiliyorlar maalesef.

Camiler sadece namaz kılınan mekânlar değil, aynı zamanda birer eğitim ve sosyalleşme alanıdır. Bu nedenle çocukların camilerle erken yaşta tanışması, onların manevi kimliklerini geliştirmeleri açısından çok kıymetlidir. Son zamanlarda insanlarımızın da bu konuda epey duyarlı olduğunu görmekteyiz. Özellikle Ramazan’da olmamız hasebiyle cami cemaati ve camilerdeki çocuk sayısı arttı. Hatta bazı camilerde çocuklara özel uygulamalara şahit oluyoruz. Bu, mutluluk verici. Zira zamanında cami cemaatinin yanlış tutumları yüzünden bazı çocuklarımızın camiden, namazdan ve dinden soğuduğuna üzülerek şahit oluyorduk. Ancak her konuda olduğu gibi yine bu konuda da itidalli olamadığımızı görüyoruz.

Son günlerde medyaya da yansıyan görüntüler ve cami cemaatinin şikâyetlerinden anlaşılan o ki; çocuklar camiye alışsın diye cami adabına uymayacak hareketlerine göz yumulmakta, hatta bazı yerlerde camiler oyun parkuruna çevrilmekte. Bazı cami görevlileri, kapıya, "Çocuk sesinden rahatsız olan gelmesin" şeklinde notlar asmakta. Elbette çocukların camilere alışması için onlara hoşgörülü yaklaşmak gerekir. Ancak camiler oyun parkı değildir ve bu durumun dengeli bir şekilde ele alınması gerekir.

Çocuklarımızın camiye gelmesi bizler için mutluluk verici ancak burada itidalli davranılmadığını görüyoruz. Camilere oyun parkı muamelesi yapılıyor. Camilerde çocukların oyun oynayacağı alanlar oluşturuluyor ya da caminin içinde oyun oynamasına izin veriliyor. Küçük yaştaki bir çocuğun camiye alıştırılması, kendisini oraya getiren anne babasının ibadet ederken rahat edebilmesi için önemlidir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken hususlar söz konusu.

Özellikle bazı camilerde oluşturulan oyun alanlarını doğru bulmuyorum. Zaten modern yaşamın gerekleri yüzünden çocuklar belki de sadece Ramazan’dan Ramazan’a teravih vakitlerinde camiye gelebiliyorlar. Burada da sanki aileler AVM’ye alışverişe gitmiş de çocuklarını oyun parkına bırakmış gibi davranmamalılar. Bu ellerine çok az geçen fırsata, çocuklarını camiye ve cami adabına alıştırmak için bir imkân olarak bakmaları gerekiyor.

Her çocuğa aynı şekilde davranılmaz. Aksi takdirde kocaman gençlerin her yerde çocuk gibi davrandığına şahit oluyoruz. Peki ne yapmalıyız? Küçük yaşlardaki çocuklar oyun oynarken aileleri tarafından yaşına ve hazır bulunuşluğuna göre burada sessiz davranması gerektiği anlatılabilir, onun da caminin manevi atmosferinden zevk alması sağlanır. Çocuktur; huysuzlanabilir, yaramazlık yapabilir. Cemaat kızmak ve söylenmek yerine anne ve babaya yardımcı olmalı, çocuğa güler yüz ve tatlı dille yaklaşılmalı. Çocuğun yaşı büyüdükçe isterse kimseyi rahatsız etmeden oyun oynayabileceği alanlar tanınırken, namaz vakitlerinde güzellikle cemaate teşvik edilmeli. Zaten çocuk, cemaatle olmanın lezzetini tattıkça büyüklerini taklit edecektir.

Geçen hafta Ramazan'ın çocuklar için bir irade eğitimi olduğunu yazmıştım. Ancak biz Ramazan'ı o kadar ruhuna uygun yaşamıyoruz ki; çocuklar bu şuuru kazanamıyorlar. Örneğin, teravih namazına gelen bir grup çocuğun yaşlı bir adamın taburesini çekmesi sonucu adamın düşerek kalçasını kırdığını duyduk. Üstelik ambulansla hastaneye kaldırılırken bile çocukların gülmeye devam ettiği yansıdı kameralara. Anlaşılan o ki; çocuklar, yaptıklarının güzel bir şaka olduğunu sanıyorlar. Kimse onlara, empati yapmayı, şaka yaparken başkalarına zarar vermemeyi öğretmemiş. Çocuklar camiye böyle mi alışacak? Yoksa her türlü haytalığı yapabilecekleri bir oyun parkuru mu sanacaklar?

Eskiden çocuklar, bizlerin katı tepkileri yüzünden camiden, namazdan, dinden nefret ederdi. Şimdi ise geliyorlar ama belki ortamın rahatlığını seviyorlar; camiyi, namazı, dini değil. Hatta ailelerin ve bizlerin yanlış tutumları yüzünden dinden, ahlaktan, vicdandan uzak şımarık bir nesil yetiştiriyoruz maalesef. Çocuklar; evde, sokakta, işte her türlü ahlaksızlığı yapan bizlerin camideki halinden etkilenmiyor maalesef. Tutarsız davranışlarımız onların kişiliklerine daha çok zarar veriyor. Çocuklar camiye alışsın derken kimsenin hayal ettiği bu değildi zannediyorum. Burada asıl mesele, dengeyi bulmak. Evet, çocukların camilerden uzaklaşmaması için onlara sevgiyle yaklaşmalıyız ama aynı zamanda cami adabını da öğretmeliyiz. Ama önce kendimize çekidüzen vermeliyiz.

Unutulmaması gereken şey; çocuklar öğrenmeye açıktır. Önemli olan bizim onlara nasıl yaklaştığımız, nasıl örnek olduğumuzdur. Umarım bir nesil daha bizim yanlış tutumlarımız yüzünden heba olup gitmez…