Çocuklar, sapıkların insafına kaldıysa yandık !..

Abone Ol

Her hayat elbette korunmaya değerdir, bir hayatının değerli olması  yaşı ve cinsiyeti ile ilgili olamaz... Ama, ben çocukların hayatının sokakta başı boş dolaşan sapıkların insafına bırakılmış olmasından ıstırap duyuyorum, acı çekiyorum... Bir çocuğun öldürüldüğü haberini aldığımda bunu yapanlara lanetler yağdırıyorum... O yavruyu korumakla görevli olanlara da görevlerini yapamamış oldukları için öfkeleniyorum... Bu arada insan hayatının kutsallığını ileri sürerek ülkemizde ölüm cezasının kaldırılması için uygun bir havanın oluşmasına zemin hazırlayanları, ölüm cezasının kaldırılmasına oy verenleri de son olaylar vesilesiyle yeni bir vicdan muhasebesine davet ediyorum... İnsan hayatına verdikleri değer(!) sebebiyle çocuklarımızın hayatının nasıl değersiz hale getirildiğini, canilerin insafına terk edildiklerini yeniden düşünmelerini istiyorum. İdam cezasının kaldırılması bir sapığın hayatını bağışlarken masum bir yavrunun hayatının tehlikeye atıldığını, sapıklar mükafatlandırılırken masumların cezalandırılmasının yolunun açılıp açılmadığının yeniden düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.

Son günlerin peşpeşe gelen iki olayını bu vesileyle istemeye istemeye hatırlatmak istiyorum..

İlk haber 11 yaşındaki bir kız çocuğunun tecavüz edildikten sonra 72 yerinden tornavida ile vurularak öldürüldüğü biçimindeydi... Haberi duyar duymaz tüm dünya başıma yıkıldı... Bir insan nasıl oluyor da bir çocuğa hem tecavüz ediyor hem de elindeki tornavidayı o küçücük bedene 72 kere saplayabiliyor... Bunu yapana insan diyebilir miyiz Bir insan bunu nasıl yapabilir

İkinci haber ise Konya dan geliyordu... Beş yıl ara ile iki kız çocuğuna tecavüz eden bir kişi  bu iki yavruyu da önce öldürüyor sonra da  yakarak çöplüğe gömüyor...

Bu olayları nitelendirecek kelime bulamıyorum... Vahşet demek bile olayın vehameti karşısında hafif kalıyor.

Her insanın beş temel hakkı vardır bunların ikisi can ve namusun korunması haklarıdır... Bu haklar bir ülkede korunamıyorsa o ülkede devlet adını verdiğimiz yapılanmanın doğru dürüst işlemediğini düşünmek zorunda kalırız... İnsanının can ve namusunu koruyamayan bir devlet başka neyi koruyacaktır... Zaten bu ülkede çoktan beri mal emniyeti de kalmadı... Hırsızlar gece yatak odalarımıza kadar giriyorlar, yolda kapkaçcılardan emin yürümek mümkün değil... Eğer bir kapkaççının saldırısına maruz kalacak olursak çantamızı korumaya çalışıp canımızdan olmaktansa çantamızı kapkaççıya teslim etmekten başka yapacak birşeyin kalmadığı bir ülkede yaşıyoruz.

Elbette işlenen suçlara karşı tek başına cezaların atırılması yeterli olmaz... Toplumu suçlu üreten bir durumdan kurtarmak öncelikli olarak yapılması gereken iştir. İnsanı açlığa mahkum etmeyeceğiz ki hırsızın bir mazereti kalmasın... Ancak, son yıllarda AB ye uyum adı altında yapılan tüm düzenlemelerin masumların mal, can ve namus emniyetini tehlikeye düşürdüğünü buna karşılık suçluları ve canrileri koruduğunu söylemek yanlış olmaz sanıyorum.

Bunun için diyorum ki, devlet yaptığı yeni yasal düzenlemelerde kendini korumak için gösterdiği titizliği vatandaşının korunmasında da göstermek durumundadır. Devletin korunmasına gösterilen titizlik vatandaşın korunmasına gösterilmiyorsa o ülkede bir çarpıklık ve yanlışlık var demektir ve böyle bir ülkede hiçbir zaman huzuru, saadeti ve refahı yakalamanız mümkün olmaz.