Çocuk ve karınca

Abone Ol

Çocuk karıncaya bastığını ancak fark edebilmişti. Olduğu

yerde durdu, minik elleriyle dokundu karıncaya, sonra avucunun içine aldı onu

canını yaktığım için özür dilerim diye fısıldadı. Sonra bir ağacın altına

getirdi ve bıraktı karıncayı. Arkasını dönüp giderken, bir yıl önce geçirdiği

kazayı hatırladı. Arkadaşıyla oynarken bir araç hızla gelmiş ve bisikletiyle

birlikte onu alıp sürüklemişti. Bir ayağı kırılmış acılar içinde hastaneye

götürülmüştü. Çocuk kendisine çarpan adama büyük bir öfke beslemiş ve onu bir

kâğıda çizerek üzerine sen kötü adamsın yazmıştı. O gün kendisini koskoca

aracın önünde savrulan küçük bir yaprak gibi hissetmiş ve çok dua etmişti. İki

duvar arasında kaldığında tutunacak bir dal aramış ve etraftaki insanlar gelinceye

kadar o vaziyette kalmıştı. Çocuk o gün çaresizliği bütün hücrelerinde

hissetmişti. Sanki bir devin ayaklarının altında sıkışıp kalmıştı. Fakat sonra

o adamı affetti. Bir insan hata yapabilir, affetmek büyük bir erdemdir dedi

büyükanne. Çocuk affettiğinde bunun kendisine kazanç olarak dönebileceğini

öğrenince çok mutlu oldu ve odasına geçip o adamı elindeki kağıda bir kez daha

çizdi ve üzerine seni affettim yazdım.

Çocuk kaza anını yeniden yaşar gibi oldu. Olduğu yerde

uzun süre bekledi ve geri dönüp güçlükle yürümeye çalışan karıncaya baktı. Kaza

günü hissettiği acıyı yeniden hissetti, fakat bu kez suçlu kendisiydi. O yüzden

mahcuptu, acaba karıncadan bir kez daha özür dilesem beni affeder mi diye

düşündü. Sonra eğildi toprağa senden özür dilerim, bilerek yapmadım, hakkını

helal et dedi. Çocuk oradan ayrıldığında aklı hâlâ karıncadaydı. Acaba

yürümeye devam edebilmiş miydi Yaşayabilecek miydi Minik bedeni daha hangi

darbelere maruz kalacaktı

KISSADAN HİSSE

Kanuni Sultan Süleyman Topkapı sarayının etrafındaki

meyve ağaçlarına zarar veren karıncaları görünce zamanın şeyhülislamı Ebussud

Efendiye şöyle bir soru sormuş: Dırahtı ger sarmış olsa karınca. Zarar var mı

karıncayı kırınca Ebussud efendinin cevabı ise şöyle olmuştur: Yarın hakkın

huzuruna varınca Süleyman dan alır hakkını karınca

Allah ın adaleti yeryüzünde hayat bulan bütün canlıları

kuşatmakta ve onları koruma altına almaktadır. O yüzden sadece insanların değil

bizimle aynı ortamda yaşayan diğer canlıların da haklarını korumak zorundayız.