Bizim oralarda yeni doğan çocuğu kucağına alan kadın veya
erkek, ciğerlerini şişirecek kadar çocuğun kokusunu içine çeker ve Cennet
Kokuyor der.
Bu güzel söz de senedinde bütün raviler sağlam iken bir
tek ravinin zayıf olması nedeniyle Zayıf kabul edilen: Çocuk kokusu, Cennet
kokusundandır hadisi şerifinden dilimize geçmiştir. (Taberani, Mu cemü Sağır,
Hadis no 23, Beyhaki, Şuab ül İman, hadis no 10550)
Gerçekten, dünyada olmayan kokuyu alırsınız.
Ama ilk kokladığınız andan itibaren çocuk da sizi
koklamış oluyor.
Biz, çocuğa nasıl kokarız bilemiyoruz.
Dünyamıza ait hiç bir kelime bilmeden gelen çocuğumuz
çevresinden gelen seslerle eğitimine başlar. Konuşamasa bile o, tertemiz
gönlüne bizden gelen temiz veya kirli kelimeleri kaydetmeye devam eder.
İleride çocuk büyüdüğünde ondan duyduğunuz iyi veya kötü
kelimeler, bizim onlara öğrettiğimiz kelimelerdir.
Verdiğimizi alıyoruz.
Yatırımlarımızı harcıyoruz.
İçimize aldığımızı, ağzımızdan dışarı çıkarıyoruz.
Çocuğun hafızasına ektiğimiz kelimelerden meydana gelen
cümleleri onlardan dinliyoruz.
Çocuklar, bizim yankımız.
Onun için ana kucağında, baba ocağında, eğitim
kurumlarında, çarşıda, pazarda, basın-yayın kurumlarında sunduklarımızı bize
iade ediyorlar.
Onun için Sevgili Peygamberimiz, yeni doğan çocukların
kulağına ezan okumayı fiili olarak torunlarıyla başlatmış ve eğitimin bu
Kelime-i Tevhid çevresinde dönmesine işaret etmiş.
Rabbimin terbiyesinde yetişen Sevgili Peygamberimizin
hadislerinin fihristini müsteşriklerden bir topluluğun hazırladığı ve
Hollanda-Leiden şehrinde 1967 baskılı, Yedi ciltlik
Concordance/el-Mu cem ül-müfehres li Elfaz ıl-Hadis hadis kitaplarından dokuz
tanesinin kelime fihristini vermektedir. Bu dokuz kitapta geçen kelimeleri
tahmini bir hesapla elli bine yakın buldum. Elimizdeki hadis kitaplarının
yalnız bu dokuz kitap olmadığını ehli bilir. Hatta bu fihriste alınmayan hadis
kitaplarındaki hadisler bu dokuz kitaptan fazladır. O hadis kitaplarında daha
ilave olarak kaç kelime çıkar bilmiyorum.
Ama şunu biliyoruz ki, Sevgili Peygamberimizin mübarek
ağzından kâfirlerin hiç birinin şahsını, ailesinin fertlerini rahatsız edecek
kaba, çirkin, iğrenç kelime duyulmamıştır.
Kendisi hakkında kâfirlerin söylediği sözleri Bana böyle
diyorlar diyerek tekrarlayıp o kötü kelimenin yayılmasına da katkıda
bulunmamış.
Bu edeb, bütün peygamberler için geçerlidir.
Bütün çağların en katı kâfiri Firavun a, Allah celle
celalüh, Hazreti Musa ile Hazreti Harun aleyhisselamları gönderirken Rabbimiz
ikisini de uyarmış:
Ona gidiniz ve en yumuşak kelimelerle konuşunuz
buyurmuş (TaHa süresi ayet 44)
Hepimiz. Sağcımız, solcumuz, Müslümanımız, kâfirimiz,
liberalimiz, faşistimiz, zenginimiz, fakirimiz, amirimiz, memurumuz,
dervişimiz, berduşumuz, hepimiz aynı dili öğrenerek büyüdük.
Bu nesle örnek olarak gösterilen batının şişirilmiş
büyüklerinin seçim esnasında birbirlerinin hakkında söylediklerini bugünlerde
Trump ve rakiplerinin ağzından duyuyoruz.
Örnekleri, Bush, Clinton, Trump, Putin... Olduğu için
kamera karşısında çirkin sözleri söylüyorlar, kamera arkasında Yok aslında
birbirimizden farkımız. Ama biz, filan partiliyiz der gibi davranıyorlar.
Ne olur, yukarda saydığım gruplarımızdan kâfir olanlarımız
Müslüman olsalar, diğerleri de örnek olarak Sevgili Peygamberimizi
alsalar.
Biraz sonra yine el sıkacağımız kişinin gönlünde onulmaz
dert saçan Dil Yarası açmasalar:
Rabbimiz buyurur:
İyilikle kötülük denk değildir. Sen kötülüğü en güzel
olanla defet. Bir de bakmışsın ki, seninle arasında düşmanlık olan kişi sanki
sıcacık bir dost oluvermiş. (Fussılet süresi ayet 34)