Çocukların iyi yetiştirilmesi ve iyi bir gelecek sağlanması
gerekir. Toplumsal kirlenmeler nedeniyle son yıllarda çocuklara yönelik
istismar giderek artıyor. Çocuklar her türlü bilinçli olarak yapılan fiili ve
sözlü olarak saldırılarla karşı karşıya kalıyorlar İstismarın nedenlerinde aile
ve çevre faktörü belirtilebilir. Çocuk istismarı; 18 yaşın altındaki çocuğun,
kendisinden sorumlu kişi ya da kurumlardan gelişimini her yönden zedeleyici
biçimde fiziksel, duygusal, cinsel ve zihnin zarar görmesi olarak
tanımlanmaktadır. Uzmanlara göre çocuk ihmali istismarın dışında tutulmalıdır.
Vicdanı sağlam bir insan çocuklara uygulanan kötü, utanç
verici muamelelere asla göz yumamaz. 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren
Çocuk Hakları Sözleşmesi ne göre; Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit
sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılmaktadır.
Ailelerin ve devletin çocuğa karşı yükümlülüklerini
yerine getirememesi, çocukların korunamaması sonucunda endişeli, problemli
çocuklar yetişiyor. Böylelikle de gelişimleri olumsuz etkileniyor. Hayatları
boyunca sağlıklı ilişkiler kurulamıyor. İstismara (ensest ilişki, cinsel,
fiziki - sözlü) uğrayan çocuklarda benlik duygusu olumsuz gelişiyor. Çocuğun
üzerinde oluşan olumsuz birtakım düşünceler sebebiyle kendisine de saygısı
kalmıyor. Mağduriyet kişiliğin olumsuz gelişmesine yol açıyor. İster istemez
çocuklar kendini suçların içinde buluyor. Suçtan etkilenen bazı çocuklarda
bunun daha ileri aşaması gerçekleşmiş oluyor.
Cinsel istismar istatistikleri endişe vericidir.
Cinsel istismara maruz kalan çocukların 40 ının 6-10 yaş
grubunda; dünyada çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken, Türkiye de bu
oran %10 ila %53 arasında olduğu açıklanmaktadır. Kız çocuklarının yüzde 25 i, erkek çocukların
ise yüzde 15 i cinsel istismara uğruyor. İstismarcıların yüzde 75 i evdeki aile
bireyleri olduğu belirtilmektedir. Ailelerin yüzde 40 ı çocuklarını fiziksel,
yüzde 72 si duygusal yönden istismar ediyor.
Çocukların sürekli baskıya maruz kalması, azarlanması,
hakarete uğraması, alaya alınması, dayakla cezalandırılması gibi durumlar
çocukları başka arayışlara itiyor. Baskı ve şiddet çocukları hırçın yapmakla
kalmıyor evden firarlara de sebep olabiliyor. Böylesi durumlar çocukların
zekâlarını da olumsuz olarak etkiliyor.
Çocuklar her şeyden önce eğitimli olmalılar. Aileler çocuk
yetiştirme konusunda bilinçli olmak durumundadırlar. Çocuklara yaklaşımda
eğitim ve ahlakın, insani değerlerin önemli bir payı olduğu unutulmamalıdır.
Küçük yaşta evliliğe maruz kalan çocuklar fiziki, cinsel,
duygusal her türlü istismara uğruyor
Gücü yetmediği için de bir nevi köle yerine konuluyor.
Çocukluğunu, ergenliğini yaşayamayan çocukların evlenmeleri ciddi sorunlarla
baş başa kalmalarını sağlıyor. Hazırlanan bir rapora göre ülkemizde kız
çocuklarına yönelik ihmal ve istismarın, kız çocuklarının ve genç kızların
cinsel bir nesne olarak görmeyi içeren tutumların belirginleşmesine ve sonuç
olarak bu durum çok sayıda çocuğun örselenmesine yol açtığı belirtiliyor.
Çocukların içine düştüğü olumsuzluklarda bir kültürün,
bir toplumun veya toplumsal kesimin bir kısmı normal görürken bir kısmı da
anormal görüyor.
Uzamanlar Türkiye de çocuk istismarının suç olmasına
rağmen çocuk ihmali suç teşkil etmez ya da tecavüz aşamasına gelmemiş, taciz
aşamasında kalmış eylemlere çok az ceza öngörüldüğünü belirtiyorlar. Çocuk
istismarında TCK nın suça öngördüğü yaptırımlar, suç ve ceza arasındaki dengeyi
kuramamakta, hukuk yetersiz kalmaktadır. İntihardan depresyona, kişilik
bozukluklarından yeme bozukluklarına ciddi sonuçları olan, mağduru hayat boyu
etkileyebileceği ileri sürülüyor.
Çocuk istismarında telaffuz edilen oranlar gerçek
vakaların çok altında olduğu ve birçok vakanın da kayıt altına alınmadığı
belirtiliyor.
Çocuklara ağır cezalar, yerli yersiz ayıplamalar bir yana
gerektiği değer verilmelidir. Unutulmamalıdır ki çocuklar yeni sürmüş bir filiz
gibidir. En ufak bir sarsıntıda zedelenir ve yara alabilirler. Aile değerleri
toplumsal yaranın üstünü örtmemelidir.
Çocuğa değer verdiği söylenen bu toplumda cinsel istismar
dâhil, çocuk istismarı toplumsal infiale neden olmaması çocuk hakları da dâhil
görmezlikten gelinmesiyle de alakalıdır.
Çocukların duygusal istismarında karşımıza hakaret,
aşağılama, kıyaslama, yüksek başarı beklentisi, aşırı sevgi, sözel şiddet,
ilgisizlik gibi nedenler geliyor. Çocuklar içine kapanır, kendini suçlayabilir,
utanır, okula gitmek istemez. Çocuklar ailesiyle iletişim kurup durumlarını
anlatmalıdırlar. Ancak çocuklar kendi durumlarını anlatmada ya zorlanırlar ya
da ceza nedeniyle korkup anlatamazlar. Bunun için aile çocuğa güven vermeli ve
çocuk da olur olmaz durumlarda cezalandırılmayacağını anlamalı ve
korkmamalıdır. Her yıl cinsel
istismardan dolayı 8 bin dava açıldığını devletin elinde kaç çocuğun taciz veya
tecavüze uğradığına ilişkin kayıtın olmadığını düşünüldüğünde konunun vahameti
ortaya çıkar.
Aile bireyleri, çocuklarında anne ve baba üzerinde
hakları olduğu unutulmamalıdır. Çocuklara Allah ın bir emaneti olarak bakılmalı
ve korunmaları sağlanmalıdır.