Yaşı fark etmiyor çocuğunuzun, bir öfke, bir şiddet, bir
kızgınlık! Bazı ailelerden gelen sorular üzerine bu konuya yazayım istedim
bugün. Çocukta şiddet davranışı ortaya çıkmasın diye neler yapabilirsiniz
Baba, anneye bağırıyorsa; anne, köşelerde ağlıyorsa
Anne, çocuğuna kızıyorsa; hızını alamayıp dövüyorsa
Dede, ananeyi her seferinde tansiyon krizine sokuyorsa,
sofradaki tuz eksik diye kıyameti koparıyorsa
Mağazalara girildiğinde, istekleri yerine getirilmeyen
çocuk, rezalet çıkmasın adı altında eninde sonunda amacına ulaşıyorsa
Evde izlenen filmlerde, sorun çözme yöntemi olarak hep
şiddet gözlemleniyorsa
Sokaktaki amcalar, yol üstünlüğü veya park önceliği için,
kulakları tıkamamız gereken türden küfürler savuruyorsa
En doğal davranışlar, öfkeyle karşılanıp, üzerine şiddete
maruz kalıyorsa
Yere düşen bez parçası Allah kahretsin yaa, ne düşüp
duruyorsun gibi ilginç ifadelerle tekmelenerek ayakla yerden alınmaya
çalışılıyorsa
Temizlenen evin doğal yollardan yeniden kirlenmesinin
bedeli, çocuğun darp görmesi olarak kendisine dönüyorsa
İki kardeş kavga ederken, onları ayırmanın yegâne yolu
her ikisine de şiddet uygulayıp, ağır hakaretlerle odaya kilitlemek oluyorsa
Aşılabilir en ufak zorluklarda, yetişkinlerin asılan
suratları, ağızlarından çıkan çirkin sözler, gözlerinden fırlayan şimşek
bakışlar çevreyi kuşatıyorsa
Konuşarak sorun çözülebileceğinin, doğru anlarda doğru
tavrı koymanın her zorluğun üstesinden gelebileceğine dair şirin hayatlar
azalmaya başlamışsa
Nereden öğrenecek bu çocuk şiddetten uzak yaşamayı..
Anne-babanın arasında güven sevgi dolu bir yaşantı olmalı
ki çocuk önce ailede görsün sevgi dilini. Merhameti, güler yüzü, birbirine
bakarak mutlu olmanın ne demek olduğunu. Kırılan ümitlerin, olası sorunların
çözüm noktası olmalıdır ilişki nin kendisi.
Hayat bu! Her türlü zorluğu olacak illa ki, ama biz el
ele verirsek hepsinin üstesinden geliriz. anlamına gelen davranışlar hâkimse
evinizde, çocuğunuzun şiddete başvurmasına fırsat olmaz.
Çocuk, şartlar ne olursa olsun kendilerini güvende
hissetmek ister
Kendisini güvende hissedebilmesi ve diğerlerine
güvenebilmesi için, her çocuğun anne-babasıyla ya da bir yetişkinle güçlü,
sevecen bir ilişki, bir bağ kurabilmesi gerekir.
Psikolojik destek çalışması yaparken en çok buna dikkat
ediyorum. Yani şiddet ve öfke sorunuyla getirilen çocukla mutlaka karşılıklı
güven ve sevgi odaklı bir ilişki kurmaya çalışıyorum. Bazen öyle oluyor ki ilk
bir kaç seansı sırf onun güvenini kazanacağım, benimle senkronize olabileceği
ortama çeviriyorum. Onunla oyunlar oynuyorum, yaşına uygun sohbetler yapıyorum.
Seansta birlikte eğleniyoruz. Ondan çok ben keyif almaya çalışıyorum ki; benim
huzurlu ve mutlu halim onu kuşatsın. Kendisini, yanımda güvende hissetsin.
Odadaki bu abla onu seviyor, onu anlıyor, onun elinden tutacak, bilsin!
Kendisine sevgi ve ilgi gösteren bir yetişkinle böyle bir
bağ kuramayan çocuğun, düşmanlık duyguları içinde gelişmesi ve sorunlu bir genç
olma ihtimali kaçınılmazdır. Bebekliğinden itibaren sağlıklı ilişki kurulmuş
çocukların, yetişkin hayatlarında sorunlu/problemli kişi olma ihtimalleri çok
düşüktür.
(Yazının devamı Perşembe günü)
Anne baba arasında sevgi olmayabilir
Günümüz aile yapısında çok karşılaşıyorum ben. Sizler de
bilirsiniz, hatta belki en yakınlarınızdaki insanlarda vardır, şahitsiniz. Evli
kişiler birbirini sevmiyor. Sevdiğini zannediyor; ama bence yeterince sevmiyor.
Hatta çoğu evli çift, birbirine soğuk ve uzak olduğunu kabul ederek aynı evde
yaşıyor.
Çiftlerin uzak ve yabancı olmaları ayrı bir sorun o
konuya hiç girmeyeyim, bir de cahillerse işler fena. Çünkü sevgi olmasa bile
davranış kontrolünün olduğu, kadın ve erkeğin birbirine ortalama normal
davranışlar sergilediği ailede büyüyen çocuk şiddete başvurmaz.
Bunun tam tersi aileler de var. Güya kadın ve erkek
birbirini çok seviyor, inanılmaz âşık, ama sürekli kavga ediyor. Haftanın
belirli günlerinde kavga etmek, hiçbir şey yok gibi tekrar barışmak onlar için
nefes almak gibi doğal hale gelmiş sayılıyor. Bu tip ailelerde de çocuk
dengesizleşir tahmin edeceğiniz gibi.
Şiddetin az olması ve öfkenin çocuğunuz için tek yol
olmaması için ilk kural; evde birbirinize olan davranışlarınız ve çocuğunuza
karşı geliştirdiğiniz davranışlarınızın tutarlı olması.
İki gün moralim iyi, keyfim yerinde çocuğa tahammüllü
davranıyorum; üç gün sonra stresliyim ve hırsımı çocuktan çıkarıyorum
tarzındaki dengesiz davranışlar, evladınızın kafasını karıştırır. Olaylara ve
sosyal yaşam kurallarına göre değil, sizin mevsimler gibi değişip duran
dengesiz ruh halinize göre davranmaya çalışır. Yani dengesizleşir!
Çocuğun sakin ve huzurlu olabilmesi, şiddete başvurmaması
için evde ılıman bir iklimin olması gerekir. Baştan da söylediğim gibi hayat
bu, illaki olumsuz dönemlerden geçeriz. Hatta bu olumsuz dönemler, aile
birbirine doğru şekilde tutunuyorsa, el ele verirlerse zorlukların üstesinden
nasıl gelinebileceği hakkında yaşamsal tecrübe olur. Çocuk görerek öğrenir.
Nerde nasıl davranılacağı hakkında pratik edinmiş olur. Demek ki kötü hayat
yok, dengesiz davranışlarımızla kötüleştirdiğimiz yaşamlar var.