Anne, arkadaşları ile birlikte çayını yudumlarken beş yaşındaki çocuğu sürekli eteğine yapışmakta ve “anne sıkıldım” diye mırıldanmaktadır. Anne ise her seferinde çocuğu elinin tersi ile ittirmekte ve “bıktım senden biraz git şuraya” diye uzaklaştırmaktadır. Çocuk yüzü asık vaziyette salona doğru ilerlemekte fakat az sonra tekrar gelip sıkıldığını belirtmektedir. Anne ise aynı tavırla çocuğu kendinden uzaklaştırmakta, bununla kalmayıp, “Senden adam olmaz, tıpkı hayırsız babana benziyorsun, bir rahat bırakmadın ki, çayımı içeyim” diye söylenmektedir.
Anne ayda bir toplandığı arkadaşları ile sohbet edip, içini dökmek isterken çocuk kendisi için hiç uygun olmayan bu ortama ayak uydurmaya çalışmakta fakat başarılı olamamaktadır. Anne sıkıldığını ifade edip kendisinden yardım isteyen çocuğuna yapmadık hakaret bırakmamakta ve onu kendinden uzaklaştırmaktadır.
Peki, birisi aynı ifadeleri anneye sarf etmiş olsaydı nasıl bir karşılıkta bulurdu Anne benliğine yönelen saldırılara karşı nasıl tepki verirdi Sanırım onurunun zedelendiğini düşünür ve en sert şekilde karşılık verirdi. Fakat anne hakaret ve tehdit içeren bu ifadeleri çocuğuna sarf ederken en ufak bir rahatsızlık dahi duymuyor. Çünkü kendisinin anne olduğunu ve çocuğu üzerinde her türlü tasarruf hakkının bulunduğunu düşünüyor.
Biz anneler çocuklarımız üzerinde sınırsız haklara sahip olduğumuza inanıyoruz.
Oysa çocuklarımız bizden farklı ve bizden bağımsız birer fert ve biz kendimize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi onlara reva göremeyiz.
Çocuklar her ne kadar umursamaz bir tavır içinde görünseler de, hassas ve kırılgan bir yapıya sahiptirler. Kurşundan cümleler çocuğun doğrudan yüreğine işliyor ve orada kronik bir yara açıyor. Bizler o yaraları erken yaşlarda fark edemeyebiliriz, fakat ileriki yıllarda her şey su yüzüne çıkıyor.
Uzmanlar duygularımızın kırılgan bir zeminde yer aldığını ve düşünceden önce şekillenmeye başladığını ifade ediyorlar. Bizim umursamaz bir tavırla sarf ettiğimiz o sözler çocuğun benliği üzerinde negatif etki yapıyor. Bu nedenle çocuklarımızla ilişkilerimizde hassas olmalı ve onlara aptal, ahmak, hırçın, edepsiz, ahlâksız, tembel, yalancı gibi ifadeleri kullanmamalıyız.