Babası, asgari ücretle çalışan bir işçi çocuğu yolda 500

TL bulur ve hemen okul müdürüne gider ve parayı teslim eder. Nihayet

araştırmalar sonucunda, bulunan paranın bir imama ait olduğu ortaya çıkar.

Çocuğa bu parayı cebine koymak yerine neden okul müdürüne getirdiği

sorulduğunda ise, “Allah’tan korktum, günah olur, sonra Allah beni sevmez”

cevabını verir. Burada çocuğun Allah’ın sevgisini kaybetmekten korktuğu ve

dürüstlüğün Allah’ın sevgisine ulaşmada bir yol olduğunu bilerek haraket

ettiğini görmekteyiz. Yani çocuk Allah’ın sevgisini kaybetmekten korkuyor ve

O’nun razı olmayacağı bir şeyi sahiplenmekten vazgeçiyor. Çocuğun bu davranışı

toplumsal vicdanı harekete geçirdiğinden insanlarımızın ilgisini celbetti ve

olay uzun süre konuşuldu.

Günümüz eğitim metodu ile yetiştirilen çocukların hayatla

bağları haz ve heves boyutunda devam ediyor ve bu alanda destekleniyor. Doğal

olarak, çocuklar ötekinin duygu düşünce ve gereksinimlerini dikkate alamıyor,

sadece kendi hevesleri doğrultusunda hareket ediyor ve kendileri için

yaşıyorlar. Paylaşmayı bilmiyorlar, iyilikseverlik, dürüstlük ahlak maneviyat,

sevgi saygı, paylaşım bu çocukların dünyasında hiç bir şey ifade etmiyor. Doğal

olarak, insanlığın unutulduğu bir çağda, yoksul bir çocuğunun bulduğu parayı

gerekli mercilere iletmesi hepimizin ilgisini çekiyor.

Yolda bulduğu parayı gerekli mercilere uluştıran bir

çocuğun bu davranışı bizlere, çalma, gasp, taciz, adam öldürme ve yaralama gibi

suç faktörlerinin yoksullukla açıklanamayacağını da gösteriyor. Zira Allah

sevgisi ile büyüyen bilinçli bir kişi yaşadığı mahrumiyetin boyutu ne olursa

olsun, kendisine haram kılınan bir eylemin içine giremez. O bunun kendisini

Allahın rızasından ve sevgisinden mahrum bırakacağını bilir ve vazgeçer.

Vazgeçmek burada kişinin imanı ve teslimeyeti ile doğrudan orantılıdır.

Bizler çocuklarımızı Allah sevgisi ile yetiştirmek istiyoruz

ve topluma da bu bilinçle katılmalarını bekliyoruz. Eğer bunu başarabilirsek,

maruz kaldığı şartlar ne olursa olsun, çalmayan, kul hakkı yemeyen, öldürmeyen,

insanlara zarar vermeyen gönlü erdem yüklü nesiller ortaya çıkacaktır ki, bu

nesiller toplumun kurtuluşu için bir ümittir.

Şu bilinen bir gerçek ki, dünyevi hiçbir kariyer eğitim

ve ya ekonomik refah bir insanı gerçek manada iyi ve iyiliksever yapmaya tek

başına yeterli değildir. Bunun için, çocuklarımız akli ve kalbi olarak manevi

bir iklimde yetişmeli ve önce insan olmayı öğretmeliyiz.